28 Ocak 2020 Salı

Süleyman Soylu Meclisi karıştırdı

suleyman-soylu-meclisi-karistirdi

2020 bütçe görüşmelerinde konuşma yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun "Her kürsüye çıkıldığında "Bunlar seçilmiş." denilip savunmaya geçiliyor. İki yüz seksen altı yıl cezayı ben almadım; iki yüz seksen altı yıl cezayı geçen dönem aldığımız 94 belediye başkanı aldı, ben almadım." sözleri meclisin karımasına neden oldu
15 Aralık 2019 Pazar 08:31

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşma şöyle: 

Bütçemizin, çalışmanızın ülkemize, milletimize, gelecek nesillerimize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum.

 

Hakkımızdaki en küçük olumsuz bir cümlelerini bile günlerce tartıştığımız Batı ülkelerini belki de ilk kez bu kadar aciz ve etkisiz gördüğümüz bir zaman dilimi içerisindeyiz. DEAŞ'ın insanlık dışı videoları, silahla bile değil kamyonla yapılan terör eylemleri, Yunanistan ve İtalya kıyılarına yanaşmaya çalışan birkaç göçmen botu Avrupa'yı bütün medeniyet kodlarından uzaklaştırmaya yetti. Güya, geleceğini planladıkları dünya bugün maalesef yönsüzlük ve vizyonsuzluk içerisindedir. Radikalizm üzerinden tekrar ana aktör olmaya çalışan emperyalizm suya, adalete, sağlığa, eğitime erişimi olmayan fakir bir Orta Doğu ve Asya ile onun kaynaklık ettiği küresel göçü ve maalesef terörü üretmiştir. Hiçbir öngörüleri tutmadı. Vekâlet savaşlarıyla baskılamak ve istikrarsızlaştırmak istedikleri Doğu medeniyetiyse bugün yeniden yükselme evresine doğru girdi ve sadece modern İpek Yolu'yla bile yeni fırsatlar sunuyor. İtiraf edelim ki 2000'li yıllara başlarken bırakın Orta Doğu'yu, kendi sınırlarımız içerisinde bile, Doğu ve Güneydoğu'da maalesef karmaşıklıklar yaşayan gücü ve vizyonu endişeli bir ülke hâlindeydik. Aziz milletimiz 2002'de, burada, sağlıklı bir okuma yapmış ve kendisine en yakın siyasi tercihle ekonomide, sanayide, üretimde millî olan, kendi güvenlik politikasını üreten, istikrarı önceleyen ve her alanda kapasitesini artıran yeni bir anlayış benimsemiştir. İşte, bugünkü dünya tablosuyla bu büyük inovasyonu gerçekleştiren Türkiye tablosuna hep birlikte, bir bütün olarak bakmalıyız. Türkiye, bugün savunma sanayisinde ihracatçı ülke konumuna geldiyse, 15 Temmuz darbesini püskürtüp hemen ardından kırk gün sonra Fırat Kalkanı Harekâtı'nı yapabildiyse, bunun peşine Zeytin Dalı Harekâtı'nı, Pençe'yi, Barış Pınar'ını yapabilecek kadar ekonomik, siyasi, askerî, teknolojik bir kabiliyet ortaya koyabiliyorsa "Doğunun makus talihi değişmez." diye kabullenilen bir hâli -Allah'a çok şükür olsun- doğuda, bugün, turizm rekorlarıyla canlanan bir sosyal ve ekonomik hayatla değiştirebiliyorsa bunu, 2002'den beri gerçekleştirdiğimiz istikrar ve büyüme performansımızdan ayrı düşünmek elbette ki haksızlık olur.

 

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) - Sayın Bakan, 2002'de terör yoktu.



 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Türkiye, bugün, güvenlik meselesi sadece PKK ekseninde düşünen bir ülke değildir, güvenliğe makrostratejik bir açıyla bakmaktadır. Önce, içeride 15 Temmuz direnişiyle FETÖ'yü, ardından Fırat Kalkanı'yla DEAŞ tehdidini temizledi. Ardından, Zeytin Dalı Harekâtı'yla Afrin'e girerek, PKK/YPG'nin terör koridoru projesine ilk darbeyi vurdu. Sonrasında, Pençe Harekâtı'nı başlatarak Kandil'e odaklandı ve son olarak da Barış Pınarı'yla PKK ve YPG'nin hayallerini söndürdü.Operasyonel saha baskımızın son halkası Kıran Operasyonu'yla da lojistik ve eleman sıkıntısı yaşayan PKK'nın hem varlığını hem de kış üslenmesini bitirmeyi hedefliyoruz.

 

Şu hattı görüyorsunuz, Türkiye burada bir şey yapmaya çalışıyor. Yıllardan beri güneyinden Türkiye'yi tehdit etmeye çalışanlar bu haritada. Türkiye'nin niçin Afrin'de olduğu ve Zeytin Dalı Harekâtını yaptığı, Türkiye'nin niçin Fırat Kalkanı Harekâtını yaptığı ve en son niçin Barış Pınarı Harekâtını yaptığı, niçin Hakurk, Avaşin, Basyan, Metina, Zap, Sinat, Haftanin; bütün bu bölgelere yönelik 20-25 kilometre kendi hudutlarının ve kendi milletinin birliğini ve beraberliğini sağlamak için ileriye doğru çıkmak zorunda olduğu ve yine içeride terör örgütünü, özellikle onu sözde kendi barınma alanlarında baskılamaya çalıştığı apaçık ortadadır. Bu harita Türkiye'nin ne tehditle karşı karşıya kaldığını ve nasıl bir mücadele içerisinde olduğunu ortaya koymaktadır.

 

Yine, burada bunu yaparken ve gerçekleştirirken en son attığımız adımda Libya Mutabakatı'yla Akdeniz'deki güvenliğimizi ve ekonomik menfaatlerinizi güvenceye aldık. Karşımızda sürekli dünyanın kodlarıyla oynayan bir cephe var, bunu hiç unutmamalıyız. Türkiye olarak, bugün, bölgemizde oluşturulan ve üzerimize yıkılmak istenen tüm problemlere, onları oluşturan asıl sahiplerini de ortak etmektedir.

 

Bakın, ilk kez Türkiye bir hamle gerçekleştiriyor. Yıllarca içimizdeki birçok meseleyi bizim üzerimize yıkıp bizi onlarla uğraştıranların sahasına bu meseleleri nasıl yıktığımızı, nasıl onların da bu meselelerle uğraşmak zorunda olduğunu gördüğümüz bir zaman dilimi içerisinden geçiyoruz. Türkiye, üzerinde oyun kurulan bir ülke olmaktan, Allah'a çok şükürler olsun, bugün hem bölgesel hem de dünyada oyun kuran, strateji geliştiren, ayaklarının üzerinde duran bir ülke hâline gelmiştir.

 

DEAŞ'lıları iade meselesinde yaptığımız bunun açık bir örneğidir, ne yaptığımızı biliyoruz. Ürettiğimiz bu güç bir politika bütünlüğünün eseridir, bunun yetkilendiricisi ve sahibi 2002 yılından beri aziz milletimizdir. Bunu kurgulayan ve sabırla uygulayan da AK PARTİ ve onun lideridir ve milletimizin iradesi bugün de Cumhur İttifakı'yla oluşturduğumuz birlikle, sinerjiyle 2023 yılına doğru ilerlemek ve Türkiye'yi dünya ülkeleri arasında hak ettiği noktaya taşıyabilmektir. 

 

Türkiye bugün ne 1999 depremindeki Türkiye'dir, Türkiye bugün ne PKK'nın Aliboğazı'nda 1.500-2.000 kişiyle kamp yaptığı, top oynadığı, jimnastik yaptığı bir Türkiye'dir.  Türkiye ne bugün insansız hava aracıyla birlikte, insansız hava aracı alabilmek için başka ülkelerin kapısında sıra bekleyen Türkiye'dir ne de televizyonda darbe bildirisi okunduğunda "Emredersiniz." deyip teslim olan Türkiye'dir. 
 

Bakanlığımız 15 Temmuzdan sonra yeni yapımızda başarılı olabilmek için birimler arası entegrasyonun artırılabilmesi, teknik ve beşeri kapasitesinin yükseltilebilmesi, bir politika ve eylem planı oluşturabilmesi, aynı zamanda tüm bürokratik işlem ve süreçlerinin sadeleştirilmesi… Yaptığımız işlerin izleme ve değerlendirme sistemi üzerine beş adet mekanizma belirledik. Ve bugün bu mekanizmayı Bakanlığımızın halka hizmetindeki memnuniyeti artırabilmek için de takip ettiriyoruz, devam ettiriyoruz ve her yıl Bakanlığımızda, özellikle, Meclisimize az etmek istiyorum, bir konu belirliyoruz. Bu yılki konumuz eğitim, denetim, takip. Ve burada bir şey söyleyeyim: Bu yıl hizmet içi eğitimlerde tüm personelimizle ulaştığımız sayı 447.526'dır ve diğer konular da aynı şekilde, gerek izleme ve değerlendirme olsun, 81 vilayette tüm arkadaşlarımız, yaptığımız hizmetlerin milletimize ulaşan tarafını bir vesileyle anlatmaya çalışmaktadır.

 

Sayın Başkan, kıymetli milletvekillerim; bugünün Türkiyesi, uyuşturucu mücadelesinde küresel bir aktördür. Afganistan'ı istikrarsızlaştırdılar ve afyon üretimi 200 tondan 9 bin tona çıktı. Sentetik uyuşturucu üretimi son beş yılda Avrupa'da yüzde 50'nin üzerinde arttı ve aynı Avrupa, hepimiz şahit olduk ki son Avrupa Birliği raporunda PKK'nın uyuşturucu liderliğine yeni ayıldı ve onu özellikle uyuşturucunun müsebbibi olarak bu yılki kendi raporlarına aldı. Eğer bu işte mücadele kapasitemizi artırmamış olsaydık bunun esiri olurduk. Özellikle bu yıl gerçekleştirdiğimiz uluslararası uyuşturucu operasyonlarında, Libya açıklarında 4,2 ton… Bakın, Sahil Güvenliğimiz, polisimiz gitti; Libya'nın açıklarında gemiyi aldılar, getirdiler, Türkiye'nin sınırlarına koydular.  Bulgaristan, Sırbistan sınırlarında 500 bin extacy, Yunanistan'da 4,5 milyon captagon yakalandı; bunları hep bizim evlatlarımız yaptı. Akdeniz'de, İspanya-İtalya açıklarında bizatihi bizim takibimiz ve İspanya'yla ortaklığımızla 12,4 ton esrar yakaladık. Ayrıca, son bir yılda Türkiye'nin en büyük eroin yakalamalarını yaptık: Erzincan'da 1.271 kilo, Erzurum'da tek seferde 1.535 kilo, Mersin'de 615 kilo kokain, Edirne'de 1.301; Balıkesir'de 1.982; Muğla'da 1.500 kilo skunk yakalaması. Bunlar, örneklerden sadece birkaçıdır. Geçen şubat ayında Lice'de yaklaşık 5 ton, geçtiğimiz kasım ayında -geçen ay- yine Diyarbakır'da yaklaşık 5 ton 38 kilogram esrar yakalandı.

 

Size bir şey daha söyleyeyim: Yılbaşından bugüne kadar 42 milyon kök kenevir yakaladık. Bu, ne demektir biliyor musunuz? 15 milyar yani özellikle bizim "narkoterör" olarak tarif ettiğimiz meseledir, tam 15 milyar ve yine bunu ifade etmem gerekir ki son üç yılda uyuşturucu suçlarından gözaltına aldığımız insan sayısı -lütfen bu rakama da dikkat edin- 683 bin, uyuşturucu suçlarından gözaltına aldığımız insan sayısı. Hâlen uyuşturucu suçlarından cezaevlerinde yatan tutuklu sayısı ise 79.942'dir.

 

Peki, bu kadar mücadele yapıyoruz biz ve bütün kurumlar, bütün bakanlıklar, tüm sivil toplum örgütleri, sonuç nedir? Sonucu söyleyeyim, sonuç şu: Eğer bu sonuca ulaşmamış olsaydık belki karşınızda bu cümleleri edemezdik. Sonuç, bakınız, bütün dünyada 180 milyondan 380 milyona çıkmıştır şu rakamların karşılığı. Oysa Türkiye'de uyuşturucuya bağlı ölümler; 232, 497, 590, 920. Bunun artmasının sonucu, Avrupa'dan Türkiye'ye akan kimyasal uyuşturucudur. Sonra müdahale ettik, geçen seneyi 657'yle tamamladık, geçen senenin bu ayında toplam 380, şimdi 221; yüzde 40'ın üzerinde bir azalma söz konusu. Büyük bir mücadeleyi hep beraber, hep birlikte ortaya koyuyoruz, Türkiye ortaya koyuyor ve bütün bunları ifade ederken, yine, sadece sade bir mücadele yapmıyoruz; 18 ilimizde atık su analiziyle beraber kullanılan uyuşturucuları takip ediyoruz. Narkolog araştırmalarımızda yakaladığımız bütün uyuşturucu kullanıcılarını, yaptığımız araştırmalarla sahada takip ediyoruz.

 

Yine, bunun yanı sıra Narko-TIR eğitim faaliyetlerimizi, 81 ile Narkotimlerimizi yayarak bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz. İnşallah, amacımız, önümüzdeki yılda, bütün kurumlarımızla eş güdüm içerisinde, Türkiye'de uyuşturucudan ölen, uyuşturucu kullanmaya başlayan, uyuşturucu kullanan insanların sayısını mümkün olduğunca hep birlikte en az seviyeye düşürmektir.

 

Biz Müslüman bir milletiz -bunu söyleyeyim- Anadolu medeniyetinin evlatlarıyız. Bizim çocuklarımızın zihnini bulandırmak istiyorlar, bunun da bir terör olduğunu burada söylemek istiyorum. Bunun siyasi partisi olmaz, bunun çatışması olmaz, bunun kavgası ve kargaşası olmaz. Hep birlikte, uyuşturucu meselesinde Türkiye'nin geleceğine sahip çıkmak ve etrafımızdaki coğrafyaya, dünyaya da bu konuda örnek olmak zorundayız.
 

Yine, bugünün Türkiye'si, kesinlikle müsebbibi olmadığı küresel bir göç hadisesini başarıyla uluslararası hukuka ve mahşerî vicdana uygun şekilde yönetmektedir. Birilerinin zihninde varlığını korusa bile, Türkiye, oluşturulmak istenen göç paniğine ve korkusuna esir olmamıştır. Şurası bir gerçektir ki dünyada göçle fakirleşmiş, yıkılmış hiçbir ülke yoktur. Dünya genelinde, göçmenlerin, gittikleri ülke ekonomisine negatif etki ettiklerine dair -iddiayla söylüyorum ve altını çiziyorum- dünya literatüründe hiçbir araştırma ve hiçbir sonuç söz konusu değildir.

 

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ülkelerinin tamamının kalkınmasının temelinde göçle kazandığı kapasite vardır. Göçü öcü gibi gösteren anlayışın içi boştur. Bugün ülkemizin bu konuda karşılaştığı sorun, bize ait bir sorun değildir, küresel bir sorundur. Bugün dünyada Endonezya ve Hindistan'dan Avustralya ve Yeni Zelanda'ya, Venezuela'dan Kolombiya'ya, Meksika'dan Amerika'ya, Doğu Avrupa'dan Batı Avrupa'ya, Asya'dan, Afganistan'dan, Pakistan'dan, Afrika'dan Avrupa'ya ve ülkemize ve çok ciddi sayılarda göç hareketi yaşanmaktadır.

 

Türkiye bugün düzenli göçü yönetme konusunda tüm taşları yerine oturtmuştur. Ufak tefek sorunlar elbette ki olabilir, bunları da en aza indirmeye gayret gösteriyoruz. Burada asıl sorun, hep beraber üzerinde odaklanmamız gereken sorun, kaçak göçteki artıştır ve bunun azalacağını hiç kimse beklemesin. Biraz önce konuşmamın başında ortaya koyduğum, eğer Afganistan'daki, Pakistan'daki bu gelir eşitsizliği, eğitime, adalete, suya, gıdaya olan erişimdeki yoksunluk, Afrika'da yoksunluk devam ederse bilesiniz ki bu artışın bütün dünya için devam etmesi kaçınılmazdır.

 

Bu yılki kaçak göçmen yakalama sayımız 423 bin, geçen yıl 286 bin, bir yıl önce 176 bin, bir yıl önce de 175 bindir. Tabii, bu işin bir de insani boyutu var. Bu yıl Ege Denizi'nde ölen kaçak göçmen sayısını söyleyeceğim. Burada kadınlar var, burada çocuklar var, burada yaşlılar var -33- ve bu konuda da aslında geçen yıllara nazaran Sahil Güvenlik Komutanlığımız, kolluk kuvvetlerimiz Türkiye'nin her tarafında buraya bu işin sirayet etmemesi için çok büyük çaba sarf etmektedirler. Siz Yunanistan'ın laflarına bakmayın. Bizdeki artış 286 binden 450 bine geliyor, neredeyse 170 bin; Yunanistan'daki artış bizim onda 1'imizden daha azdır. Yani buradaki esas yükü hakikaten biz çekiyoruz.

 

Niye mücadele ediyoruz? Bir göç yolu olmamak için, Türkiye'yi tam anlamıyla bir göç rotası hâline getirmemek için, herkesin Türkiye'ye gelip Türkiye'den istediği bir yere gidememesi için Türkiye'de ciddi bir şekilde bütün mücadelemizi ortaya koyuyoruz.

 

Aynı zamanda başka bir şey daha söyleyeyim: Yani ben kışın gelmesini istemiyorum; Van'da istemiyorum, Ağrı'da istemiyorum. Bu yıl, trafik kazaları dâhil, Van'da ve Ağrı'da toplam 77 insan karın altında kaldı ve biz bunları ancak dört ay sonra bulabildik. Kim, niçin gelsin buraya? Bunun sebebi biz değiliz. Bunun sebebi, evet, Batıdır. Bunun sebebi, insanlıktan nasibini almamış, güya "Medeniyetim var." diye kendi ifadesini ortaya koymaya çalışan Avrupa'dır.  Bunun sebebi, özellikle Orta Doğu ve Asya içlerinde bu meseleyi kendi çıkarlarıyla beraber acımasızca yürüten Amerika'dır; çok açık ve net söylüyorum. Bundan, bu cümlelerden hiçbir zaman sarfınazar etmemeliyiz.

 

Yine, aynı zamanda, büyük bir operasyon yürütüyoruz. Bakınız, şu anda 99 bin insanı kendi ülkelerine gönderdik. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir operasyon söz konusu değildir. Bu 99 bine, Suriye'ye gönderdiğimiz gönüllü geri dönüşler dâhil değildir. Biz 62 bin Afganlıyı oraya geri gönderdik ve bunu da yine Afganistan'la iş birliği içinde yapıyoruz. Burada, sizin huzurunuzda söyleyeyim; kendi bakan arkadaşlarımdan çok, Afganistan ve Pakistan'daki bakanlarla görüşüyorum sadece bu göç rejimini iyi bir şekilde yönetebilmek ve ortaya koyabilmek için.

 

Yine, aynı şekilde başka bir şey daha gerçekleştiriyoruz, orada da örneğimiz yok. Biz, göçe kaynaklık eden yerlere de elimizi uzatıyoruz. Suriye iç savaşının sorumlusu biz değiliz ama bugün 370 bin kişi Afrin, Cerablus, Azez, Mare ve El Bab'da… Oraları yaşanabilir hâle Türkiye getirdi. Biz sömürü düzeni oluşturmadık Avrupa ve Amerika gibi. Oralarda bugün insanlar eğer yaşıyorlarsa, huzur içerisinde bulunuyorlarsa ve oralara dönüyorlarsa, inşallah yarın Resulayn'a ve Tel Abyad'a da döneceklerse bilesiniz ki dünyada en gelişmiş ülkenin bile bunu yapabilme kabiliyeti yoktur; bu asalet Türk milletindedir ve bu asalet Türkiye'dedir.

 

Göç konusunda şu notu da eklemek isterim: Ülkemizde 3,6 milyon Suriyeli var bugün. Bunun içinde Kürtler var, bunun içinde Araplar var, bunun içinde Türkmenler var, bunun içinde Ezidiler var. Bu insanların yüzde 65'i Misakımillî sınırlarının içerisinden buraya geldi. Kimse kusura bakmasın, biz bu insanlara sırtımızı dönemeyiz, bu kadar açık ve nettir. Biz bu insanları ölüme terk edemeyiz ve ölüme gönderemeyiz. Biz bu coğrafyanın yerlisiyiz ve bizim bu coğrafyada komşuluklarımız var. Aynı kıbleye dönüp birlikte namaz kıldığımız, beraber horon oynadığımız, beraber halay çektiğimiz, kız alıp kız verdiğimiz, Gaziantep'ten Şam'a ticaret yaptığımızda evinde kaldığımız, yaşadığımız, kızını kızımız, eşini bacımız bildiğimiz insanlar var. Onun için, şunu ifade etmek istiyorum: Bu insanlara sırtımızı dönmek, tarihimize, inancımıza, insanlığımıza sırtımızı dönmektir, Çanakkale'ye sırtımızı dönmektir ve en kötüsü, yüz yıl önce uğruna savaştığımız değerlerimizi terk edip Batı'nın anlayışına teslim olmak demektir. Maliyetine katlansa da, bazen sıkıntıya girse de bu büyük milletin 2011'den beri ortaya koyduğu misafirperverlik ve asalet, bize bütün dünyaya karşı üstünlük sağlamaktadır. Milletimize bu misafirperverliği ve asaleti için de huzurunuzda tekrar teşekkür etmek istiyorum.


Beni bağışlayın, zamanım doluyor ama trafikte neler yaptığımızı size, sadece bir rakamla anlatacağım. Şu anda, trafikte geçen yıldan bu yıla almış olduğumuz tedbirler, Türkiye'nin yol standartlarının yükselmesi, acil müdahale hâlinin yükselmesi ve bütün kurumların ortaya koymuş olduğu başarıyla birlikte, Türkiye'de trafikteki ölümler 100 binde 6,5'e düşmüştür. Geçen yıldan bugüne kadar Türkiye'de trafikte ölen insan sayısı 1.250'dir. Bu önemli bir rakamdır. Bir önceki yıldaki rakam 752'ydi. Bu, hep birlikte -bunda Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de katkısı var- özellikle yaya ölümlerinde uygulanan politikaların takibinde önemli bir katkıyı ortaya koymaktadır.

 

Yine, asayiş olaylarında Türkiye'nin geldiği noktaya dair olmak üzere, sadece bir rakam vereceğim. Türkiye'de evden hırsızlık günlük ortalama, işte 2017, 2018 ve 2019; 282, 203 ve 148. İstanbul'da günlük hırsızlık 78'den 34'e, Ankara'da günde sadece 4'e, İzmir'de günde sadece 6'ya düştü; burada İzmir milletvekillerimiz var, Ankara milletvekillerimiz var, İstanbul milletvekillerimiz var. Türkiye'de asayiş olaylarıyla ilgili birçok şey söylenmektedir. İnanın, şu anda, Türkiye, asayiş olaylarında hakikaten en önemli dönemlerinden birini yaşamaktadır.

 

Yine, bir şeyi daha burada ifade etmek istiyorum. Özellikle AİHM tarafından "işkence yasağı, ihlal karaları" diye bu çok söylenmektedir. Tablo bu. Bakınız, 2012, 2013, 2014, sıfır. 2015, 2; o da 1990 ile 1995 kararıdır. 2016, 2017, 2018, sıfır. Ben söze bakmam, AİHM'in kararlarına bakarım. 

 

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Onları da tanımıyorsunuz.

 

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) - Anayasa Mahkemesine de bakın biraz.

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Yine, DEAŞ, FETÖ, bütün bunlarla mücadelemiz en yüksek noktada sürmektedir.

 

Kusura bakmayın, bir meseleye girmek için diğer noktaları geçtim.

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Bütçeye ne kadara mal oldu, bütçeye?

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugünün Türkiyesi PKK'yla mücadelede de eski Türkiye değildir. Baskın yiyen, ateş edilince cevap veren değil, etkin, kararlı, önleyen, kesintisiz operasyon stratejiyle sahaya basan, örgütün mağdur edebiyatına da etnik köken istismarına da çocuk istismarına da kadın istismarına da cevap veren, terörle birlikte terörizmle de mücadele eden, doğu ve güneydoğuya, kalkınmaya odaklanmış bir Türkiye var. 

 

Bu sefer sizlere operasyon sayısı, sizlere etkisiz hâle getirilen terörist sayısı verecek değilim. Cep telefonlarınızı elinize alın "Turistik Doğu Ekspresi'nde mart ayına kadar yataklı vagonda boş yer var mı?" diye bakın, meseleyi anlarsınız. Iğdır'da, Kars'ta, Mardin'de otel arayın, meseleyi anlarsınız. İşte bizim terörle mücadele karnemiz budur. Bakınız, karne burada, hiç başka bir karne değil. Türkiye'nin özellikle doğu ve güneydoğudaki 26 vilayetindeki turist sayısı ile dağdaki terörist sayısının azalması arasındaki oranı net bir şekilde gösteriyorum: Dağdaki terörist sayısı 500'e indikçe Türkiye'nin turist sayısı doğu ve güneydoğuda yüzde 241 artmaktadır. Biz tablolara bakıyoruz. 

 

Yine, bu ülkeye gelen milyonlarca turist, o trenleri, o uçakları, o otelleri dolduran binlerce insan "Türkiye'de mal ve can güvenliği yoktur." iddialarını çürütmektedir. Çukur ve barikat eylemlerinden bugüne kadar, Mardin'deki üniversite öğrenci sayısında yüzde 60 artış, Tunceli'de gelen turist sayısında yüzde 365, Mardin'de yüzde 138, Diyarbakır'da yüzde 244 artış ortaya koymuştur.

 

Biz, orada, terörün bitmesine, teröre gelen bütün desteklerin kesilmesine yönelik adım atarken -özellikle siyaset yapan arkadaşlarımıza söylüyorum- köstek değil, destek bekliyoruz. Terörle iltisaklı belediyelere görevlendirme yapıyoruz.

 

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Gasbediyorsunuz; ne görevlendirmesi, gasbediyorsunuz!

 

HABİP EKSİK (Iğdır) - Bütün belediyeler mi öyle?

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Her kürsüye çıkıldığında "Bunlar seçilmiş." denilip savunmaya geçiliyor. İki yüz seksen altı yıl cezayı ben almadım; iki yüz seksen altı yıl cezayı geçen dönem aldığımız 94 belediye başkanı aldı, ben almadım. 

 

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) - Hangi mahkeme verdi?

MURAT EMİR (Ankara) - Bir tane yolsuzluk yok, bir tane hırsızlık yok.

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Burada var; iki yüz seksen altı yıl, iki yüz seksen ay ceza.

 

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) - Hangi mahkeme, hangi mahkeme?

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Ve yine, kimse çıkıp bizden tek kelime özür dilemedi.

 

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) - Senin hâkimlerin veriyor.

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - "Bunlar seçilmiş." diye suçlarına göz yummak zorunda mıyız?

 

EBRÜ GÜNAY (Mardin) - Mardin'de hediye alan kayyumların hesabını verin!

 

ABDULLAH KOÇ (Ağrı) - Adalet nerede, adalet?

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - O zaman, 2010'da Adana'da Büyükşehir Belediye Başkanı ihaleye fesat karıştırmaktan niye görevden aldık?

 

HABİP EKSİK (Iğdır) - Halılar nerede, halı, halı?

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Yine -resmî- söyleyeyim: 2012'de Balıkesir'de bir belediye başkanını, Kayseri'deki, Bolu'daki, Ordu'daki, Ünye'deki, İstanbul'daki belediye başkanlıklarını usulsüzlükleri sebebiyle niye aldık? O zaman bu sistem niye var? 

 

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Dava açtınız mı onlara, dava açtınız mı?

 

HABİP EKSİK (Iğdır) - Kayyumlardan aldığınız hediyeler ne oldu?

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, biraz sessiz lütfen, biraz sessiz…

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Seçilme yeterliliği ile yönetme yeterliliğinin aynı şey olmadığını, Anayasa'nın ve kanunların birbirinden ayrıldığını pekâlâ bildiği hâlde… 

 

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Anayasa'yı ayaklar altına aldınız.

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Ben, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını okurum, senin gibi PKK'nın tüzüğünü okumam! (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar; HDP sıralarından "Yuh!" sesleri, gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

 

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Bana da öyle davranamazsın sen!

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Hadi oradan!

 

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Sen kimsin!

 

EBRÜ GÜNAY (Mardin) - Otur yerine!

 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Bitmedi.

 

BAŞKAN - Sayın Bakan, sözlerinizi tamamlayın lütfen.

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Bitireceğim efendim. (HDP sıralarından gürültüler)

 

Bakın, size bir örnek vereceğim: Şahsın 2017 yılında Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinden…

 

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) - Kaç kadın öldü bunların içerisinde, ondan haber ver!

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Lütfen arkadaşlar…

 

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) - Kaç kadın öldürüldü, ondan haber ver! Kadın cinayetlerini önleyebiliyor musunuz?

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - …silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yedi yıl altı ay hapis cezası var.

 

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) - Konuş konuş, heyecanlı oluyor!

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - 2018'de istinafa başvurmuş.

 

EBRÜ GÜNAY (Mardin) - Hiçbir belediye başkanı hakkında kesinleşmiş ceza yok!

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - 2019'da temyiz kararı onanmış ama HDP tutmuş, Erzurum Karayazı Belediye Başkan adayı göstermiş.

 

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) - Kadınların trafik kazası kadar değeri yok! Tek kelime laf etmiyorsun!

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Buradan söyleyeyim: Vallahi billahi almazsak bu Gazi Meclisin ahı bizi tutar, Bedirhan bebeğin ahı bizi tutar ve en son, Esma Komutanın ahı bizi tutar. Yok öyle bir şey! 

 

EBRÜ GÜNAY (Mardin) - Atanmış memur seçilmiş yerine karar veremez!

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

 

FATMA KURTULAN (Mersin) - Şov yapıyorsun!

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Son cümlelerim şunlar: Bakınız, Allah'a çok şükürler olsun…

 

FATMA KURTULAN (Mersin) - Allah çarpacak seni, Allah çarpacak!

 

HALİL ETYEMEZ (Konya) - Seni çarpacak, seni!

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Bugün Türkiye'de "Doğunun makûs

 

talihi" lafını "PKK'nın makûs talihi"ne dönüştürdük, şimdi Kandil düşünsün. 
 

FATMA KURTULAN (Mersin) - Gırtlağınıza kadar günahtasınız!

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Bu çocuklarımız belediyenin festivallerine dahi gitmiyorlar.

 

EBRÜ GÜNAY (Mardin) - Çaldığınız baklavaların hesabını verin önce! Yediğiniz baklavaların hesabını verin!

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Okula gitmesi gereken, hemşire olması gereken, doktor ve mühendis olması gereken, anne sevgisine muhtaç çocuklarımızı taciz ve tecavüz etmek üzere zorla alan, o alçak, sapık, adı Biçîrpinin olan Duran Kalkan'a -ohh- bugün göndermiyoruz, göndermiyoruz, göndermiyoruz.

 

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Alkışlayın, demokrasi katledildi! (AK PARTİ ve HDP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Son cümlemi söylüyorum: Bu Mecliste bu bütçenin… 

 

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Yırtınma! Yırtınma!

 

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri herkes yerine otursun. Değerli milletvekilleri, lütfen sessiz…

 

BAŞKAN - Sayın Bakan konuşmasını tamamlıyor, lütfen…

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Son cümlemi söylüyorum.

 

BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun, devam edin.

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekilleri; bu bütçenin başından itibaren…(HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

 

HABİP EKSİK (Iğdır) - Geç… Geç…

 

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU (Devamla) - …bu bütçeyi savaş bütçesi olarak söyleyenlere sözümdür: Bu bütçe savaş bütçe değildir, bu bütçe Diyarbakır Annelerinin bütçesidir, Diyarbakır Annelerinin bütçesidir.

 

HABİP EKSİK (Iğdır) - Geç, geç.



Haber okunma sayısı: 54

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

erdogandan-haftere-tepki

Erdoğan'dan Hafter'e tepki

27 Ocak 2020 Pazartesi 23:53
kuzunun-tweetine-mhpden-cok-sert-sozler

Kuzu'nun tweetine MHP'den çok sert sözler

27 Ocak 2020 Pazartesi 19:22
konkordato-bahane-yandaslik-sahane

Konkordato bahane yandaşlık şahane

27 Ocak 2020 Pazartesi 19:01
akp-hukumetine-zor-deprem-sorulari

AKP hükümetine zor deprem soruları

27 Ocak 2020 Pazartesi 18:49
turkiye-nufusunun-yuzde-85i-koyludur

Türkiye nüfusunun yüzde 85'i köylüdür

27 Ocak 2020 Pazartesi 16:38

ÜLKE GÜNDEMİ

Konkordato bahane yandaşlık şahane

CHP Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Denizli’de inşaatı bir türlü

Türkiye nüfusunun yüzde 85'i köylüdür

Bağımsız Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Elazığ ve

Yüksek Hızlı Tren rayları fay hattı üzerinde

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Elâzığ ve Malatya'da

Artık fay hatlarını değil .......

Elâzığ Sivrice’de, 24 Ocak 2020 günü 20.55’te meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremle ilgili

Siber saldırıya uğramamak artık bir mucize

Siber güvenlik kuruluşu ESET, iş ortakları ve müşterilerinin yanı sıra kurumları bilgilendirmek amacıyla

Deprem vergileriyle saraylar yaptırılıyor

Elazığ’da meydana gelen deprem sonrası 20 yıldır toplanan deprem vergilerine ne olduğu sorusu tekrar gündeme

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL