Yazı Detayı
26 Şubat 2021 - Cuma 15:11 Bu yazı 61 kez okundu
 
Ayet ve siyaset
Bayram Alacatli
bayramalacatli@hotmail.com
 
 

Bazı insanlar, anlatılarının doğruluğunu vurgulamak için, yemin etmeyi, bazıları da işi abartıp anlatılarını ayetlerle bezemeyi marifet sanırlar. İmamların, yada din alimlerinin dini konulardaki anlatılarını ayetlerle desteklemesine ve ayetlerden örnekler vererek, topluma çeşitli konularda mesajlar iletmesine bir diyeceğim yok. Ama köşe yazarlarının, siyasi içerikli yazılar yazarken, yazdıklarını ayetlerle bütünleştirmesine ve siyaseti de ayetlerin içine sokmasına şiddetle karşıyım.

 
Bir köşe yazarının  "Ben doğruları yazıyorum, yazdıklarımın doğruluğunu falanca ayet onaylıyor" şeklindeki bir yaklaşım biçimiyle, başka bir köşe yazarının "Ben istediğim yalanı yazarım, okurlarımda bu yalanları yutar" şeklindeki yaklaşım biçimi  arasında bir fark yoktur. Tehlikeli olansa kendi siyasi düşüncelerini okurlara empoze etmek için, yazılanları ayetlerle desteklemek.
 
Yazdıklarımı daha iyi anlayabilmeniz için, bu türde yazılmış bir köşe yazısını örnek olarak aldım
 
Türk milleti, ilk kıble değişikliğini 850 – 900’lerde İslam medeniyetine yönelmekle yaptı. Bu kıble değişikliği, Türk milletinin ruhundaki cevheri ateşlemiş, her biri büyük bir medeniyet havzası haline gelen üç büyük devlet kurmasına vesile olmuştur. Selçuklu, Harizmşah ve Osmanlı. Türklerdeki Cihan Hâkimiyeti mefkuresi o kıble değişikliği sayesinde gerçekleşmiştir. Ve millet 1900’lerin başına kadar o ‘kıble’ üzerinde sabit kadem olmuştur.

Osmanlı’nın çöküşü, aydınları, ‘yeni bir kıble’ arayışına sürükledi. Sonunda İttihat ve Terakki ile başlayan çabalar sonucu Cumhuriyet kurulur kurulmaz kıble değişti ve yeni ‘kabemiz’  Batı oldu. Hem de Cenabı Hakk’ın,“Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere (Hıristiyan Batıya) her türlü delili getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Gerçi sen de onların kıblesine uymazsın. Zaten kimse kimsenin kıblesine uymaz. Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun”(Bakara,145) ayetinin ikazına rağmen… "Ben Müslümanım Elhamdülilah diyen bütün Müslümanların dini konularda elbet ki kıblesi Kabe olacak. Ama iş siyasete, bilim ve tekniğe gelince durum değişiyor. Dünyada var olmanın, güçlü bir devlet olarak ayakta kalmanın yolu bilim ve teknikten geçiyor. Bilim ve tekniğin nerede olduğunu ise ilkokul çocukları dahi biliyor.

850-900 yıllarında yapılan kıble değişikliği ile hızla yükselen medeniyetin (Bu dönemlerde Türkler ile Araplar bilim ve teknikte dünyanın babaları konumundaydılar) neden 1700 lü yıllardan başlayarak çöküşe geçtiğini ve 1900 yılına gelindiği zamansa Osmanlı İmparatorluğu'nun sıfırı tükettiğini, bu nedenle de bilimde ve teknikte ileri olan ülkelerin saldırısına uğradığını yazan yüzlerce kitap var. Ama yazar efendi, bu doğruları yazmak yerine, kendi siyasi fikrinin doğruluğunu kanıtlamak için, bu doğruları saklama gereği duyuyor.

İslam medeniyetinin cevherinden bahsedenin, Arapların medeniyette neden geri kaldığını, Osmanlı İmparatorluğu' nun son dönemlerinde kaç tane bilim adamının " Şeytan işiyle uğraşıyor " denilerek boğdurulduğunu, yada zindanlarda çürütüldüğünü de açıklaması gerekiyor.

Hazerfen Ahmet Çelebi gibi ileri görüşlü bir mucidi takma kanatlarla uçtuğu için Cezayir' e sürgüne gönderenlerin ve İstanbul'a ilk defa getirilen otomobili " Şeytan işi" diyerek taş ve tükürük yağmuruna tutanların kıblesi Kabe değil miydi?

Yukarıda, yazısının bir bölümünü örnek olsun diye aldığım köşe yazarının gerçek niyeti, ne bilim, ne teknik, ne yüksek medeniyet seviyesi, nede Türk milletinin ruhundaki cevher. Onun niyeti siyaset yapmak.

Hazret bir süre demagoji yaptıktan sonra bombayı patlatıyor;

  "Şimdi yeni bir seçime doğru gidiyoruz. Bu seçim, ‘eksen kayması’(!) diye nitelenen çabalar sonucu yeniden yöneldiğimiz Kâbe merkezli kıblenin sabitlenmesi veya yeniden Batı merkezli kıbleye dönülmesi seçimi olacak! " 

Bunu söylemek için, Ayetle yol göstermeye, 850 li yılların kalkınmışlığından bahsetmeye gerek var mı?

Çık ortaya, dobra dobra "Oyunuzu falanca partiye verin. Çünkü onun önü Kabe merkezli kıbleye dönük. Öteki partilerin kıblesi belli değil" de, Yada "Ben diğer partilerin Müslümanlığından şüpheliyim, onlara oy verirseniz günaha girersiniz. Oyunuzu benim önerdiğim partiye vererek günahkar olmaktan kurtulun" diyerek işin ciddiyetini ortaya koy ki, okurların senin tasvip ettiğin partinin dışındaki partilere oy vererek cehennemi boylamasınlar.

Türkiye'nin geleceğini tartışırken "Türkler mi Araplaşacak, Araplar mı Türkleşecek?" diyerek sizde sakın fikir yürütmeyin. Çünkü alıntı yaptığım köşe yazısı, Türkiye'nin geleceği konusunda az çok fikir veriyor.

Ve ayağınızı da denk alın, % 60' a yakını cehennemlik olan seçmenlerden birisi olmayın. 

 
Etiketler: Ayet, ve, siyaset,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
81
69
3
12
23
38
2
Fenerbahçe
73
73
7
10
21
38
3
Konyaspor
68
66
10
8
20
38
4
Başakşehir FK
65
56
11
8
19
38
5
Alanyaspor
64
67
12
7
19
38
6
Beşiktaş
59
56
9
14
15
38
7
Antalyaspor
59
54
11
11
16
38
8
Fatih Karagümrük
57
47
13
9
16
38
9
Adana Demirspor
55
60
13
10
15
38
10
Sivasspor
54
52
12
12
14
38
11
Kasımpaşa
53
67
15
8
15
38
12
Hatayspor
53
56
15
8
15
38
13
Galatasaray
52
51
14
10
14
38
14
Kayserispor
47
54
15
11
12
38
15
Gaziantep FK
46
48
16
10
12
38
16
Giresunspor
45
41
17
9
12
38
17
Çaykur Rizespor
36
44
22
6
10
38
18
Altay
34
39
22
7
9
38
19
Göztepe
28
40
24
7
7
38
20
Yeni Malatyaspor
20
27
28
5
5
38
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1
Haber Yazılımı