19 Ekim 2019 Cumartesi

Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devletin adıdır

turkiye-cumhuriyeti-buyuk-bir-devletin-adidir

Bugün yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kurul toplantısında CHP adına söz alan Gurup Başkanvekili Özgür Özel "Başbakanlığı döneminde bütün dünya karşısında olmasına rağmen Kıbrıs'taki mezalimi durdurmak için "Ada'ya barış götürüyoruz." deyip ne Amerika'nın, ne İngiltere'nin, hiçbir tanesinin tehditlerine boyun eğmeyen Ecevit'in koltuğunda oturanlara sözünüz yok mu?"dedi
08 Ekim 2019 Salı 19:50

  Meclis Genel Kurulu'nda konuşan CHP Gurup Başkanvekili Özgür Özel şunları söyledi

Amerika Birleşik Devletleri'nin başındaki zat uzun süredir sürdürdüğü dengesiz, nezaketsiz üslubunu devam ettiriyor. Dün akşam Twitter'den okuduklarımızı birkaç gün önce bu Mecliste temsil edilen bir siyasi partinin sayın genel başkanına karşı yapılan nezaketsizlikten ayırarak da okumuyoruz. O günlerde elçiliğe çağırılmış ve açıklama istenmiş olan maslahatgüzarına, bu talebe Amerika'nın ne yanıt verdiğinin takipçisi olmalıyız. Bu Meclisin çatısı altında temsil edilen bir siyasi partiye ve genel başkana yapılan nezaketsizlik bu Meclise dolayısıyla milletin tümüne yapılmış nezaketsizliktir. Aynı şekilde bırakın diplomasinin dilini; günlük dili, nezaketi, adabı, edebi terk edecek şekilde dönüp de Türkiye Cumhuriyeti'ne had bildiren bir Amerikan Başkanının haddinin bir an önce bildirilmesi gerekmektedir. "Geldikleri gibi giderler." deyip kendisine verilen ölüm fermanına karşı dünyanın en büyük antiemperyalist mücadelesini başlatmış ve kazanmış bir liderin koltuğunda oturan son Cumhurbaşkanına; yine, Türkiye'nin menfaatleri için karşısındaki yedi düvele canı pahasına meydanlarda karşı çıkmış olan İsmet Paşa'nın Lozan'daki tavrına; yine, Johnson mektubuna vermiş olduğu, bugün tarihimizde dış politikayla ilgili hepimizin gurur duyduğu o cevabı veren İsmet Paşa'nın koltuğunda oturmasına…

 

Yine -yürütmenin başı olarak söylüyorum, yaptığı görev olarak değil- Başbakanlığı döneminde bütün dünya karşısında olmasına rağmen Kıbrıs'taki mezalimi durdurmak için "Ada'ya barış götürüyoruz." deyip ne Amerika'nın, ne İngiltere'nin, hiçbir tanesinin tehditlerine boyun eğmeyen Ecevit'in makamında oturanlara; gerekli cevap vermek için daha neyi bekliyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Hafta sonundaki tutum doğruydu. Bu Amerikan Büyükelçisi bu "tweet"lerden sonra hâlen daha çağırılıp da bunun hesabı sorulmuyorsa, hatta çağrıldığı yerde birkaç saat de kapıda oturtulmuyorsa iç politika malzemesi yaparken "Ey Trump"ların, bugün Trump'ın "tweet"inde "Biz anlaştık, sana hudut çizdim. Hudutlarının dışına çıkarsan seni daha önce ekonomik olarak vurdum, bir daha vururum." tehdidine Adalet ve Kalkınma Partisinden şöyle hepimize "Tamam işte, Türkiye Cumhuriyeti böyle yönetilir." diyecek…

 

Ecevit'in, Demirel'in deyimiyle "Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devletin adıdır." sözünü hatırlatacak bir yaklaşımı bekliyoruz. Oturduğunuz koltukta geçmişte oturanlar, biraz önce saydığım gibi, bu tepkileri gösterdiler, korkmadılar, yılmadılar. Neden korkuyorsunuz? Parlamento burada, biz buradayız, siz neredesiniz? Bunu sormak istiyorum. 



 

Ayrıca, bugün 7 TİP'li öğrencinin katledildiği Bahçelievler katliamının 41'inci yıl dönümü. TİP üyesi Latif Can, Efraim Ezgin, Hürcan Gürses, Osman Nuri Uzunlar, Serdar Alten, Faruk Erzan ve Salih Gevenci'nin bir gece yarısı vahşice katlini bir kez daha buradan kınıyoruz.

 

Ayrıca, 12 Eylül cuntasının "1 sağdan, 1 soldan" diyerek, 2'sinin de adını anarak Mustafa Pehlivan ve Necdet Adalı'yı katletmelerini… Onları birer birbirinden ayrılmaz demokrasi şehidi olarak görüyoruz.

 

 Haklarındaki suçlamalar, atılı suçlar ve bu konuda kendilerinin bıraktıkları son beyanlar, hepsi birden değerlendirildiğinde de -bu Parlamentonun zaman zaman- iç politikayı istismar için "Parlamento geçirsin, hemen onaylayayım." veya işte, birbirine ip atmalar mip atmalar bir yana dursun, ölüm cezasının nasıl hatalara açık, nasıl istismara açık, nasıl telafi edilemez, ıslah edici olmak yerine tam tersi sonuçlar doğuran bir ceza olduğunu bu Parlamentonun bir kez daha gündemine alması; geçmiş dönemlerde ölüm cezasının kaldırılmasının da -üçlü koalisyon döneminde- ne kadar doğru ve demokrat bir adım olduğunun da altının çizilmesi gerekiyor. 12 Eylül öncesinde hayatını kaybeden bütün vatan evlatlarının ve onların değerli analarının gözyaşlarının önünde saygıyla eğiliyoruz.

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ'yle mücadele noktasında eksikliklere dikkat çeken bir beyanı, daha doğrusu yürüttüğü bir soruşturmada hazırladığı resmî evrak sadece Cumhuriyet gazetesinin dikkatini çekti. "FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde çok az üyesini kullandı. Örgütün byLock, Bank Asya ve üst düzey yönetici ve irtibat gibi kriterleri taşımayan üyeleri, ikinci bir darbe girişiminde ya da örgütsel bir faaliyette kullanılmak üzere hazır bekletilmektedir." diye başsavcılığın yazısı var. ve OHAL'de alınan yetkilerin istismarıyla bunu bütün muhalifleri sindirmek için kullanıp FETÖ mücadelesini sulandıranlar, FETÖ'nün yaptığı kanlı darbe girişimiyle ilgili kurulan komisyonun raporunu hiç edenler ve o raporu görüşmek için dahi bir adım atmaya yanaşmayanlara gerçek tehlike, eğer görevdeki başsavcı bu sözleriyle sadece ve sadece Cumhuriyet gazetesinin dikkatini çekiyorsa, AK PARTİ siyaseten bu meseleyle ilgilenmiyorsa, o FETÖ'yle mücadele konusunda yeri göğü inleten bu yandaş basının tamamı bu ifadelere duyarsız kalabiliyorsa hakikaten gerçek anlamda FETÖ'yle mücadele etmek mi yoksa kötü yönettiği ülkede bunu bahane ederek biraz daha yönetime tutunmaya çalışmak mı? Bu konuya AK PARTİ'nin karar vermesi gerekiyor.

 

Sayın Başkanım, son olarak -çok uzattığımın farkındayım ama- bir talep var, bunu sizin yönetiminizde dile getirmek lazım. Millî Saraylar, biliyorsunuz bir gecede… Millî Saraylar aslında milletin saraylarını Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisine emanet etmiştir. Yani bir kişinin elinde olursa o tek adam yönetimine işaret eder, Millî Saraylar Meclisteydi ve tek adam dönemleri bitmişti.

 

 Ama tuttu birisi kendi imzasıyla Millî Sarayları bünyesine aldı. Dünya kadar personel mağdur oldu. Bu personel çok uzun süredir bekliyordu. 1.340 personelin 868'inin Cumhurbaşkanlığına atamasını yapıp 441'ini Mecliste bıraktılar. Ama öyle bir iş yaptılar ki Meclise sadece misafirhaneleri verdiler, saraylar duruyor ve bu Millî Saraylarda ahşap oymacısı, kalemkâr, halı onarım ustası, müze araştırmacısı gibi, misafirhanede çay yapamayacak veya yatakları toplamayacak, oraları temizlemeyecek nitelikteki personel bu görevlere zorlanmaktadır. Akıl dışı bir iş yapılmaktadır, vicdan dışı bir iş yapılmaktadır. Oradaki ahşap oyma ustasının elindeki yetenek de, bu milletin ona yaptığı yatırım, bu Parlamentonun ondan beklediği bir katkı vardır.

 

Bu katkıları görmeden, bu kalemkârları, bu tarihî halı onarım ustaları bardakları yıkasınlar diye orada bırakıp almamak, siyasi görüşlerine göre ayrımda bulunmak vicdan işi değildir.

 

Belediyelerden işten çıkartmalarla ilgili kulağıma bir şeyler geliyor deyip de yeri göğü inleten Recep Tayyip Erdoğan'ın attığı imzayla dünya kadar personel mağdur olmuştur. Bu personellere sahip çıkmalısınız. Yanlış işler yapılmaktadır, ayrımcılığın bu kadarı ne vicdana ne İslam'a, hiçbir şeye sığmaz.



Haber okunma sayısı: 32

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

Trilyonluk bütçede halka düşen vergi ve zam

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 2020 yılı bütçesinde halka “vergi ve zam” düştüğünü vurgulayarak,

Partimizin belediyeleri daha kayyım eliyle gasp edildi

HDP'nin 31 Mart seçimlerinde kazandığı 3 belediyeye kayyum atandı. Tutuklanan Nusaybin, Yüksekova ve Hakkari

Durdurulmuş metrolardaki tehlike ortadan kaldırılıyor

İBB, finansal sorunlar nedeniyle durdurulan, mevcut haliyle kent için risk oluşturabilecek metro projelerini yeniden

Belediyeleri genel müdürlük altında mı toplayacaksınız?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, “Belediyeleri bir genel

İETT araçları 29 Ekim'de ücretsiz

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 96. yılını görkemli törenlerle kutlamaya hazırlanan İBB, bu milli bayramda

'Sert adam olma. Aptal olma

Trump'ın Erdoğan'a yazdığı öne sürülen, birbirinden inanılmaz ifadelerle dolu bir mektup ortaya çıktı.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL