Haber Detayı
03 Ekim 2021 - Pazar 17:55 Bu haber 80 kez okundu
 
Ortaçağda seks, ahlak ve skandal
21. yüzyılda, çoğu insan yakın ve cinsel ilişkilerini özel bir mesele olarak görürken. Orta Çağ'da hem erkeklerin hem de kadınların yaşamlarında özel ve kamusal alanlar arasındaki ayrım daha bulanıktı. Topluluk üyeleri, orta çağdaki seks de dahil olmak üzere birbirlerinin davranışlarını kamusal dedikodu yoluyla şekillendirmeye ve kontrol etmeye ve istenmeyen davranışlar gözlemlendiğinde yetkililere rapor vermeyi aktif olarak kullandılar
Gizemli olaylar Haberi


Kanun , ortaçağda, tıpkı şimdi olduğu gibi, seks ve evliliği yönetiyordu, ancak günümüz kanunlarından farklı olarak o dönemin kanunları insanların özel hayatlarına ait bazı mahrem yönlerine çok daha fazla karışıyordu. Vatandaşların “özel” yaşamları üzerinde yargı yetkisi konsorsiyum mahkemesiydi ve İngiltere'deki geç ortaçağ döneminden günümüze ulaşan dava kayıtlarında, ortaçağın seks skandallarıyla ilgili çok sayıda hikaye yer alıyor. 


Chester Katedrali konseyi mahkemesi. (Joopercoopers / CC BY-SA 3.0 )

Consistory Mahkemeleri Neydi?
Ortaçağ İngiltere'sindeki adalet sisteminde, farklı davalar için farklı mahkeme türleri yer alıyordu.Bu ayrışımda günümüz mahkemelerini andırıyordu. Bir yanda kraliyet ya da laik mahkemeler vardı. Öte yanda, yerel piskoposluktan bir dini yargıç tarafından yönetilen konsorsiyum mahkemeleri vardı. Kilise mahkemeleri günahkârlıkla (zina veya zina gibi ortaçağ cinsel eylemleri dahil ) suçlananların davalarına baktığı gibi ve din adamlarının işlediği suçlara bakıyordu.


İstikrarlı mahkemelerin ele aldığı iki ana dava türü vardı; ilki, birinin ahlaka veya kilise kanunlarına karşı bir suç işlediğini itiraf ettiği veya suçlandığı “cezai” suç davalarıydı. İkinci tür, davacıların evlilik sözleşmelerini icra etmek , iftira için tazminat talep etmek veya bir sözleşmenin ihlali için tazminat talep etmek gibi nedenlerle dava açabilecekleri hukuk davalarına benzerdi . Cinsel istismar suç veya hukuk davası olarak mahkemelere taşınabileceği gibi, davanın niteliğine göre laik mahkemelerde de ele alınabilirdi.


Ortaçağda hukuk, insanların özel hayatlarının mahrem yönlerini bugün olduğundan çok daha fazla yönetiyordu. (Jean-Auguste-Dominique Ingres / CC BY 2.0 )

Hukukun Gözünde Seksin Giriş ve Çıkışları
Modern hukuka göre, konu seks olduğunda çok az “yasadışılık” vardır ve bunlar tecavüz veya ensest gibi ihlallerle sınırlıdır. Ortaçağ hukukuna göre, özellikle kilise kanunlarına göre, daha birçok yasadışı seks kategorisi vardı. Ortaçağda cinsel ilişki, yalnızca çocuk sahibi olmak amacıyla evlilik içinde gerçekleştiğinde yasal kabul ediliyordu. Evli olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişki günah olarak kabul edilirken, yine de bir kişinin üstlenebileceği en az rahatsız edici yasa dışı cinsel ilişki biçimiydi.


Evli olmayan bir kadının seks yapması toplumsal olarak kabul edilemez olsa da, namusu ve değeri onun cinsel itibarı tarafından tanımlandığı için erkeklerin belirli bir miktarda evlilik öncesi cinsel ilişkiye girmesi normal sayılıyordu. Bununla birlikte, evlilik öncesi cinsel ilişki, kişinin işleyebileceği en kötü ahlak suçu değildi. Zina, ensest ve bir rahibeyle cinsel ilişki ağır suçlar kapsamındaydı. Ayrıca kan bağı olan kişilerin evlilik yoluyla dahi ilişkiye girmesi ensest ilişki olarak kabul edildi.

Din adamları veya kilisenin erkekleri ile cemaat üyeleri arasındaki seks de ciddi bir suç olarak kabul edildi, çünkü kilisenin erkekleri kilise kanunları tarafından manevi sürülerinin “babaları” olarak tanımlandı ve bu nedenle manevi topluluk üyeleri “manevi akrabalık” olarak adlandırıldı . Bu durumlarda ensest tanımına manevi akrabalık da dahildir.

Orta Çağ'da rıza yaşı da farklıydı. 16 yaşından küçük bir çocukla cinsel ilişki çoğu modern Batı toplumunda yasa dışıyken, orta çağda 7 yaşındaki çocuklar ile ilişkiye yasal olarak ön rıza verebiliyordu. Tam rıza yaşı 14'tü, ancak 12 yaş ve üzerindeki kızlar, evlilik sözleşmesi durumunda yasal olarak rıza gösterebilirdi. Aristokrasiye veya yönetici sınıflara ait olmadıkça, çoğu kızın bu kadar genç yaşta evlenmesi nadirdi.


Çoğu köylü, tarım toplumunda olduğu gibi, ortaçağ İngiltere'sindeki insanlar, onlu yaşlarının sonlarında veya 20'li yaşların başında evlenmeye ve evlendikten sonra birden fazla çocuğa sahip olmaya eğilimliydi. Hem yetişkinler hem de çocuklar arasındaki ölüm oranları bugün olduğundan çok daha yüksekti, bu nedenle, özellikle bir kadın yaşlandıkça doğum daha tehlikeli hale geldiğinden, evlenmek ve çocuk sahibi olmak için genç yaşta evlilikler tercih ediliyordu

“Evlilik borcu” kavramı altında, orta çağda evli insanlar, eşleri istediği zaman seks yapmak zorundaydı. (Gerçek Haçlı Seferleri Tarihi / Youtube )

Evlilik İçinde Cinsiyet: Evlilik Borcu
Orta Çağ'da evliler, eşleri istediği zaman cinsel ilişkiye girmek zorundaydı. Bu kavram, eşlerin birbirlerine cinsel ilişki konusunda "evlilik borcu" olarak tanımlanıyordu. Kilise, seksin yalnızca çocuk sahibi olmak için bir araç olarak görülmesi gerektiğini ileri sürerken, insanların cinsel ilişkiye girme şekillerinde, Hıristiyanlığın ahlaki anlayışına ters düşmeyecek şekilde belirli bir miktarda seks özgürlüğe izin veriyordu


Ortaçağın ilahiyatçıları ve kilise filozofları, genel olarak, kadınların cinsel ilişki sırasında erkeklere benzer şekilde boşaldıkları düşünüldüğünden, çocuk sahibi olmak için hem erkekler hem de kadınlar için cinsel zevkin gerekli olduğu konusunda hemfikirdiler. Bu nedenle, orta çağdaki bir cinsel karşılaşma sırasında her iki partnerin de diğerini tatmin etmeye çalışacağı beklentisi vardı. Ancak bu zevkin nasıl elde edilebileceğinin sınırları vardı. Bazı fiiller evli çiftler arasında yapılsa dahi günah sayılarak “zina” olarak kabul ediliyordu.

Bir erkek, karısıyla seks yapamayacak durumdaysa ve dolayısıyla onunla üreyemiyorsa, 1490'da Londra'da Alice Barbour'a karşı William Barbour davasında olduğu gibi, kadının boşanma davası açması yasal olarak kabul edilebilirdi. Alice, Davacı, kocası William'ın iktidarsız olduğunu iddia etmiş ve evliliğin feshedilmesini istemiştir. Yine de William, eyleme muktedir olduğunu, ancak karısının “özenle talep etmesine” rağmen basitçe onu arzulamadığını söyleyerek iddiayı yalanladı.

Davayı çözmek için, diğer laik ortaçağ mahkemelerininkine benzer bir süreç kullanıldı; burada bir “matron jürisi” (genellikle 40'lı ve 50'li yaşlarında evli kadınlar), erkeğin iktidarsız olup olmadığını belirlemek için erkeğin penisini incelemekle görevlendirildi.Yapılan inceleme, William için küçük düşürücü olsada Alice'in iktidarsızlık iddiaları kesinlikle doğru gibi gösteriyordu. Tanık, Alice'ye yaptıkları incelemeyi ifade ederken “William, Alice'ye şehvetle yaklaşamaz onunla yada başka bir kadınla çocuk yapamaz, çünkü penis boyu bir kadını tatmin etmeye ve hamile bırakmaya uygun değil.  William'ın penisi neredeyse iki yaşındaki bir erkek çocuğunun penisi boyunda" dedi

Matronlardan oluşan jüri, William'ın evlilik yükümlülüklerini yerine getiremeyeceği konusunda hemfikirdi. Alice, ifadesinde " William'ın sadece iktidarsız olmadığını, penisinin iki inç uzunluğa dahi erişemediğini söyledi. Diğer İki tanıkta, Alice'in ifadesine katıldı. Bu özel davanın sonucu kaydedilmemiş olsa da, kanunen Alice istediği boşanma hakkına kavuşmuştu.

Elbette bazı durumlarda iktidarsız bir erkeğin eşi boşanma davası açamayabilir. Konsorsiyum mahkemelerine bir dava getirmek çok fazla kaynak gerektiriyordu. Süreç pahalı bir girişimdi ve ayrıca hukuk ve yasal süreçler hakkında kapsamlı bilgi gerektiriyordu. Boşanma davası açma imkânı olmayan bir kadın için daha hukuksuz çözümler bulunması gerekiyordu.

Ortaçağda seks, toplum ve kilisenin ilişkilerin ve evliliğin mahrem yönleri üzerinde yargı yetkisi talep ettiği çok daha “kamusal” bir meseleydi. ( Kamu malı )

Ortaçağ İngiltere'sinde Zina ve Zina
Ortaçağ döneminin çoğu için, zina, Roma döneminde olduğu gibi aynı terimlerle tanımlandı: yani, evli bir kadınla evlilik dışı cinsel ilişkiye giren evli bir adam ilişkisi, zina olarak kabul edilecektir, ancak daha sonraki Orta Çağlarda zina tanımı evli erkekleri kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Evli erkeklerin başka kadınlarla seks yapması kesinlikle yasal olmasa da, erkeklerin cinsel günaha meyilli olması doğal bir eğilim olarak görüldüğünden, belirli bir dereceye kadar sosyal olarak kabul edilmişti.

Ancak kadınlar için evlilik dışı seks, evrensel olarak kınandı. Zina eden bir kadın genellikle ahlaki açıdan kusurlu olarak görülmezdi, daha ziyade kocasına kötü bakılırdı, çünkü karısının sadakatsizliğini önlemedeki başarısızlığı, bir koca olarak yetersizliğini ve ahlaki rehber rolünü ihmal ettiğini gösterirdi. Elbette farklı sosyal sınıflar için farklı davranış standartları vardı ve evlilik dışı seks, miras yasaları, veraset ve soy gibi konuların seçkin sınıflara göre daha az önemli olduğu alt sınıflarda daha kabul edilebilirdi.

 

İlginçtir ki, bir kadın kocası evden uzaktayken hamile kalırsa, bu zina anlamına gelmiyordu. Ortaçağ insanları, hamileliklerin modern tıp biliminin beklememizi söylediği dokuz aydan çok daha uzun sürebileceğine inanıyordu. Orta Çağ'da hamileliklerin birkaç yıl sürdüğü iddia ediliyordu! Yasa ayrıca evli bir kadından doğan her çocuğun kocasına ait olduğunu da dikte ediyordu, bu nedenle her zaman hamilelikten onun sorumlu olduğu varsayımı yapılıyordu

Evlenmemiş bir kadının seks yapması farklı bir konuydu. Bu durumda, kadının kendi ahlaki durumunu kötü yansıtacak ve sonuç olarak onu evliliğe daha az uygun hale getirecektir. Genç kadınlar bu şekilde özellikle savunmasızdı ve birçoğunun gelecekteki evlilik umutları, onları sahte vaatlerle yatağa atan vicdansız erkekler tarafından yok edildi. 1488'de Londra'dan Alice Parker ile Richard Tenwinter arasındaki dava, böyle bir değiş tokuşun nasıl gerçekleşebileceğinin güzel bir örneğidir.

Alice, Richard'a gece kalmasına izin vermesi için yalvardıktan sonra, Alice'in yatak odasında yapılan bir evlilik sözleşmesini uygulamak için Richard'a dava açtı. İlk başta Alice, keşfedilme korkusuyla isteğini reddetti. Ama adam ona baskı yaptıktan sonra yumuşadı ve "Beni erkek olduğun kadar iyi bir kadın yaparsan, benimle yatarsın" diye kabul etti. Richard "Yapacağım" diye yanıtladı. Aralarında yapılan bu sözlü anlaşmadan sonra Alice, Richard'ın kendisiyle seks yapmasına izin verdi. Bu ilşki günlerce devam etti


Sözleşmeler, Rıza ve Anlayış
İstediğini elde ettikten sonra Richard, Alice ile sözlü olarak bir sözleşme yapmış olmasına rağmen evliliğe olan rızasını geri çekmeye çalıştı. Sözlü sözleşme, resmiyete dökülmediği için yasal olarak bağlayıcı kabul edilmiyordu. Bu nedenle, Alice'in davayı kazanması ve Richard'ı sözünü tutmaya zorlaması ve itibarını zedelenmekten kurtarması mümkün değildi.

Ne yazık ki, bir kadının itibarının yok edilmesi çok kolaydı ve evlilik öncesi cinsel ilişkiye girdiği ortaya çıkarsa, evlilik umutları neredeyse sıfıra inerdi. Bu ilişki iradesi dışında olsa bile. 


Orta Çağ'da tecavüzle ilgili yasalar inanılmaz derecede karmaşıktı ve kadınlara rıza dışı cinsel ilişkilerde modern kadınların beklediği gibi aynı düzeyde yasal koruma sunulmadı.


Örneğin, Ortaçağda kadının istemese bile kocasıyla cinsel ilişkiye girmek zorunda kalması evlilik borcu kavramı nedeniyle evlilik içi tecavüz sayılmıyordu. Muhtemelen bakire olan genç, bekar kadınlar için, rıza dışı seks tecavüz değildi “stuprum” (“bakireyle seks” anlamına gelir) olarak sınıflandırıldı. Saldırgan suçlu bulunursa, o zaman ya kızla evlenmeli ya da tazminat olarak ödeme yapmalıydı.  Tazminatlar, evlilik umutlarını iyileştirecek bir çeyiz şeklinde mağdurun kendisine değil, mağdurun ailesine ödeniyordu.

Ancak bir erkek, kadının rıza gösterdiğine dair kanıt sunabilirse, masumiyetini kanıtlayabilirdi. Hamile kalan bir tecavüz mağduru durumunda, kadının rıza göstermediğini iddia etmesi zordu. Çünkü ortaçağ inanç sisteminde bir kadının hamile kalması için fiziksel zevk gerekliydi ve bu nedenle hamile kalan bir kadının fiziksel olarak zevk aldığı kabul ediliyordu. Kadın ilişki sırasında zevk eylemi kabul etmişti ve tecavüze uğramamıştı. Teologlar arasında fiziksel zevk ile manevi zevkin aynı şey olup olmadığı ve her ikisinin de rızaya eşit olup olmadığı konusunda bazı tartışmalar vardı, ancak yaygın olarak kabul edilen inanç, bir kadının hamile kalması durumunda muhtemelen tecavüz kurbanı olamayacağıydı. 


Orta çağda cinselliği ve evliliği yöneten yasaların çoğu modern yasalardan çok farklı olmasa da, özellikle kilise tarafından yönetilen ve hem laik hem de kanon yasalarına tabi olan konsorsiyum mahkemelerinde birkaç belirgin farklılık vardı. Kilise hukukunun ahlâk üzerindeki yargı yetkisinin bir sonucuydu ki, bu kanun, ortaçağ insanlarının mahrem yaşamlarına ve ilişkilerine daha açık bir şekilde dahil olmuştur. Günümüzde cinsellik ve evlilik gibi özel meseleler olarak kabul edilecek şeylerin yönetimi, sadece kanunu değil, tüm toplumu ilgilendiren kamusal meselelerdi. Bu vaka kayıtları gibi kamuya açık kayıtların mevcudiyeti, ortaçağ toplumundaki ahlakın meraklı giriş ve çıkışlarını anlamak paha biçilmez bir konuydu. 


yazan:Meagan Dickerson

Kaynak: ANCİENT-ORİGİNS

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Ortaçağda, seks,, ahlak, ve, skandal,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
51
39
1
6
15
22
2
Konyaspor
42
33
3
6
12
21
3
Fenerbahçe
36
35
6
6
10
22
4
Beşiktaş
35
34
7
5
10
22
5
Hatayspor
35
32
8
2
11
21
6
Adana Demirspor
34
30
6
7
9
22
7
Başakşehir FK
34
30
7
4
10
21
8
Alanyaspor
32
32
7
5
9
21
9
Kayserispor
31
30
7
7
8
22
10
Gaziantep FK
31
27
8
4
9
21
11
Fatih Karagümrük
30
29
8
6
8
22
12
Sivasspor
30
29
6
9
7
22
13
Galatasaray
27
26
8
6
7
21
14
Giresunspor
26
21
10
5
7
22
15
Göztepe
24
26
10
6
6
22
16
Antalyaspor
23
22
10
5
6
21
17
Kasımpaşa
21
24
10
6
5
21
18
Altay
18
24
14
3
5
22
19
Çaykur Rizespor
18
19
13
3
5
21
20
Yeni Malatyaspor
15
17
14
3
4
21
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1
Haber Yazılımı