Haber Detayı
09 Haziran 2021 - Çarşamba 21:23 Bu haber 444 kez okundu
 
Echelon sizi dinliyor
Televizyonlarda bir reklam vardı: “Ben erkeği sesinden tanırım” diye… Echelon da sizi sesinizden tanıyor. “Tehlikeli” şeyler konuşuyorsanız, ses kaydınızı alıp, otomatik olarak metne dönüştürüyor ve gerekli birimlere sunuyor.
Gizemli olaylar Haberi


Dünyanın en büyük izleme sistemi Echelon’un merkezi konumunda NSA var. NSA, Kasım 1952'de dönemin ABD Başkanı Harry S. Truman'ın bir genelgesiyle kurulmuş ve dünya çapında iletişim istihbaratı görevi verilen kurumun varlığı uzun bir süre gizli tutulmuştur.
 
Bu kuruluş, görevi gereği iç ve dış iletişimi denetim altında tutarak ülke güvenliği açısından gerekli olanları ayırmakta ve tasnif edip ilgili birimlere sunmaktadır. Sinyal istihbaratı yapan en güçlü servis CIA adı daha çok öne çıksa da, aslında NSA, ABD’nin gerçek gizli servisi ve elektronik istihbarat örgütü durumundadır.
 
Önceleri varlığı bile doğrulanmaktan kaçınılan NSA şu anda istihbarat örgütlerinin kapıldığı şeffaflık politikaları (modası mı demek gerekir yoksa?) uyarınca ne gibi faaliyetlerde bulunduğunu tam olmasa da web sitesinde anlatmaktadır. Örneğin NSA sitesinde kurumun, Sinyal İstihbaratı (Sigint: Signals Intelligence) faaliyeti yaptığı açıkça yazılı. Hatta şeffaflık o kadar almış başını gitmiş ki, elde edilen bilgilerin nasıl değerlendirildiğinin bile izahatı yapılıyor.
 
Şu anda NSA 1972 yılında kurulan Merkezi Güvenlik Birimi’yle (Central Security Service) birlikte çalışmaya başlamıştır. Modern, teknolojik ya da siber istihbarat Sinyal istihbaratını genel olarak uzayda dolaşan telsiz, kablosuz telefon, radar, uydu sinyalleri ve buna bağlı internet trafiğinin toplanması olarak izah edebiliriz.
 
Buna modern, teknolojik ya da siber istihbarat demek de mümkün. NSA, ilk başlarda yer istasyonlarıyla iletişimi denetlerken ilerleyen yıllarda ortaya çıkan uydu teknolojisi ve kablosuz haberleşme imkanları kurumun işini daha da kolaylaştırmış, uydular aracılığıyla iletişim sinyallerini yakalamak ve NSA merkezine aktarmak neredeyse çocuk oyuncağı olmuştur. NSA’nın Ankara’da da ofisi varmış! NSA’nın çeşitli ülkelerde “özel şirket” görüntüsü altında veya bazı askeri üslerde merkezleri var.
 
Bu merkezler ve ABD’deki NSA merkezinde görevli yaklaşık 50 bin personelin bulunduğu çeşitli kaynaklarda yer alıyor. NSA, Türkiye’de de ABD üsleri ve büyükelçilik dışında Ankara’da da özel bir “mühendislik” şirketi görünümünde faaliyet gösteriyor.
 
NSA şirketinin varlığı, Ankara'daki büroda 19 yıl görev yapan emekli Deniz Astsubayı Mehmet Özkan Birben'in, 'izin paralarını alamadığı' gerekçesiyle açtığı dava ile ortaya çıkmıştı. NSA rozetli Türk’ten ilginç açıklamalar Birben, mahkemeye sağlam deliller sunmuştu. Bu deliller arasında NSA'da çalıştığı süre içinde kendisine verilen başarı belgeleri, sadece NSA görevlilerinde bulunan özel rozeti ve 19 yıllık görev süresinde gizli örgütün Türkiye bürosunda çalışan Amerikalılar ile çektirdiği fotoğraflar vardı.
 
Birben, dava süreciyle ilgili bir gazeteye yaptığı açıklamada şunları söyleyecekti: “Türk Silahlı Kuvvetleri'nde Deniz Astsubayı olarak görev yaptığım 1979 yılında NSA'dan gelen teklif üzerine görevimden ayrılarak NSA'nın Ankara'daki Teknik İrtibat Bürosu'nda çalışmaya başladım. 1998 yılına kadar bu büroda görev yaptım.
 
Açık adresini mahkemeye de sunduğum NSA'nın Ankara Bürosu'nun hukuki alt yapısı yoktur. Bu nedenle bana ve NSA'da çalışan diğer Türk personele yapılan ödemeler, paravan şirketler kanalıyla gerçekleştirildi.” İzin parasını alamayınca NSA’yı ifşa etti NSA’nın, Türkiye’de faaliyet gösterdiği yönündeki iddiaları reddetti ancak, 22 bin dolarlık izin paraları Birben’e paravan şirket tarafından olay büyümesin diye hemen ödendi.
 
Ödeme yapıldıktan sonra NSA, Birben’i zorla para sızdırmaktan Türk askeri makamlarına şikayet etti. Ankara Merkez Komutanlığı da NSA’nın şikayeti üzerine Birben’i gözaltına aldı. Bu gelişme üzerine Birben de, NSA'nın asılsız ihbarı nedeniyle gözaltına alındığını ileri sürerek örgüt aleyhine 25 milyar liralık manevi tazminat davası açtı ve davayı kazandı.
 
Bu dava, NSA’nın Türkiye’deki varlığını resmi olarak kabul etmesi açısından büyük önem taşıyor. NSA, ABD şirketleri lehine ekonomik casusluk yapıyor NSA, bir istihbarat örgütü olması hasebiyle sadece ulusal güvenlikle ilgili faaliyetlerde bulunduğu düşünülebilir. Ancak NSA, ülke çıkarları için ihtiyaç duyulan her alanda devreye girip hizmet verebiliyor.
 
Bunu ilerleyen yıllarda teknolojik casusluk da yapmaya başlaması ve ABD şirketlerine de hizmet verir hale gelmesi net bir şekilde gösteriyor. NSA, ABD firmalarına girecekleri ihalelerde üstünlük sağlamak için rakip firmaların iletişimine kulak kabartmış ve AB’nin büyük tepkisini çekmiştir. TÜSİAD, MİT’ten ekonomik casusluk hizmeti istedi Teknolojik casusluğun getirileri, Türkiye’de TÜSİAD’ın da gözünü açmıştır.
 
TÜSİAD, 1988’de MİT’in ekonomik istihbarat biriminin kurulması için MGK’ya bir rapor sunmuştur. TÜSİAD’ın raporundaki şu cümleler bu anlamda dikkat çekicidir: “Gençleşen ve iyi eğitimli MİT kadrolarında ekonomik istihbaratı hak ettiği konuma yükseltecek güçlü bir birim oluşturulması düşünülmelidir.
 
Özel sektörümüz belli ölçülerde MİT'in bazı siyasi risk değerlendirmelerinden yararlanmalı. Bu arada tıpkı birçok Batılı ülkede olduğu gibi, yurtdışındaki faaliyetleri sırasında edindiği ekonomik ve ticari (hatta siyasi) istihbaratı uygun gördüğü şekilde ilgili devlet birimleri ile paylaşabilmelidir.” İzleme faaliyeti nasıl yürütülüyor? Gelelim, NSA tarafında çeşitli yollarla elde edilen verilerin nasıl değerlendirildiğine.
 
Sinyal istihbaratı yöntemiyle toplanan tüm veriler, öncelikle NSA merkezine aktarılıyor. Bu veriler, dünyanın çeşitli yerlerindeki üsler, uydu yer istasyonları, dünya yörüngesindeki uydular, casus uçaklar, gemiler ve denizaltılar tarafından elde edilmektedir. Veriler bir telefon konuşması kaydı, internette dolaşan veri trafiği, radar imajları, telsiz sinyalleri olabilir. Bu veriler tahmin edilebileceği gibi yasal olmayan yöntemlerle elde edilmektedir.
 
ABD, bireylere ve kurumlara ait iletişimi dinleyerek suç işlemektedir. Echelon sistemi, topladığı istihbarat bilgilerini "Intelink" adlı bir bilişim ağıyla kullanıcılara paylaştırıyor. Intelink, ABD'nin 13 ayrı istihbarat örgütüyle bazı dost istihbarat örgütlerini birbirine bağlıyor. Yetkili kullanıcılar bir "ana sayfa" üzerindeki haritanın çeşitli yerlerine tıklayarak istedikleri ülke hakkındaki istihbarat bilgilerine ulaşabiliyorlar.
 
Yarım saatte 1 milyondan fazla bilgi inceliyor Elde edilen bu veriler, Sözlük (Dictionary) adı verilen bir filtreleme sisteminden geçiriliyor. 1982 yılında eski NSA direktörü William Studeman'ın verdiği bilgiye göre tek bir istihbarat toplama sistemi, yarım saat içinde 1 milyondan fazla girdi sağlayabiliyor. Filtreler, bunların 6500'ü dışındakileri atıyor. Bunlardan 1000 kadarı, bir sonraki kademeye iletilmeye değer bulunuyor. Analistler bunların içinden normal olarak 10 tanesini seçiyor ve bunlardan yalnızca bir tanesi sonunda bir rapor haline geliyor.
 
Telefon görüşmeleri nasıl takip ediliyor? Echelon sistemi ile takip edilen telefon görüşmeleri, ses tanıma özelliğine sahip bilgisayarlar tarafından analiz edilir. Takip edilmesi istenen kişinin ses örneği sistemde kayıtlı olduğu için, kişi telefon görüşmesi yaptığında sesinden tanınarak takibe alınabilir. Konuşmalar ses kaydı olarak elde edildikten sonra, otomatik olarak metne dönüştürülür.
 
Oluşturulan metinler, sözcük sözcük taranarak içlerinde "anahtar sözcük" olup olmadığı da sınanır. Eğer görüşme anahtar kelime içeriyorsa, bilgisayarlar o görüşmeyi hem ses hem de metin dosyası olarak arşivler. Daha sonra görüşmeyi kimin yaptığının tespitine gelir sıra. Uydularla birbirine bağlı Echelon ağı, görüşmenin yapıldığı ülkenin kayıtlarına ulaşarak o insanların kimliklerini belirler.
 
Duruma göre, ilgili kişinin bulunduğu ülkeyle güvenlik anlaşması varsa, konuyu o ülkenin güvenlik servislerine bildirir. Echelon sisteminin kullanılmasıyla yeri tespit edilen kişilerden bir de bir operasyonla Türkiye’ye teslim edilen Abdullah Öcalan’dır.Çecenistan eski lideride bu şekilde öldürülmüştür.
 
Peki nedir bu ECHELON ?
 
ECHELON, 5 devletin (ABD, Ingiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zellanda) istihbarat örgütlerinin dünya üzerindeki iletisim sistemlerini denetlemekiçin kurdukları ortak projenin kod adidir. ECHELON projesinin temelleri 1947'deki UKUSA anlasmasıyla atılmıs, ve 1971'de hayata geçmesinden günümüze dek kapsamını ve kullandıgı teknolojileri sürekli genisletmistir.
 
Liderligini ABD Milli Güvenlik Dairesi NSA'in yaptıgı ECHELON'un bugün telefon görüsmeleri, emailler, internet baglantilari, uydu haberlesmeleri gibi akla gelebilecek tüm modern iletisim sistemlerini büyük oranda denetledigine inanılmaktadır.
 
ECHELON nasıl çalısır?
 
ECHELON sisteminin veri toplamak için kullandigi çesitli yollar vardir. Gelismis anten sistemleriyle uydu haberlesmelerini dinlemek (ki çesitli raporlara göre bu antenler ABD, Italya, Ingiltere, Türkiye, Yeni Zellanda, Kanada, Avustralya, Pakistan, Kenya topraklarinda ve muhtemelen diger bazi ülkelerde de faaliyettedir), yeryüzündeki telefon hatlarini dinlemek,internet baglantilarini dinlemek (internet aginin anahtar baglanti-router noktalarinda ECHELON'un veri iletisimini filtreden geçiren sniffer sistemlerinin bulunduguna inanilmaktadir), kitalararasi iletisim hatlarini dinlemek (ABD'nin okyanus tabanindaki telefon hatlarini kontrol altinda tutabilmek için bu kablolara dinleme cihazlari yerlestirdigi bilinmektedir, bu cihazlardan biri 1982'de kablolarin bakimini yapan bir Fransiz sualti ekibi tarafindan bulunmustur) gibi çesitli yöntemlerle, dünya üzerindeki iletisim sistemlerinden geçen veri paketleri ECHELON tarafindan düzenli olarak toplanmaktadir. Elde edilen bu veriler, DICTIONARY (sözlük) adi verilen bir filtreleme sisteminden geçirilir. DICTIONARY, dinlenen veriler içinde ECHELON projesinin 5 ortak devletince belirlenen anahtar kelimeler, isimler, adresler, vs. gibi bilgileri tarayan bir bilgisayarlar agidir. Ayiklanan bu "tehlikeli" iletisim unsurlari uzmanlarca incelenmek üzere takibe alinir.
 
ECHELON bu kadar güçlüyse neden daha önce duymadım? ABD hükümeti ECHELON'un varligiyla ilgili tüm iddialari reddetmektedir. Ama bu yeterli olmamali. Avustralya ve Yeni Zellanda hükümetleri ECHELON'un varligini kabul ettiler. ECHELON hakkinda Avrupa Parlementosu'ndaki ilk rapor 1988'de yayinlandi.
 
1997'de Steve Wright tarafindan hazirlanan politik kontrol teknolojileri konulu ikinci bir Avrupa Parlementosu raporu (raporun ingilizce orijinali http://cryptome.org/echelon-ep.htm) ECHELON hakkinda daha detayli bilgiler içeriyordu. Bu rapora göre ABD, Avrupa'daki telefon, faks, ve email haberlesmelerinin %90'ini ECHELON sistemiyle denetliyordu.
 
Projeye ortak 5 devletin DICTIONARY'ye girdigi anahtar kelimeleri içeren bir veri elde edildiginde, o anahtari içeren iletisim paketi otomatik olarak istegi yapan ülkenin istihbarat örgütüne gönderiliyordu. Avrupa Parlementosu'nu rahatsiz eden nokta, bu sistemin potansiyel terör eylemleriyle ilgili bilgilerin ele
geçirilmesinin yaninda, çesitli ülkelerle ilgili ekonomik istihbaratin da ele geçirilmesine olanak vermesiydi.
 
Gerçektende, soguk savas dönemi sirasinda gelistirilen ve askeri bilgileri filtreleyen çesitli elektronik istihbarat sistemlerinin aksine ECHELON, resmi daireler, sirketler, organizasyonlar ve bireyler gibi kaynaklari dinlemektedir. Avrupa Parlementosu bu kaygilarin sonucu olarak kisisel mahremiyetin korunmasina yönelik bir arastirma komitesi görevlendirdi
(http://www.heise.de/tp/english/inhalt/co/6724/1.html). Italyan hükümeti ECHELON'un bilgi toplama yöntemlerinin Italyan kanunlarina aykiriliginin incelenmesi için bir komisyon kurdu
(http://www.sunday-times.co.uk/.31/stifocnws01003.html...). Danimarka Parlementosu da benzer bir arastirma baslatti. Ve 1999'da, ABD'deki elektronik mahremiyet örgütü EPIC, ECHELON 'un faaliyetleriyle ilgili olarak ABD hükümetini mahkemeye verdi (http://www.epic.org/open_gov/foia/nsa_suit_12_99.html).
 
ECHELON'un topladığı veriler ne ise yarıyor?
ECHELON'un 1947 UKUSA anlasmasinda karara baglanan temel görevi ulusal güvenligin korunmasiydi. Projenin bugün de bu amaca hizmet ettigi biliniyor. Ama bunun yaninda, endüstriyel casusluk, sivil olusumlarin denetlenmesi (Amnesty International, Greenpeace, vs.), ve kisisel iletisimin kontrol altinda tutulmasi gibi otoriter amaçlarla da kullanildigi konusunda kanitlar var.
 
ECHELON türünün tek örnegi degil, Rusya, Fransa, Israil gibi devletlerin de benzer sistemler kullandigi biliniyor, ama ECHELON benzerlerinin en gelismisi ve en utanmazi.
 
Tum bunlar bir yana ECHELON vasitasi ile tum avrupadaki her turlu haberlesme dinlenip Avrupa'li sirketlerin ticari sirlari Amerika'li rakiplerine aktarilirken, AB'den bir kac kem-kum ses disinda ne gibi diplomatik tepkiler verilmistir, daha dogrusu her hangi bir itiraz edilmismidir, veya itiraz edebilme cesaretini kendisinde bulabilmismidir?
 
Ne yazikki Turkiye'de her turlu kavram altust olmustur. Insanlar en basit gercekleri bile anlamakta zorlaniyorlar. Turk Diplomasi tarihinin en buyuk skandali ortaya cikmistir. Baska bir ulkenin temsilcisi kollari bir yandan medyaya ve diger yandanda devlete uzanan gizli bir orgut kurmus, adim adim ajandasindaki planlari uygularken suc ustu yakalanmistir. Acik acik ne yaptiklari belli oldugu halde, bu kisiler utanmadan, buyuk bir piskinlikle kendilerini yakalayanlari suclamakta, hatta dahada ileri gidip diplomatik yolla Turkiye aleyhine ileri geri cikislar yapmaktadirlar.
 
İngiliz gazeteci Duncan Campbell resmi olmayan bir toplantıda Alman Parlementosuna Amerikan Echelon-casusluk sistemi hakkında bilgi verdi. Campbell, 120 uydu sistemi ile, milyarlarca e-mail, telefon konuşması ve faksları tarayan Echelon'un yaratacağı tehlikeleri anlattı.
 
Bu konuşma sonrası de.internet.com Alman Federal Bilişim Ekonomisi, Telekomünikasyon ve Yeni Medya Kuruluşu (BITKOM) Genel Müdürü Dr. Bernd Rohleder, ile Echelon konusunda bir röportaj yaptı.
 
de.internet.com: BITKOM, Echelon nedeniyle, Alman ekonomisinin rekabet dezavantajı ile karşı karşı olduğunu düşünüyor mu?
 
Rohleder: Bu sorunuza ancak "genel ekonomik casusluk" anlamında cevap verebilirim. Şüphesiz bu konudan rahatsızız. Bilidiğiniz gibi, bu konuda kendisini dizginlemeyen başka Avrupa Ülkeleri de var. Bu açıdan özellikle ALman Ekonomisi açısından bu tür bir sorun mevcut. Alman ekonomisi yüksek teknik performansa sahip. Ancak pazarlamada daha az güçlüyüz. Bu da ekonomik casusluk açısından bizi ideal bir casusluk hedefi haline getiriyor. Pazara çıkma süresi daha uzun. Bu nedenle de yabancı casusluk servisleri için çok çekici bir hedefiz.
 
de.internet.com: Alman şirketleri kendilerini Echelon'un dinlemesinden nasıl koruyabilirler?
 
Rohleder: Kendilerini korumaları mümkün. Ancak standart bir proses yok. steganografi gibi teknolojiler mümkün. En meşhur örnek; Mona Lisa'nin imaj dosyası. Kirpiklerinin arasında encrypted bir mesaj gizlenmişti. Amerikalılar farkedemediler. Yine de tüm mekanizmalara rağmen, kendilerini korumak isteyenlere özgü standart bir e-mail steganografi programı yok.
 
de.internet.com: Alman ekonomisinin ne kadarı, bilgilerini gizlemek için bu steganografi sistemi ile birlikte PGP encryption kullanıyor?
 
Rohleder: Maalesef, sistemin standartlaşmamasının tek bir nedeni yok. Şirketler, Bugüne kadar Alman ekonomisi kendisini kormadı. Şirketlerde ve devlet binalarında dışarıdan sızmalara karşı bir güvenlik bölümü yok. Ekrandaki yazı ve mektupları, uzak mesafelerden okumak mümkün. Almanya'da bu tür tehditlere karşı hassaslık henüz gelişmedi.
 
de.internet.com: Amerika'da encryption ürünleri satan tüm firmalar gizli servislerle ilişkide olmak zorunda. Aksi takdirde pazarda çalışmalarına izin verilmez. Bu tür ürünler kendi donanım ve yazılımlarını geliştrimeyen ve Amerikalı olmayan firmalar tarafından güvenlik sağlamak için kullanılabilir mi?
 
Rohleder: Alman güvenlik teknoloji sağlayıcıları dünya çapında firmalar. Ama ABD'ye ihracat yaparken çok sıkı kısıtlamalar var. Amerika orijinli teknolojiye ihtiyacımız yok. Ancak, ABD orijinli standart programların içine "gömülü güvenlik – embedded security" konusu var. Yapmak zorunda olduğumuz şey, ABD ürünleri içine Alman menşeli güvenlik teknolojilerini koymak.
 
de.internet.com: Yani Alman şirketleri yabancı gizli servisleri tolere etmek zorunda mı ? Bu kadar güçsüzler mi?
 
Rohleder: Güçsüzler demek istemedim. Kendilerini koruyabilirler ama çok pahalıya mal oluyor. Tabi doğal olarak casusluk sisteminin yabancı şirketlere açık olması beklenemez değil mi?
 
de.internet.com: ABD dost ülke kapsamında görülerek, Echelon sistemi Bavyera'nın Bad Aibling Şehrinde yer alıyor. Bu nasıl olabilir?
 
Rohleder: Öncelikle, e-maillerin Bad Aİbling ya da başka bir yerden scan edilmesi neyi değiştirir? Soru şöyle olmalıydı "Bir ülkenin ulusal güvenliği nasıl tanımlanabilir?" Ulusal güvenlik ABD tarafından küresel tanımlandı. Almanya'nın tanımı farklı. ABD tek bir ülke ama dünyadaki tüm problemlere ve tabi Alman endüstrisinin sorunlarına da karışabiliyor. Ancak bu Amerikan olmayan endüstrinin zarar görmesine neden oluyor.
 
de.internet.com: BITKOM, Echelon ile ilgili ne yapıyor? Yoğun bir lobby çalışması var mı?
 
Rohleder: Doğal olarak Alman Hükümetinin Bakanlıklarındaki yetkililerle birlikte çalışıyoruz. Yani bu çalışmanın bir parçası Hükümet. Bu konuda söylenecek bir şey yok. İkinci olarak üyelerimizi aydınlatıyoruz. Bu tür sorulara karşı bir haberleşme sistemimiz var. Bu dışarıya açılmayan kendi içimizde bir bilgilenme sistemi olarak yürüyor.
 
'Global bir network sistemi olarak tanımlanan 'ECHELON', telefonların yanısıra teleks, faks ve internette 'hedef sözcükleri' tarayabiliyor. Milyonlarca mesaj arasında aranan sözcüklerin kullanıldığı elektronik mesajları tesbit ediyor. ECHELON sözlüğünde bulunan hedef sözcükleri tarayan bilgisayarlar, aynı anda gelen mesajları sıraya koyarak taramayı sürdürebiliyor."
 
Entegre olarak NSA koordinasyonunda birbirine bağlanan bilgisayarlar, ajansın her bir kategori için belirlediği 10-50 arasında anahtar sözcüğü tarıyor. Bunlar arasında kişi, örgüt ülke isimleri konu başlıkları ve ayrıca, ilgilenilen kişi veya kurumların bilinen teleks, faks numaraları ve internet adresleri de yer alabiliyor.
 
Elektronik tarama faaliyetlerinin engellenmemesi için ABD, kendi ülkesinde şifreleme tekniklerini denetim altına almış, bu tür ürünlerin ülke dışına çıkarılmasını ve kendine rağmen geliştirilmesini yasaklamıştır. Çünkü bu teknikler yapılan iletişim istihbaratını engellemektedir.
 
Ancak her ne kadar ABD bunları denetim altına almaya çalışsa bile emperyalist güçler arası çelişkiler nedeniyle şifreleme tekniklerinin gelişimini engelleyememektedir. Zira hiç bir tekel, kendi çıkar amaçlı faaliyetlerinin bir başka tekel tarafından öğrenilmesini istememekte bunun içinde elektronik haberleşmesini gizli-şifreli yapmaktadır. Kısaca ABD tüm arzusuna rağmen bu alanda da giderek denetimi yitirmektedir denilebilir.
 
Yine Haftalık Fransız Le Nouvel Observatuer dergisinde yeralan bir habere göre CIA, Amerika'nın 50 uydusu ve 20 kadar da gizli üssünden yararlanarak dünya genelinde geniş bir istihbarat çalışması yürütüyor. CIA'nin 100 bin ajanı sadece telefon dinliyor ve teşkilat bu iş için 16 milyar dolar harcıyor.
 
Emperyalizmin özellikle Küba'nın yanıbaşındaki Quantanamo Adası'nda, Avrupa, Avustralya, Çin ve Kuzey Kore'nin burnunun dibindeki Güney Kore'de bulunan üsleriyle sosyalist ülkelere, devrimci mücadelenin geliştiği ya da gelişme zemininin çok güçlü olduğu yeni-sömürge ülkelere karşı istihbarat faaliyeti olduğu ortaya çıkmıştır.
 
CIA'nın örgütlediği, yetiştirdiği yeni-sömürge ülkelerin işbirlikçi istihbarat teşkilatlarının da bilim ve teknolojinin tüm olanaklarını kullanarak benzer faaliyetleri devrimci örgütlere karşı yürüttükleri sır değildir. Örneğin MİT, 1990'da Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı'ndan (NSA) her biri 10 ayrı faksı kontrol edebilen 50'den fazla "Faks İzleme Cihazı" almıştır. Mehmet AĞAR'ın açıklamalarına göre 20 bin telefon aynı anda dinlenebilmektedir. Ve ANAP milletvekili Eyüp AŞIK'ın açıklamalarına göre sadece Mehmet AĞAR'ın isteğiyle dinlenen telefon sayısı 2700'e ulaşmıştır.
 
Yine CIA'nın işbirlikçi ülkelerin gizli servisleri aracılığıyla, dünyanın birçok bölgesinde sabotaj, suikast, adam kaçırma, provokasyonlar, komplolar ve hatta darbeler tezgahlamak gibi birçok operasyonu gerçekleştirebilecek ajan-muhbir-işbirlikçi örgütlenmeleri oluşturduğu, hatta Amerikan Senatosu'nun bütçeden ayırdığı paralarla kontra örgütler yarattığı, çeşitli örgütleri satın alarak işbirlikçi hale getirdiği vb. artık tüm dünyanın bildiği gerçeklerdir.
 
Örneğin, 1996 Eylül'ünde SADDAM ve BARZANİ'nin Kuzey Irak'a girmesiyle birlikte CIA'nın bölgede profesyonel ajanları da dahil 2500 işbirlikçi ajanı olduğu açığa çıkmıştır. Maalesef "herşeye kadir" görülen CIA her nasılsa operasyonu önceden haber alamamış ve 2500 ajanı SADDAM'ın eline geçmiştir!..
 
BASINDAN SEÇMELER :
Echelon Japonya’ya karşı
ABD tarafından yönetilen uluslararası casusluk ağı Echelon’un gizli faaliyetlerine dair yeni bilgiler ortaya çıkarıldı. Japon Mainichi gazetesinde yayınlanan manşet haberine göre Echelon, 20 yıldır Okyanusya’daki Japon elçilik ve konsolosluklarının iletişimini dinliyor.
 
Bu bilgi, ABD’nin “Asya’daki stratejik müttefiki” Japonya ile ilişkilerini gerginleştirebilecek nitelikte. Mainichi gazetesi, casusluk skandalı ile ilgili bilgileri, Echelon ağını dünya kamuoyuna tanıtan Yeni Zelandalı Gazeteci Nicky Hager’den edindi. Hager, gazeteye yaptığı açıklamada, 20 yıldır süren elçilik ve konsolosluk dinleme faaliyetinin temel amacının “ticari” olduğunu vurguladı. Bu açıklama, ABD’nin Japon şirketlerinin ticari sırlarını elde ederek, uluslararası pazarlarda avantaj sağladığını gösteriyor.
 
 
UYDUYLA RÜŞVET TAKİBİ
Amerika, casus uydu sistemi Echelon sayesinde elde ettiği en gizli rüşvet skandallarını bir raporla açıkladı. Rapora göre uluslararası şirketler hükümetlere milyarca dolar yedirdi
 
Çok eleştirilen Echelon casus uydu sistemi bu kez uluslararası ticarette dönen rüşvet dolaplarını ortaya çıkardı.
 
ABD öncülüğünde İngiltere,Yeni Zelanda, Avustralya ve Kanada istihbarat servislerinin birlikte yarattığı Echelon sistemi, dünyanın her yerindeki e-posta, telefon ve faks gibi her türlü iletişimi dinleyip kaydedebiliyor. Varlığı 1999 yılında Avrupa Birliği'nin gizli bir raporuyla ortaya çıkarılan Echelon, sanayi casusluğunda kullanıldığı gerekçesiyle Avrupa ülkeleri tarafından sert bir dille eleştiriliyordu. Fakat bu defa Echelon'un geniş bilgi ağına rüşvet skandalları takıldı.
 
AVRUPA ÇOK TEDİRGİN
Masum görünen ve rüşvetle mücadele olarak değerlendirilebilecek bu faaliyetler Avrupa ülkelerinin tepkisini çekiyor. Bu ülkeler, ABD'nin müttefiklerinin ticari faaliyetleri hakkında topladıkları bilgileri Amerikan şirketlerine verdiğini ve bu sayede Amerikan şirketlerinin haksız kazançlar elde ettiklerini iddia ediyor. Avrupa Parlamentosu Amerikan casusluk faaliyetlerini kınayan bir bildiri yayınladı. Bildiride şu ifadelere yer verildi: "Amerikan istihbarat örgütleri sadece genel ekonomik göstergeleri değil, her konudaki ayrıntılı iletişimleri de dinliyorlar. Bu casusluk yolsuzlukla mücadele yerine Amerikan şirketlerine çıkar sağlama amaçlı olarak kullanılma riskini de taşıyor."
 
BU DÜPEDÜZ CASUSLUK
Amerikan yetkilileri ise bu iddiaları yalanlıyor. Fakat 1994 yılında CIA'nın Amerikan Senatosu İstihbarat Komitesi'ne gönderdiği bir mektup, Avrupalılar'ın korkularında haklı olduğunu gösteriyor. Mektuba göre istihbarat örgütleri sadece rüşveti değil, Amerikan şirketlerinin uluslararası ihalelerde rekabet etmelerini engelleyebilecek bilgileri de takip ediyor. (MEMURLAR)
Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Echelon, sizi, dinliyor,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
33
27
0
3
10
13
2
Hatayspor
26
23
3
2
8
13
3
Konyaspor
26
21
1
5
7
13
4
Alanyaspor
24
20
3
3
7
13
5
Fenerbahçe
23
19
4
2
7
13
6
Fatih Karagümrük
22
21
3
4
6
13
7
Başakşehir FK
21
20
6
0
7
13
8
Galatasaray
21
19
4
3
6
13
9
Beşiktaş
20
21
5
2
6
13
10
Adana Demirspor
19
20
4
4
5
13
11
Kayserispor
16
18
5
4
4
13
12
Altay
16
18
7
1
5
13
13
Antalyaspor
15
15
6
3
4
13
14
Gaziantep FK
15
14
6
3
4
13
15
Sivasspor
13
16
4
7
2
13
16
Giresunspor
13
8
6
4
3
13
17
Yeni Malatyaspor
12
12
9
0
4
13
18
Göztepe
10
12
7
4
2
13
19
Kasımpaşa
9
13
8
3
2
13
20
Çaykur Rizespor
7
11
10
1
2
13
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1
Haber Yazılımı