15 Ağustos 2018 Çarşamba

Doğu ve Güneydoğu da Devlet Yoktur

Çağrı DERİNDERE

Çağrı DERİNDERE

E-Posta :

 

Sevgili okuyucularım; Doğu da devlet yoktur. Bunu kabullenmek güç olsa da herkes kabullenmek zorundadır. Kabul etmeyen varsa da lütfen ‘’

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/kckdan-bir-tehdit-daha-107876h.htm’’ linkine bir baksın. Bu bir gazetenin baş sayfasında yayınlanan haber, haberden öte KCK nın Türk Devletine ve Milletine karşı bir başkaldırışının resmidir.

AKP’nin iktidara geldiği dönemde silah bırakma noktasına gelen, silahlı mücadeleyi terk ederek, siyasi mücadeleye başlayacağını beyan eden, tükenme noktasındaki PKK terör örgütünün AKP iktidara geldikten sonra büyük cesaret bulan, daha da önemlisi büyük güç kazanan, adı geçen örgütün, Türk Devletini tehdit edercesine beyanlarda bulunması eminim ki bizim kadar sizin de yüreğinizi kanatıyordur.

Kim istemez ki ülkesinde demokrasi denilen kavram tüm incelikleri ve ayrıntılarıyla kullanılmasın. Kim istemez ki ülkesinde insan hakları kavramı en yüce değer olmasın. Lakin demokrasi ve insan hakları kılıfı altında bölücülük yapılamaz, hiçbir devlet buna izin veremez.

İnsan hakları konusunda Alman’ların Baider Mainoff terör örgütü üyelerine, İspanya’nın ETA terör örgütü üyelerine, İrlanda’nın IRA terör üyelerine karşı takındığı tavrı takınmak zorundadır. Eğer terör örgütü karşısında diz çökerseniz verilecek tavizlerin sonu gelmez, gelmiyor da.

Sevgili okuyucularım, devletin büyük devlet olması barış adı altında ülkeyi bölünme noktasına getirmekle olmaz. Büyük Devlet, dünyada sözü geçen, kendi milletinden başkasına boyun eğmeyen devlettir.

Yukarıdan da ifade ettiğimiz gibi, Demokrasiden, insan haklarından ve evrensel değerlerden herkes faydalanmalı, bunu hak olarak kullanmalıdır. Ancak böyle bir hak, devlet zafiyeti olarak algılanıyorsa o zaman Abdulhamit Han gibi davranmalıdır devlet ekâbiri.

Bu gün ABD de yaşayanların neredeyse tamamına yakını Amerikalı yani Anglosakson ırkından değildir. Kendi iç işlerinde kendi anadillerini konuşur, kendi örf ve adetlerini yaşar ve hiç kimse müfredatın dışında anadilde eğitim talebinde bulunamaz. Eğer böyle bir talebi olan varsa özel kurslara gider ve istediği dili öğrenir. Bizim ülkemizde de bunu engelleyen bir yasa yoktur. Ayrıca, vatan ve millet söz konusu olunca herkes devletin yanında yer alır ve kendisini ifade ederken de Amerikalıyım der.

Bizdeki duruma gelince Kürtler ya da Kürtlerin temsilcisi olduğunu iddia edip, onları katleden terör örgütü veya siyasal uzantılarının talebi böyle mi? Onlar, MEB müfredatının dışına çıkarak, her türlü eğitim ve öğretimin Kürtçe yapılmasını, Türkçenin eğer kabul ederlerse seçmeli ders olmasını talep ediyorlar.

Bu sizce mümkün mü? Bilinmez mi ki bölünme, dil birliğinin bozulmasıyla başlar. Diyarbakırlı bir genç Kürtçe konuşacak, Tekirdağlı bir genç Türkçe konuşacak buyurun anlaşın bakalım nasıl anlaşacaksınız. Olmaz sevgili okuyucularım olmaz. Bu ne demokraside vardır ne de insan haklarında vardır. Siz aile içinde, kendi aranızda hangi dilde konuşursanız konuşun ama bu ülkenin resmi dili TÜRKÇEDİR.

Eğer ülkenin bölünmesini istemiyor ve dilde birlik ilkesini savunuyorsak buyurun ülkenin resmi dili Kürtçe olsun daha iyi. Hiç olmazsa dilde bütünlük bölünmemiş olur değil mi?

Sevgili okuyucularım, bizim hiç kimseyle, hiçbir iktidarla sorunumuz yok. Sorunumuz, uğrunda yüzbinlerce gencin, milyonlarca gencin can verdiği, Türklerin ilelebet yurdunun üç beş soysuz ile pazarlık yapılarak, siyasi istikbal uğruna parçalanma noktasına gelmiş olmasıdır. Üzülerek ifade etmek gerekir ki, kendi insanımız da bu kirli oyunlara alet edilmekte, bu kirli tezgâhlar bizzat onların oylarıyla millete kabul ettirilmektedir.

Unutmayalım ki günümüzde ‘’Arap Baharı’’ olarak adlandırılan kirli tezgâhlar, bizim ülkemizde demokrasi, barış ve insan hakları adı altında sinsice yürütülmektedir. Ve yine unutmayalım ki, Filistin başta olmak üzere, Arap âleminin başına örülen tezgâhlar, bu gün ülkemizde bizim başımıza örülmek istenen tezgâhlarla aynıdır ve aynı düşünce ve devletlerin ürünüdür.

Allah göstermesin: Yarın Mısır, Libya, Irak, Suriye, Filistin ve diğer Arap ülkelerinin durumuna düşersek, bunda hepimizin vebali olacaktır. Daha da önemlisi, buralardan kaçanlar bu gün Türkiye’ye sığınıyorlar. Türklerin sığınacağı bir yer de yoktur. O nedenle hiç kimse benim günahım yoktur demesin. Günah hepimizin


12 Ocak 2015 Pazartesi 09:24
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

Yerli üretici ekonomik savaştan büyüyerek çıkabilir

İçinde bulunduğumuz ekonomik savaştan, e-ihracat ile güçlenerek çıkabileceğimizi belirten TOBB E-ticaret

Kur artışı, kirli oyunun göstergesi

Dış kaynaklardan dolayı artan kur artışı, tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Konuyla ilgili açıklama

Türkiye ABD'ye karşı kenetleniyor

İşçi, çiftçi, iş insanı örgütleri yaptıkları açıklamalarda ABD’nin ‘Türkiye’yi ekonomik krizle

Krizin bedelini kim öder?

İktisat profesörü İzzettin Önder, Türkiye’nin borç konsolidasyonuna gidilebileceğine dikkat çekerek, tek

15 Temmuz’un sır küpüne takipsizlik!

Darbe girişimini MİT’e bildiren binbaşı O.K. hakkında anayasayı ihlal ve FETÖ üyeliğinden yürüttüğü

Krizin arka yüzü

Ankara ile Washington arasındaki krizde Brunson buzdağının görünün kısmı. Krizin nedeni Suriye özelinde

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL