Haber Detayı
11 Mayıs 2021 - Salı 12:00 Bu haber 101 kez okundu
 
Tarihi dehşete düşüren suikastler
Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un silahlı saldırı sonucu öldürülmesi, akıllara şimdiye kadar yapılan suikastleri getirdi. İşte dünya tarihinde ve Türkiye'de tarihe damga vuran 14 suikast.
Gizemli olaylar Haberi


Eğer insanlığın bir tarihi varsa ve o tarih kutsal kaynaklarda anlatıldığı gibiyse suikastin de bir tarihi vardır. İlk suikasti işleyen kardeşini öldüren Kabil'dir.
 
"Sen de mi Brütüs?" sözüyle tanıdığımız Roma imparatoru da suikaste kurban gitmiştir. Suikast sonucu öldürülen ve tarihi etkileyen kişiler sadece bu ikisi değil elbet.
 
1- Martin Luther King Suikasti
Tüm dünyada ses getirmiş olan insan hakları savunucusu Martin Luther King "Benim bir hayalim var" diyerek tüm dünyadaki insan eşitliği hareketine öncülük etmiştir. Özellikle Amerika'daki siyahilerin haklarını savunun Martin Luther King bu davasnda o kadar yol almış o kadar çok kişi tarafından desteklenmiştir ki Martlin Luther King'in bu başarısı bazı beyazların işine gelmemiştir. Bunun üzerine 4 Nisan 1968 Perşembe günü adını John Willard olarak yazdıran bir adam Martin Luther King'in otelinin karşısınındaki bir pansiyondan oda tutmuştur. Martin Luther King motelinin balonuna çıkıp aşağıdaki şoförü ve arkadaşlarıyla konuşurken uzun namlulu tüfeğe sahip olan adam tüfeğini karşı pansiyondaki odasının banyosunun pervazına dayamıştı. Tetiği çektiği gibi tüfekten çıkan tek kurşun Martin Luther King'in ensesinden girip çenesinden çıktı. Balkona yığılan Martin Luther King'in ölü bedeni ülke çapındaki tüm siyahları ayaklandırdı. "Tüm ülkede beyazlar durdurulamayacak, tüm siyahlar silahlanın sesleri yükseliyordu" Ülke çapında yükselen kargaşa çok zor dinginleştirildi.
 
2- Rasputin Suikasti
Grigori Rasputin, cinsel hayata düşkünlüğüyle ve doğaüstü önsezileriyle çarlık Rusya'sının en önemli kişilerinden birisiydi.
 
Rasputin 1886 ile 1901 yılları arasında 15 sene boyunca Rusya’da gezip her yerde vaazlar verdi. Yunanistan’da bulunan Athos Dağı’na kadar gitti.
 
1905′te St. Petersburg’da Rasputin’in de katıldığı büyük bir dini toplantı yapıldı. Rasputin, orada Johann Von Kronstadt gibi saygın din adamlarıyla tanıştı ve kısa zaman içinde ünü yayıldı. Kendisine Çar’ın sarayına kadar bütün kapılar açılmıştı.1907 yılında Çar’ın oğlu Alexei hemofili hastalığına yakalanmıştı. Doktorlar, iç kanamalarını durduramayınca artık tıbbın çare olmadığını ve Alexei'nin yakın zamanda öleceğini bildirdiler. Bu durumun üzerine Çariçe, ermişliği ile günden güne meşhur olan Rasputin’i, saraya çağırdı. Rasputin, küçük Alexei’in iç ve dış kanamalarını bir iki dakika içerisinde dua ederek ve elleriyle dokunarak inanılmaz şekilde durdurdu sonrasında ise sarayda kaldı. Rasputinin saraydaki konumunu çekemeyen Felix Yussupov adındaki prens önce Rasputini zehirledi işe yaramadı. Sonra silahla vurdu yine işe yaramadı. Rasputin ölmüyordu. Arkadaşı ateş etti yine ölmedi. Rasputini arabaya attılar alnınan sıkıp nehre attılar uzun bir süre aradan sonra Rasputinin ölü bedeni anca bulunabildi. İşin en garip kısmı ise Rasputin'in ölmeden önce yazdığı mektupta öleceğini tarihiyle birlikte bilmesiydi.
 
3- John F Kennedy Suikasti
Kennedy, 22 Kasım 1963 cuma günü, saat ile 12.30 sularında eşiyle üstü açık bir arabada Dallas'taki bir konvoyun arasında ilerlerken ateş açıldı. Kennedy, ensesine ve başına isabet eden iki kurşunla Parkland Hastanesi'ne götürülürken yolda hayatını kaybetti. Vali Connally ise ağır yaralanmasına karşın kurtarıldı.
 
Suikastin yaşandığı gün, cinayetin sorumlusu olarak yakalanan 24 yaşındaki Dallaslı Lee Harvey Oswald de iki gün sonra bir gece kulübünün sahibi olan Jack Ruby tarafından Dallas polis müdürlüğünün önünde öldürüldü.
 
Olaydaki en büyük nokta ise aşağıdaki komplo teorileriydi:
 
1) John F. Kennedy İsrail’in nükleer programına ters düştüğü için İsrail tarafından öldürülmüştür.
 
2) Suikast, Pentagon,FBI,CIA ve Gizli Operasyonlar birimlerinin ortak bir suikastidir. Jim Garrison suikast ile birlikte başkan yardımcısı göreve atanacaktır ve bu sebeple hükümete gizli bir darbe yapılmıştır.
4- John Lennon Suikasti
Beatles'ın efsanevi ismi John Lennon son yıllarınca insan hakları savunuculuğuna büyük önem vermiştir. Bestelerinde kadın haklarına, ırkçılığa değinmiştir. Hristiyanlık karşıtı görüşlere de hakim olan John Lennon 8 Aralık 1980'de saat 22:50'de New York'ta Mark David Chapman tarafından sırtından 4 kere vurulmuştur. Hemen hastaneye kaldırılmasına rağmen 23:07'de John Lennon'un yaşamını yitirmiştir. John Lennon müzik tarihinin en büyük kayıplarından birisi olarak gösterilir. Yukarıdaki resimde John Lennon ve katili David Chapman'ı görebilirsiniz. Lennon, Chapman'a imza veriyor.
 
5- Abdi İpekçi Suikasti
Abdi İpekçi 20 yılı aşkın süredir Milliyet gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yapmış tarafsız gazetecilik ve habercilik ilkesinin yegane isimlerindendir. 1972 yılında Türkiye Basın Enstitüsü Başkanı olan Abdi İpekçi, 1 Şubat 1972 tarihinde Papa suikastiyle adından söz ettirmiş olan Mehmet Ali Ağaca tarafından suikaste kurban gitmiştir. Trafikte arabasının içinde yaşamını yitiren Abdi İpekçi özgürlük savunucusu olarak 1 Şubat 1979'da Türkiye'de hayata gözlerini yummuştur.
6- Mahatma Gandhi Suikasti
Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin öncüsü Mahatma Gandhi şiddetsiz eylem hareketinin öncüsü ve ruhani bir liderdir. Tüm Hindistan'ı kendisine ruhani olarak bağlayan asla şiddetli eylem yapmayan haftalarca ölüm orucuna yatan Gandhi öncüsü olduğu Hindistan Bağımsızlık Hareketini de başarıyla sonlandırmıştır. Çabalarının sonucunda Hindistan 1947 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Fakat bu başarının öncüsü Gandhi, 1948 yılında Nathuram Vinayak Godse tarafından suikaste kurban giderek yaşamını yitirmiştir.
 
7- Malcolm X Suikasti
Malcolm X Amerika'daki Müslüman hareketinin ve siyahi haklarının savunucusuydu. Amerika'dan çıkıp Müslüman ülkelerine giden ve ordan da Hac'a giden Malcolm X Müslüman olduktan sonra şunları söylemiştir. "Ben ırkçıydım ve İslâmiyeti ancak o şekilde benimsemiştim. Fakat Hz. Muhammed ve Hz. İbrahim'in yaşadıkları kutsal ülkeleri ziyaret ettikten sonra şimdi gerçek bir Müslüman oldum. Artık eski ırkçı değilim." Malcolm X'in bu konuşması beyaz ve zenci Hıristiyanların yanında kendisini Amerika'da peygamber ilan eden Elijah Muhammed'in de düşmanlığını kazanmasına yol açtı.
 
1965'te Hac dönüşünden kısa bir süre sonra New York'ta bir salonda dini konuşmalarından birini yaparken, kendisine sekiz adım uzaklıktan ateş edilerek öldürüldü.
 
Malcolm X'i, Elijah Muhammed'in öldürttüğü ileri sürüldü, Amerika zenci Müslüman hareketinin "Peygamberi" Elijah Muhammed ise bu söylentileri yalanlamak için yaptığı basın toplantısında: "O çok konuşuyordu, cezasını buldu!." dedi.
 
8- Abraham Lincoln Suikasti
Lincoln, Birleşik Devletlerde yapılacak olan seçimlere 1960 yılında adaylığını koymuş ve seçimleri kazanarak 4 Mart 1961'de ABD'nin 16. Başkanı olmuştur. Lincoln seçimlerden sonra ABD başkanı olarak "Cooper Union" adlı tarihi konuşmasını yapmış, bu konuşmada köleliği savunan eyaletlere göndermede bulunmuş ve kuzeyin en güçlü kişisi olmuştur. Bunun üzerine Lincoln'ün ABD başkanlığını kabul etmek istemeyen başta Güney Carolina olmak üzere Mississippi, Florida, Alabama, Georgia, Lousiana ve Texas eyaletleri birlikten ayrılma kararı almışlar ve birleşerek “Confederate states of America” (Amerika Konfedere Devletleri) adındaki birliği kurmuşlardır. 12 Nisan 1861'de, konfedere devletlerin oluşturduğu milis kuvvetlerin Fort Sumter‘a saldırmasıyla Amerika tarihinin en önemli olaylarından olan Amerikan İç Savaşı başlamıştır. Lincoln bu olağanüstü karışık dönemde en büyük acıyı oğlu Willie’yi kaybederek yaşamış ve bu acı onun daha çok direncini arttırmıştır. Lincoln 1 Ocak 1863 tarihinde Emancipation Proclamation'ı (Özgürlük Bildirgesi) yayınlamıştır. Bu bildirge ile tüm köleleri azat edilmiş sayılmış ve her eyaletin içinde karışıklık yaşanmasına sebep olmuştur. Lincoln, İç Savaş sonrasında yapılan seçimi kazanmış ve tekrar 4 Mart 1865'te Amerika Birleşik Devletleri'nin başkanı olmuştur. Fakat Lincoln Amerika'da köleliği kaldırmasının bedelini hayatıyla ödemiştir. 14 Nisan 1865'te Washington, D.C.’deki Ford Tiyatrosu‘nda sunulan "Our American Cousin" (Amerikalı Yeğenimiz) temsilinde suikastta uğrayarak yaşamını yitirmiştir.
 
9- Rıdvan İsmail Paşa Suikasti
Bedirhaniler'den Abdülrezzak Efendi, konağının önündeki kaldırım yapılmayınca Rıdvan Paşa'nın yardımcısı Ahmet Ağa'yı alıkoymuş, dövmüş ve kaldırım yapılmayıncaya kadar serbest bırakmayacağını Rıdvan Paşa'ya iletmişti. Rıdvan Paşa'da kaldırım yapılacak bahanesiyle işçi kılığındaki adamlarını gönderip Ahmet Ağa'yı aldırınca ve çıkan kargaşada iki taraftan da insanlar yaralanınca Sultan II. Abdülhamid durumun yatışması için iki tarafın da barışmasını istemişti. Kısa süreli sessizlik Abdülrezzak efendi tarafından bozuldu. 23 Mart 1906 Cuma günü Abdülrezzak efendi 4 adamına Rıdvan Paşa'yı kurşunlattı. 4 katilin de ortak özelliği Kürt kökenli olmalarıydı. Hem kökenleri hem de saldırıdan sonra Abdülrezzak Efendi'nin konağına sığınmaları katillerin Bedirhanilerden olduklarını ele verdi. Tarihe Rıdvan İsmail Paşa Suikasti olarak geçen bu olay sonucunda 160 Bedirhani ve onlarla alakası olan 3 bin Kürt Trablusgarp ve Şam'a sürgün ettirildi. 2 yıl sonra affedilen Bedirhaniler ise geri döndü.
 
10- Uğur Mumcu Suikasti
Türkiye'nin en aydın gazetecilerinden birisi olan Uğur Mumcu, birçok kişiyi rahatsız eden yayınlar çıkarmıştı. Derin devlet, mafya ilişkilerine değinen Mumcu özgür bir gazeteci olarak bilinmeyenleri göz önüne seriyordu. PKK eylemleri, terörist saldırılar ve Ağca'nın Papa'ya suikast girişimi Uğur Mumcu'nun döneminde yaşanan siyasi ve bürokratik olaylardı. Ağca ile cezaevinde röportaj yaprı, Papa - Mafya- Ağca adlı kitabı yayınladı, Kürt- İslam ayaklanması adlı makalesini yayınladı. Uğur Mumcu belirli kitleleri kesinlikle üzerine çekiyordu. Hatta Mossad ve Barzani adlı bir yazı yazdı ve "Kürtler bağımsızlık savaşı veriyorsa Mossad ve CIA ile ne işi var? Mossad ve CIA antiemperyalist savaşlar veriyor da tüm dünya mı yanlış biliyor?" dedi. Ve nitekim 24 Ocak 1993'te Ankara'da arabasının kontağını çevirdiği anda bomba patladı ve Uğur Mumcu'nun da içerisinde bulunduğu aracı havaya uçurdu. Cinayet soruşturmasını yürüten Başsavcı Nusret Demiral ise cinayette RDX patlayıcı madde içeren C4 tipi bombanın kullanıldığını belirtmişti. Bu tip bombaların genellikle yabancı terör örgütleri tarafından kullanıldığını da eklemişti.
 
 
Suikastin faili hiçbir zaman bulunamadı. Suikasti kimse üstlenmedi. Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal ise "Bu bir provakasyondur" dedi. Birçok kişiye göre Uğur Mumcu cinayeti Türkiye'yi bir laik-anti laik çatışmasına sürmek için yapılmıştı.
 
11-Jül Sezar suikasti
Korsanların elinden kurtuldu. Roma'ya imparator oldu. Siyasetiyle, savaşıyla, stratejisiyle hep tartışıldı. Muhalifleri onun hayatına aralarına aldıkları oğlunun kılıcıyla son verdi.
 
15 Mart M.Ö. 44 tarihinde bir grup senatör, Senatoya gücünü geri vermesini rica eden bir dilekçe taslağını okuması için Sezar'ı çağırdı. Ancak, dilekçe bir kandırmacaydı.
Sezar, sahte dilekçeyi okumaya başladığı sırada, dilekçeyi kendisine sunan Tillius Cimber, Sezar'ın togasını aşağı indirdi.
 
Sezar, bağırmaya başladığı anda diğer düşmanları da gelip etrafını sardı. Sezar'ı hançerleyenlerin yaklaşık 60 kişi olduğu söyleniyor.
 
Romalı diktatörün son sözleri bilinmiyor ama, kendisini hançerleyenler arasında oğlunu görüp: "sen de mi Brütüs?" dediği ifade ediliyor.
 
Tam olarak son sözlerinin ise "Sen de mi Brütüs? Sen de mi çocuğum? Öyleyse yıkıl öl Sezar." olduğu rivayet ediliyor.
 
Sezar'ın ölümünden sonra Brütüs ve beraberindekiler "Roma halkı bir kez daha özgürüz" diye haykırdı. Sezar'ın üzerinde 23 yara izi bulunan heykeli dikildi.
 
 
SUİKASTİN SONUÇLARI
Sezar'ın öldürülmesi, suikastçilerin öngöremediği şekilde Roma Cumhuriyeti'nin sonunu hızlandırdı. Sezar, tek mirasçısı olarak yeğeni Octavian'ı işaret etmişi
 
Sezar öldüğü sırada henüz 19 yaşında olan Octavian, Büyük Sezar'ın da evlatlık oğluydu. Ancak, Brütüs ile Marcus Antonius arasındaki anlaşma, pozisyonunu yeniden gözden geçirmesine neden oldu.
 
Marcus Antonius, daha sonra Sezar'ın sevgilisi Kleopatra ile evlendi.
 
12-HZ. ÖMER SUİKASTİ
Adaletiyle ün saldı. Yahudi bir köle tarafından "adaletsiz vergi alınıyor" gerekçesiyle secdede hançerlenerek öldürüldü.
 
 
Hz. Ömer, "Müslüman oluşu fetih, hicret edişi zafer, halifeliği ise rahmet" olarak tanımlanan bir halifedir. Mekke'de doğan İslam dinini durdurmak üzere yola çıkmış; hatta, Hz. Muhammed'i öldürmeye de gönüllü olmuştur.
 
 
Kur'an okuyan kız kardeşi ve kocasını görünce ellerinden alıp okumaya başlar. Ve Hz. Muhammed'i öldürmek üzere yola çıktığı anda bu niyetinden vazgeçer. İşte Kur'anla tanıştığı o günden sonra Hz. Muhammed'in yanından hiç ayrılmaz.
 
 
637 yılında Müslümanların Kudüs'ü savaşmadan teslim almasında büyük rol oynamıştır.
 
Halife olduğu dönemde halktan birinin kendisine sunduğu bal şerbetini içmemesi ilginç bir anekdottur. Kendisine özel ayrılan şerbeti sunan Medineli Müslüman'a "halkın çoğu içmek için su bulamazken, ben burada bal şerbeti içemem" cevabını verir.
 
 
10 yıl halifelik yapan Hazreti Ömer, 644 yılında sabah namazını kılarken bir köle tarafından sırtından hançerlenerek ağır yaralanır.
 
 
Yaraları dikildikten sonra namaz kılmaması tavsiye edildi ancak o "namazımı bırakmaktansa, karnım yarılsın daha iyi" diyerek tavsiyelere uymadı.
 
Hz. Ömer, secdede "Allah'tan geldik ve tekrar ona döneceğiz" diyerek can verdi.
 
13-NİZAMÜLMÜLK SUİKASTİ
Devlet için kendini adadı. Adil ve güvenilir bir vezir oldu. Atamasını yaptığı Hasan Sabbah'ı onursuz bir şekilde görevden alınca düşman kazandı.
 
Melikşah'ın gazabını üzerine çekti. Sabbah'ın fedailerince suikaste kurban gitti.
Büyük Selçuklu Devleti'nin veziri Nizamülmülk, Sultan Alparslan ve Sultan Melikşah'ın yanında devletin kurumsallaşmasını sağlayan en önemli şahsiyettir.
 
 
27 Kasım 1072'de Alparslan şehit edilince, oğlu Melikşah'ın tahta çıkmasını sağladı. Melikşah'ın da sultanlığını kabul etmeyenler vardı. Amcaları ayaklandılar.
 
Nizamülmülk, bütün bu karışıklıkları büyük bir ustalıkla düzeltti ve Melikşah'ın sultanlığını meşru hale koydu.
 
 
Nizamülmülk'ün devletteki nüfuzunu ve Melikşah'a olan yakınlığını çekemeyenler, Melikşah ile veziri Nizamülmülk'ün arasını açmaya çalıştılar.
 
 
Nizamülmülk'ün oğlunun öldürülmesinden sonra da vezir ve Şah'ın arası iyice açıldı.
 
 
Nizamülmülk, Ömer Hayyam'ı İsfahan'daki istihbarat görevine getirmek ister; ancak Hayyam bu görevi kabul etmez.
 
 
Arkadaşı Hasan Sabbah'ın bu göreve getirilmesini tavsiye eder. Sabbah ise göreve geldikten sonra ikinci sayfası eksik olan bir raporla Şah'ın karşısına çıkar. Bu duruma kızan sultan, Sabbah'ın öldürülmesini ister.
 
 
Sabbah ise ölüm emrinde vezir Nizamülmük'ün parmağı olduğunu düşünür. Ömer Hayyam, ölüm emrinin önüne geçer ve Sabbah, içinde büyük bir kinle Selçuklu topraklarını terk eder. Semerkant'a kaçan Hasan Sabbah'ı ele geçirmek isteyen Melikşah, ülkeyi ele geçirme planları yapar.
 
 
Melikşah'ın gözde cariyelerinden Terken Hatun'un Semerkant hükümdarı olan yeğeninin esir alındığı haberini yayar. Bu plan Melikşah üzerinde etkili olan Terken Hatun'u ve dolayısıyla da Melikşah'ı kızdırır.
 
 
Dedikodular ve fitne fesat yüzünden Nizamülmülk ile Melikşah'ın arası iyice açılmıştır.
 
 
Melikşah, bir gün elçisiyle Nizamülmülk'e "ülkeyi sen mi yönetiyorsun ben mi?" yazan bir not gönderir. Bu arada Nizamülmülk, cilt kanseridir ve 1 aylık ömrü kalmıştır.
 
 
Melikşah'ın notuna karşılık olarak "ben yönetiyorum, çünkü şimdiye kadar yapılan her şeye ben yardımcı oldum. Tahta çıkmana da ben yardım ettim ve sana o gücü ben verdim." diye bir not gönderir.
 
 
Bu notu okuyan sultan Melikşah, Nizamülmük'ü öldürtmeye karar verir ve bu iş için azılı düşmanı Hasan Sabbah'ı seçer.
 
 
Nizamülmülk, hekimi ve dostu Ömer Hayyam ile vedalaşır.
 
 
Melikşah'a ölmeden birkaç gün önce rüyasında Peygamber Efendimizi gördüğünü ve kendisine "Allah senin canını sen istediğin zaman alacak" dediğini söyler.
 
 
Kendisinin de peygambere "insanın, ne zaman öleceğini bilmesi çok kötü bir şey, onun için Allah benim canımı sultanımın canından kırk gün evvel alsın." dediğini de ekler.
 
Anlattığına göre, Peygamber efendimiz de onun bu dileğini "tamam, Allah senin canını sultandan kırk gün önce alacaktır" diyerek onaylar.
 
 
Melikşah, bu sözlerden sonra açıkça tehdit edildiğini anlar ve boğazı düğümlenir. Yemekten sonra çadırına doğru ilerleyen Nizamülmük, gizemli bir adam tarafından hançerlenerek öldürülür.
 
 
Cinayeti işleyenin, Hasan Sabbah'ın kurucusu olduğu suikast örgütü "haşhaşiler"den biri olduğu anlaşılır.
 
14-BENAZİR BUTTO SUİKASTİ
Pakistan'ın kaderi değişmiyor. Askeri darbeler ülkedeki siyaseti yok ediyor. Benazir Butto'nun babası Ali Butto da bir darbe sonrası idam edilmişti. Kızı da sürgün hayatından sonra suikastle ortadan kaldırıldı.
 
 
Darbeler ülkesi olarak anılan Pakistan'da iki dönem Başbakanlık koltuğuna oturan Butto, Oxford ve Harvard'da eğitim almıştı. Siyasetten dolayı babasız büyüdü, sürgün yedi, mağdur edildi ve yine siyasetin çirkin yüzüyle tanışıp suikastle ortadan kaldırıldı.
 
 
Seçim çalışmalarına katılmak üzere Pakistan'a dönüş kararı alan Butto'ya karşı, El Kaide örgütünün saldırı tehdidinde bulunması üzerine, Müşerref, Butto'nun dönüşünü ertelemesini ve yüksek mahkemenin kendisiyle ilgili af istemine ilişkin kararını beklemesini istedi.
 
 
Bu isteğe uymayan Benazir Butto, 18 Ekim 2007 gecesi, 8 yıllık sürgünden sonra Pakistan'a geri döndü. Ancak yandaşlarının sevgi gösterileriyle karşılanan Butto aynı gün bombalı bir suikast girişimine hedef oldu.
 
 
Karaçi kenti yakınlarında gerçekleşen ve Benazir Butto'nun yara almadan kurtulduğu bu saldırıda 138 kişi yaşamını yitirdi, 248 kişi de yaralandı.
 
 
Saldırının üzerinden iki ay geçtikten sonra Butto, halk mitinglerine katılmaya devam etti ve güvenlik sorununa rağmen Ravalpindi'de düzenlenen mitinge katıldı.
 
 
27 Aralık 2007'de Ravalpindi'de toplanan muhteşem kalabalık Butto'nun ayak izleri gibiydi. İlgi müthişti, ama bu kalabalık içinde ya bir suikast olursa? Ve korkulan oldu.
 
 
Butto konuşması bittiğinde aracının sunroof'undan halkı selamlıyordu. Halka gönderdiği selamı ve gülümseyen yüzüyle mutluluk içindeyken, araca yakın bir yerden silah sesi duyuldu.
 
 
Sonra iki el ateş edildi. Butto, aracın içine saklanarak, yara almadan kurtuldu; ancak saldırgan kararlıydı. Silahla istediğini elde edemeyince aracın yakınında üzerindeki bombanın fitilini ateşledi.
 
 
Patlamanın şiddetiyle başının sağ tarafını aracının sunroof'unun koluna çarpan Butto, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.
 
 
Kafatasında kırık olan Butto, ameliyata alındı; fakat kurtarılamadı. Butto'nun yerel saatle 18.16'da öldüğü açıklandı.
 
 
Suikast sonrasında, Pakistan hükümeti suikastle ilgisi olduğu düşünülen 15 yaşında bir çocuğu tutukladı. Butto'ya suikast düzenleyen timden olduğunu kabul ettiğini belirten polis yetkilileri ayrıca Pakistan'daki Şii azınlığa karşı yeni bir intihar eylemini önlediklerini duyurdular.
 
 
Butto suikastini terör örgütü El Kaide üstlendi ama Butto'nun Amerikalı sözcüsü Mark Siegel'e gönderdiği bir elektronik postada "Pakistan'da başıma bir şey gelirse sorumlusu Pervez Müşerref'tir" yazdığı ortaya çıktı.
Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Tarihi, dehşete, düşüren, suikastler,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
36
29
0
3
11
14
2
Konyaspor
26
23
2
5
7
14
3
Hatayspor
26
23
4
2
8
14
4
Fenerbahçe
24
20
4
3
7
14
5
Alanyaspor
24
20
4
3
7
14
6
Fatih Karagümrük
22
21
4
4
6
14
7
Başakşehir FK
22
20
6
1
7
14
8
Galatasaray
22
19
4
4
6
14
9
Beşiktaş
21
22
6
3
6
15
10
Adana Demirspor
20
20
4
5
5
14
11
Antalyaspor
18
18
6
3
5
14
12
Gaziantep FK
18
17
6
3
5
14
13
Altay
17
18
7
2
5
14
14
Sivasspor
16
20
4
7
3
14
15
Kayserispor
16
18
6
4
4
14
16
Giresunspor
16
12
6
4
4
14
17
Yeni Malatyaspor
13
12
9
1
4
14
18
Kasımpaşa
11
14
8
5
2
15
19
Göztepe
11
13
7
5
2
14
20
Çaykur Rizespor
10
12
10
1
3
14
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1
Haber Yazılımı