19 Ekim 2019 Cumartesi

Mehmetçik radikal teröristlere bekçilik yapacak

mehmetcik-radikal-teroristlere-bekcilik-yapacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Faik Öztrak Suriye operasyonuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Öztrak, 'Emperyalist güçlerin bize önerdikleri yol çıkmaz yoldur' dedi.
07 Ekim 2019 Pazartesi 20:04

  CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

 

27. Dönem 2. Çalışma ve Değerlendirme Toplantılarımızı dün Sayın Genel Başkanımızın kapanış konuşmasıyla tamamladık. Ailelerimiz de bu toplantıların bir kısmına katıldı. Böylece, “büyük Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin” üyeleri olarak, yeni döneme; birlik, beraberlik içinde ve iktidar yolunda milletimizin sıkıntılarına son verme kararlılığıyla girdik. Yaptığımız toplantılarda milletvekillerimiz, ülke gündemi ve seçildikleri illerin sorunlarıyla ilgili görüşlerini paylaştılar. İstişare ederek ve ortak aklı kullanarak yeni dönemde izleyeceğimiz siyasetin stratejik hatlarını gözden geçirdik.


KÖPRÜYE, OTOYOLA, TRENE, POSTAYA YÜZDE 20 ZAM

Bu toplantı bittikten sonra Merkez Yönetim Kurulu toplantımızı yaptık. Merkez Yönetim Kurulumuzun gündeminde ekonomi ve dış politika başta olmak üzere vatandaşlarımızın yakıcı sorunları vardı. Dün biz toplantılarımızı tamamladık, gece yarısı köprü ve otoyol geçiş ücretlerine yüzde 20 zam yapıldığı haberi geldi. Kamyoncularımız başta olmak üzere tüm vatandaşlarımız; yakıt masraflarının, vergilerin, geçse de geçmese de ödediği yol, tünel paralarının altında eziliyordu, hali zaten perişandı. Şimdi daha da perişan olacaklar. Tam buna üzülürken sabah da tren ve posta ücretlerine yüzde 20 zam geldi. Yandaşlardan vergi toplayamıyorlar vatandaşın üstüne zamlarla abanıyorlar. Taşıma maliyetlerindeki bu artışlar, iğneden ipliğe her şeyin fiyatını 
artıracak.




IMF’NİN VERDİĞİ EV ÖDEVİNİ YAPIYORLAR

İktidar, artık herkesin bildiği gibi, IMF ile gizli kapaklı 11 gün boyunca görüştü. IMF giderken de bunlara bir yapılacaklar listesi bıraktı. Şimdi bu listede yazılan ev ödevlerini birer birer yerine getiriyorlar. Hatırlayın yine IMF’nin listesinde enerji zamlarının otomatiğe bağlanması da vardı. Şimdi neredeyse her ay ya elektriğe ya doğal gaza yüzde 14,9; 15 değil 14,9 (!) zam yapıyorlar. Otomatiğe öyle bağlamışlar. Temmuz’dan bu yana hem elektriğe hem de doğal gaza yaptıkları zamların toplamı yüzde 32. Kış, daha gelmeden; milletimiz için kara kış oldu. Resmi rakamlara göre 2018’de 11 milyon yurttaşımız evini ısıtamamış. Şimdi 2019’da bu zamlardan sonra bu rakam umarız ikiye katlanmaz.


MEMLEKETTE ZAM VAR, ENFLASYON YOK

Ama memlekette zam var, enflasyon yok. Zam yaparak, enflasyonu düşürmenin formülünü saray buldu. TÜİK’in başına sosyete damadın arkadaşını atadılar. Sorun çözüldü. Fiyat toplama yönetimlerini değiştirdiler. “Kalite ayarlaması” diyerek fiyatlara müdahalelere başladılar. Yetmediği yerde de Hazine’den Bakan Yardımcıları telefonlarla TÜİK’in fiyat topladıkları günlerde fiyat toplayan şirketlere indirim talimatları yağdırıp, fiyatları manipüle etmeye kalktılar. Artık bunları sağır sultan bile duydu. Dolayısıyla bunu bilmeyen, konuşmayan yok. TÜİK’in fiyatları gerçeği yansıtmıyor.


ÜÇ ÇEŞİT YALAN VAR: YALAN, KUYRUKLU YALAN, İSTATİSTİKLERLE SÖYLENEN YALAN

Biliyorsunuz meşhur bir söz vardır. Üç çeşit yalan vardır derler: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistiklerle yalan. Aslında “istatistikler yalan söylemez” deseler de istatistiklere yalan söyletilebilir!  Saray iktidarı, bu konularda çok ustalaşmış. Eylül’de meyve ve sebze halinde 1 kilogram sivri biberin fiyatı 4 lira 15 kuruş ile 5 lira 75 kuruş arasında. Ama TÜİK’e göre Eylül’de sivri biberin fiyatı 4 lira. TÜİK’in fiyatı Hal’deki fiyatın bile altında. 1 kilogram kuru soğan. Hal’deki fiyatı 2 lira 25 kuruş ile 3 lira 50 kuruş arasında değişmiş. TÜİK’in sepetinde ise kuru soğanın fiyatı 1 lira 69 kuruş. Bu da Hal fiyatının altında. Patates… Hal’de 1 kilogram patatesin fiyatı 3 lira 25 kuruş ile 5 lira 25 kuruş. TÜİK’in sepetinde patatesin fiyatı 2 lira 8 kuruş. Bu da Hal’deki fiyatın altında.


MUTFAĞI KAVURAN YANGIN, TÜİK’İN SEPETİNE YANSIMIYOR

TÜİK’e göre son bir yılda; yumurtanın fiyatı yüzde 31, domatesin fiyatı yüzde 31, kuru soğanın fiyatı yüzde 26, patlıcanın fiyatı da yüzde 13 düşmüş. İnsaf, pazarlarda insanlar filelerini dolduramıyor. İnsanlar yemek öğünlerini azalttıklarını televizyonlarda haykırıyor. Tencereler boş. Ama Milletin mutfağını kasıp kavuran bu yangın, her nedense bir türlü TÜİK’in sepetine yansımıyor.


TÜİK ADRESLERİ VERSİN, MİLLET DE ALIŞVERİŞİ ORADAN YAPSIN

Açıkça söylüyorum, TÜİK’in bu millete yapacağı en büyük iyilik, fiyatları nereden topluyorsa, açık adreslerini millete vermektir. Milleti daha fazla perişan etmesinler, adresleri versinler, millet alışverişini TÜİK’in ucuzcu dükkanlarından yapsın. Bu ucube tek adam rejiminde devletin resmi istatistikleri bile üç paralık oldu. Güven kalmadı. Devletin ve kurumların itibarı, liyakate değil sadakate dayanan ahbap-dost atamalarıyla sıfırlandı. Saray düzeni milletin feryadına sağır. İşler iyi deyip, kulaklarının üstüne yatıyorlar. Saray sosyetesinin mal ve mevki sevgisi başta partilerinde olmak üzere, her yerde nifak tohumlarını yeşertiyor.


TÜİK RAKAMLARINI BAĞIMSIZ DENETÇİLERE DENETLETECEĞİZ

Enflasyon rakamlarında manipülasyon, 82 milyonun hakkının, hukukunun yenmesi demektir. Memur, emekli, işçi maaşları, kira kontratları, diğer tüm sözleşmeler, ödenecek vergiler her şey bu enflasyon rakamlarına göre belirleniyor. Milletin aklıyla artık daha fazla alay etmeyi bıraksınlar. Buradan açıkça ifade ediyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, iş başına gelir gelmez, TÜİK’in verilerini “bağımsız” denetçilere denetleteceğiz. Yanlış işler yapanın gözünün yaşına bakmayacağız. Kim yanlış yaptıysa, gidecek yargıda hesabını verecek.


OVP’DEKİ TUTARSIZLIKLARI HERKES ANLADI, BİR TEK SOSYETE DAMAT ANLAMADI

Damat Albayrak, Orta Vadeli Program’ın ismini beğenmedi. Programın adını “Yeni Ekonomi Programı” diye değiştirdi. Bir de “değişim başlıyor” diye bir motto koymuş. Programın içsel tutarsızlıklarına aslında burada çok fazla girmek istemiyorum. Bu yıl binde yarım büyüyecek bir ekonominin, gelecek yıl birdenbire arabayı devirmeden, balataları yakmadan nasıl yüzde beşlik büyümeye çıkacağını sormuyorum. Bu, yüzde beşlik büyümeyi sıfır cari açıkla gerçekleştirecek hangi yapısal reformların bu yıl içinde yapıldığını ve bunun nasıl gerçekleşeceğini de sormuyorum. Milletin satın alma gücünü zamlarla ve vergi artışlarıyla bitirip, devletin, yatırımlar başta olmak üzere, tüm harcamalarını kısarak, iç taleple büyümenin de nasıl gerçekleşeceğini sormuyorum. Bu tutarsızlıklar aklı başında olan, ekonomiden az çok anlayan herkes tarafından fark edilmiş durumda. Anlamayan tek bir kişi var o da sosyete Damat.


MİLLETE 15 YIL ÖNCEKİ GELİRİ BİLE MUMLA ARATACAKLAR

Bu programın hedeflerine bakınca, ne kadar süslenirse süslensin, adına ne kadar “Yeni” denirse densin; Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının iflasının itirafını görüyorum. Bu programa göre; 2019’da kişi başına gelir 9 bin 93 dolar olacakmış. Oysa, bundan 12 yıl önce kişi başına gelir 9 bin 656 dolardı. Bu sene, 12 yıl önceki, yani 2007 yılındaki geliri dahi milletimize çok görmüşler. Damat Albayrak’ın süslü programında her şey yolunda giderse; 2022’de kişi başına gelirimiz yeniden 10 bin 534 dolar olacak. Ama 2008 yılında, kişi başına gelirimiz 10 bin 931 dolardı. Bu program diyor ki, programın sonunda sen 15 yıl önceki gelirini dahi yakalayamayacaksın. “Değişim başlıyor” diyen YEP, 2022 geldiğinde bize 15 yıl önceki gelirimizi mumla aratacak.


UÇACAKTIK, UÇURUMDAN YUVARLADILAR

Bunlar ne dedi? Neyin sözünü verdi? Bu ucube rejimle güya uçacaktık, şahlanacaktık. Beyler ülkeyi uçurumdan aşağı yuvarladılar. 15 yıl önceki rakamları bile mumla arar hale geldik. Ama utanmadan, sıkılmadan hala daha 2023 yılına mektup yazıyorlar.


İSTANBUL SEÇİMLERİNİN İPTALİNİN FATURASINI DAMAT AÇIKLADI

Ancak bu programın ülkeye bir yararı olmadı da değil. Burada sosyete Damat’a vatandaş olarak bir teşekkür borcumuz var. Hatırlayın Yüksek Seçim Kurulu, İstanbul Seçimlerini iptal etmenin maliyetini 41 milyon lira olarak açıklamıştı. Kayınpederinin mızıkçılığı sebebiyle seçim iptalinin, ekonomimize, milletimize gerçek faturasını ise Damat Albayrak açıkladı. Hem de bir defa değil, iki defa. İlki Yeni Ekonomi Programı dediği programın tanıtımında, diğeri ise katıldığı bir televizyon programında. Bir önceki OVP’de, vadettikleri “2019’da yüzde 2,3 büyüme” hedefini bu yeni OVP’de, binde 5’e düşürmüşler. Sosyete Damat, bu büyük düşüşün gerekçesini şu sözlerle açıklıyor: “İkinci çeyrekle birlikte yaşanan, tekrar seçimle ötelenen ekonomimizdeki bir çeyreklik kaymanın etkisi.” Ben açıkçasını söyleyeyim, o söyleyemiyor tabi, yani seçimi ertelemelerinin maliyeti! 2019’da 795 milyar dolar olacak dedikleri milli gelir 749 milyar dolara düşmüş.


İSTANBUL SEÇİMLERİNİN HUKUKSUZ İPTALİNİN MALİYETİ 46 MİLYAR DOLAR

Kısacası Damat, mızıkçılık sonrasında “İstanbul seçimlerinin haksız ve hukuksuz şekilde iptal edilmesinin insanımıza, vatandaşımıza, milletimize 46 milyar dolarlık bir maliyeti” olmuş. Bu parayla neler yapılırdı. Bakın bu para; Tank Palet Fabrikası’nın satılmasına gerekçe gösterdikleri 50 milyon doların 920 katı. İstanbul’da yapılmasının acil olduğu söylenen ama bir türlü parası bulunamayan sualtı deprem istasyonunun maliyetinin de 28 bin katı. Yani bu parayla 28 bin tane sualtı deprem istasyonu yapmanız mümkün.


BU DÜNYADA DA ÖTE DÜNYADA DA HESABI ZOR VERİLİR

Sonuç itibariyle öyle gözüküyor ki İstanbul seçimlerini yenilemenin bu ülkeye çok ciddi bir maliyeti oldu. Biz bunu defalarca söyledik. Yapmayın, etmeyin dedik dinleyen olmadı. Bunun sonunda bu ülkede binlerce işyeri battı, yüzbinlerce vatandaşımız işsiz kaldı. Mutfakta tencere boşaldı. Borcunu ödeyemeyen insanlar parklarda kendini yaktı. Bunun hesabını bu millete kim verecek? Bunun hesabı bu dünyada da, öbür dünyada da zor verilir.


BU KADAR BORCU ZORLA MI VERDİLER

Biz bu iktidarı yıllarca uyardık. “El atına binen tez iner” dedik. Dinlemediler. Ekonomi takla atınca da başladılar bahane bulmaya… Yok “Gezi protestoları”, yok “Döviz saldırısı”, yok “Dış mihraklar”... Bu kadar dış borcu sana zorla mı verdiler. Ayıla, bayıla sen aldın. Aldığın bu milyarlarca dolarlık borcu da götürdün dağa, taşa, betona yatırdın. Biz seni uyardık, sen el atına binip faiz lobileriyle türkü çağırmaya devam ettin.


TÜRKİYE BORÇ GÖSTERGELERİNDE EN KÖTÜ EKONOMİLER ARASINDA

Şimdi Türkiye, dünyanın en kırılgan ekonomilerinden biri. Bunu sadece ben söylemiyorum. Bunu, bizim de üyesi olduğumuz Dünya Bankası söylüyor. Dünya Bankası “Uluslararası Borç İstatistikleri” araştırmasını, daha birkaç gün önce 3 Ekim tarihinde tüm dünyayla paylaştı. Dünya Bankası zaman zaman Türkiye’yle ilgili çok olumlu raporlar yayınlıyor ama böyle bir dünyayla karşılaştırma raporu yayınladığında durum değişiyor. Gerçek halimiz ortaya çıkıyor. Türkiye, kendisine benzeyen ekonomiler arasında, borç göstergelerinde en kötü ekonomiler arasında. 2018’de her 100 dolarlık gelirimize karşılık; 59 dolar borcumuz varmış. Aynı dönemde Çin’in borcu 15 dolar, Hindistan’ın borcu 19 dolar. Banka bir de borçları ülkelerin “ihracat geliriyle” karşılaştırmış. Her 100 dolarlık ihracat gelirine karşı; Türkiye’nin dış borcu 194 dolar. Yani borcumuzu ödemeye yetmiyor. Hindistan’ın dış borcu 93 dolar, Meksika’nın dış borcu 92 dolar, Rusya’nın dış borcu 81 dolar. Arjantin’den sonra yükselen piyasa ekonomileri kategorisinde ihracat gelirine göre en fazla dış borcu olan ülke Türkiye.


BORCA GÖRE KASADA EN AZ PARASI OLAN ÜLKE TÜRKİYE

Ancak, asıl can sıkıcı gösterge “dış borca göre döviz rezervlerinin” karşılaştırılmasıyla ortaya çıkmış. Her 100 dolarlık dış borç için ülkelerin kasasında ne kadar döviz var ona bakmışlar, döviz rezervi var. Türkiye’de 16 dolar. Yani her 100 dolarlık borcumuz karşılığında kasamızda sadece 16 dolar var. Arjantin’de 23 dolar, ki Arjantin IMF kapısında bir ülke. Güney Afrika’da 26 dolar, Endonezya’da 32 dolar, Meksika’da 38 dolar, Brezilya’da 67 dolar, Hindistan’da 72 dolar, Rusya’da 84 dolar, Çin’de 158 dolar. Borcuna göre kasasında en az para olan, dolayısıyla en kırılgan durumda olan ülke Türkiye.


EKONOMİ SONBAHAR RÜZGARINDA UÇUŞAN YAPRAK GİBİ

Hatırlayacaksınız bu basın toplantılarına başladığımızdan beri ve daha önce TBMM’de düzenlediğimiz ekonomiyle ilgili basın toplantılarında bir şeyi hep söylüyoruz, iktidarı uyarıyoruz: “Borç alan emir alır” diyoruz. Bugün Türkiye ekonomisi, Oval Ofis’ten atılan bir tweet mesajıyla, sonbahar rüzgarlarında uçuşan yaprağa dönüyorsa nedenlerini burada arayacağız. Bu ülkenin bu kadar borca batırılmasında arayacağız. Bu kadar az döviz rezervi tutulmasında arayacağız. 17 yıl boyunca bu iktidar dışarıdan gelebilecek bir saldırıya karşı en ufak bir tahkimat yapmamış. Sonra çıkıyor şimdi döviz saldırılarından dem vurup, sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor. AK Parti Genel Başkanı daha dün çıkmış “ekonomi üzerinden yazılan felaket senaryolarını bozuyoruz” diye hamaset yapıyor. Ben soruyorum buradan ne yaptınız? Borcunuzu mu azalttınız, döviz rezervlerinizi mi güçlendirdiniz? Hiç bir şey yok ortada.


ATEŞ OLSALAR CÜRÜMLERİ KADAR YER YAKARLAR

Tersine Varlık Fonu’na faiz lobilerinden 1 milyar avro borç aldırıp, İstanbul’da yandaş müteahhitlerini kurtarmaya soyunmuşlar. Bir de kalkmış dün tehditler savuruyorlar. “Milletimizin ekmeğine el uzatanlara da bunun bir bedeli olduğunu hatırlatıyoruz” diyorlar. Yani “Ekonomiyi çok fazla eleştirmeyin savcılarıma, yargıçlarıma talimat verir sizi içeri tıktırırım” diyor. Bunları geçsinler. Bir kere dönüp bakacaklar arkalarında ne kadar millet desteği kaldı. Öyle kolay değil o işler. Ateş olsalar cürümleri kadar yer yakarlar. Siz Saraylarınızda milletten kopmuş, “tatlı bir hayat” yaşıyorsunuz. Ama biz, milletin sorunlarını dile getirmeye devam edeceğiz. Sizin duymadığınız sesi biz duyacağız. Çiftçinin, emekçinin, esnafın, iş dünyasının, sanayicilerimizin sorunlarına sahip çıkacağız.


ÇİFTÇİYE 148 MİLYAR TL BORCUNUZ VAR, ÖNCE ONU ÖDEYİN

Biz vatandaşlarımızın sorunlarına sahip çıktıkça beyefendiler rahatsız oluyorlar. Genel Başkanımız “çiftçilere en ufak destek yok” diyor diye; tam böylede demiyor, diyor diye sarayın kibirlisi dün çıkmış, yine olmadık laflar söylüyor. Bizleri oradan buradan uyduruk rakamlar almakla itham ediyor. Biz kendisi gibi ülkemizin aziz toprağına, ayakkabımız toz olmasın diye, çizme galoşla basacak kadar yabancılaşmadık. Erdoğan; çiftçilerle ilgili rakamları bilmiyor, çiftçilerle ilgili yasaları bilmiyor, çiftçilerin halinden hiç anlamıyor. Tarım Kanunu ne diyor, çiftçiye milli gelirin an az yüzde 1’i kadar destek vereceksin. Bu kanunu kim çıkardı? 2006’da siz çıkardınız. Beyefendi Kanun ne vereceksiniz diyor? Siz 12 yılda ne verdiniz? 269 milyar lira vereceksin diyor, onlar 121 milyar lira veriyorlar. Ondan sonrada çiftçiye yarım yamalak ödedikleri paralarla övünmeye kalkıyorlar. 148 milyar Türk çiftçisine borcunuz var önce onu ödeyin.


YALAN DOLAN ARIYORSANIZ, MAZOT DESTEĞİNE BAKIN

Ne dediniz? Traktörünüzün deposunun yarısını siz, yarısını biz dolduracağız dediniz. Çiftçi bu parayı almış mı? Deposuna doldurduğu mazotun yarısının parasını almış mı mazot desteği olarak? Bir çıkın sorun bakalım. Yalan dolan mı arıyorsanız yalan dolan işte burada. Bu ülkede milletin ekmeğiyle oynayan birileri varsa o da sizsiniz. Milleti borca batırdınız, seçimlerde mızıkçılık yaptınız, ekonomiyi küçülttünüz. Bunun hesabını tabii ki sandıkta siz vereceksiniz.


GÜNLÜK 77 MİLYON DOLAR FAİZ LOBİLERİNE AKTI

Şimdi “faiz tüm kötülüklerin başıdır” edebiyatı yapıyorlar. Bu sözlerin sahibi, bugüne kadar en fazla faiz ödeyen iktidarın başı. 1975 ile 2002 arasındaki 27 yılda, bu güzel ülkeyi 20 ayrı hükümet yönetmiş. Bu 20 hükümet eliyle bütçeden yapılan faiz ödemesi toplam 251 milyar dolar. Bunu güne bölüştürürsek, 27 yılın her bir gününde kendilerinden önceki hükümetler ortalama 25 milyon dolar faiz ödemişler. 1 Ocak 2003’ten itibaren iktidara gelmişler, 31 Ağustos 2019’a kadar AK Parti’nin devr-i iktidarında bütçeden ödenen faiz 469 milyar dolar. Güne bölersek Adalet ve Kalkınma Partisi kadroların bütçeden faiz lobilerine ödediği para günde ortalama 77 milyon dolar. Yani 27 yılda 20 hükümetin her gün ödediği faizin 3 katını Adalet ve Kalkınma Partisi New York’a, Londra’ya faiz baronlarına ödemiş. Şimdi bu adamlar Adalet ve Kalkınma Partisini sevmesin de kimi sevsin? Şimdi bu rezaletin sahipleri ortaya çıkmışlar bağırıyorlar. Yok; faize karşılarmış. Yok; yeşil finansmış. Yok; faizsiz bankacılığa, bankacılık denilmemeliymiş. Yok; faizsiz bankacılık danışma komiteleri kurup, bu araçlara fetva alacaklarmış. Yok, faiz sebep, enflasyon neticeymiş. Tamam öyleyse iş çok kolay. Düşürün faizi sıfıra enflasyon da sıfır olsun. Millette inim inim inlemesin. Elinizi tutan mı var? Merkez Bankası Başkanını kovdunuz, adamınızı da getirdiniz oraya oturttunuz. Verirsiniz bir talimat gereğini yapar.


BORÇLANMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DE GELİR, DÜYUN-U UMUMİYE DE GELİR

Bu hikayeleri geçsinler. Bakın sadece gelecek yılın ilk dört ayında merkezi bütçeden yapılacak iç faiz ödemesi 39 milyar. Aynı dönemde bütçeden yapılacak dış faiz ödemesi de 2 milyar dolar. Elbette bu haldeki bir ekonomiye Borçlanma Genel Müdürlüğü de gelir. Böyle giderse Düyun-u Umumiye de gelir. Hep söylüyoruz, bu ülke yönetilmiyor, maalesef savruluyor.


ÖNCE YANDAŞLARA VERDİĞİN DÖVİZ İHALELERİNİ TL’YE DÖN

Millet artık bu yönetime güvenmiyor. Ekonomiyi toparlayabileceklerine inanmıyor. Bankalardaki döviz mevduatları çözülsün diye ellerinden geleni artlarına koymadılar. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı yine partisinin kampında çıktı milletten “Dövize değil, TL’ye yatırım yapın diye özellikle istirhamda” bulundu. İyi, güzel de sen kendi yandaşlarına dövizle ihale vermeye, dövizle garantiler vermeye devam ediyorsun. Önce kendi yandaşlarınızı ikna edeceksiniz. Hadi bakalım tüm bu sözleşmeleri Türk Lirasına döndürün.


BANKALARDAKİ DÖVİZ MEVDUATTA REKOR

Siz bunları yapmadığınız için, kimse size ve sizin sözlerinize inanmıyor, güvenmiyor. Bankalardaki döviz mevduatları rekor üstüne rekor kırıyor. Milletimizin yabancı para mevduatı yılbaşından bu yana 32 milyar dolar artmış. 224 milyar dolar olmuş. Bu, bu ülkede gerçekten önemli, olağanüstü bir rekor.


MEHMETÇİĞİMİZİN TIRNAĞINA TAŞ DEĞMESİN

Saray, ülkeyi yönetmiyor. Ekonomiyi batırdılar, ülkemiz savruluyor. Bunun karşılığında da bir çıkış arıyorlar. Bunun için de milletimizin geleceğini Ortadoğu bataklığına saplamaktan çekinmiyorlar. Özellikle mahalli idare seçimlerinde uğradıkları büyük yenilgiden sonra; “Belki yarın, belki yarından da yakın” diyerek Fırat’ın doğusuna operasyon yapacaklarını söyleyip duruyorlardı. Dün gece yarısı Cumhurbaşkanlığı ile Beyaz Saray arasında yapılan telefon görüşmesi ve ardından her iki adresten yapılan basın açıklamalarını, Ankara’da bulunan TBMM Grup Başkanvekillerimiz ve Merkez Yönetim Kurulu üyelerimizle bu sabah yaptığımız bir toplantıda Genel Başkanımızın Başkanlığında değerlendirdik. Dün gece yarısı Beyaz Saray ile yapılan telefon görüşmesinin ardından, ABD yönetimiyle, Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyon konusunda gizli bir anlaşmaya varıldığını anlıyoruz. Bölgede bulunan Mehmetçiğimizin tırnağına taş değmesin. Allah, kahraman askerlerimize yardımcısı olsun.


OPERASYON OLURU, IŞİD’E BEKÇİLİK YAPMA KARŞILIĞINDA VERİLMİŞ

Açıklamalardan operasyon olurunun, IŞİD teröristlerine ülkemizin bekçilik yapması karşılığında verildiğini görüyoruz. ABD Başkanı açıkça itiraf ediyor: Fransa’ya, Almanya’ya ve çok sayıda Avrupa ülkesine kendi teröristlerinizi ülkenize geri alın dedik, baskı yaptık ama kabul etmediler diyor. Kafa kesmiş, ciddi insanlık suçları işlemiş bu teröristlerin bu bölgede kalmasını arzulamışlar. Hangi bölgede? Bizim sınırımızda. Amerikan Başkanı diyor ki, ben kendi vergi mükelleflerimi düşünmek zorundayım. “Ben bunlara uzun yıllar bakamam” diyor. Ondan sonrada diyor ki, bu teröristlere bakmanın maliyetinden kurtulmanın çaresi, faturayı Türkiye’deki vergi mükelleflerinin sırtına yıkmaktır. Açıkçası bu deniyor baktığınız zaman. Bizimkilerde kabul etmiş. Zaten bizim Saray’ın yaptığı açıklamada Türk vergi mükelleflerinin adı dahi geçmiyor. Saray ne kadar zam yaparsa, ne kadar ek vergi koyarsa bu aziz millet kaldırır zannediyor.


EGEMEN GÜÇLER TÜRKİYE’Yİ MAŞA GİBİ KULLANIYOR

Rusya İdlib’de radikal teröristlerin bekçiliğini bize bırakmıştı. Şimdi aynı işi ABD yapıyor. Egemen güçler, sobanın üstündeki kızgın kestaneyi almak için Türkiye’yi maşa gibi kullanıyorlar. Yine karşılıklı yapılan açıklamalardan anladığımız ABD’nin bu bölgedeki teröristlere dağıttığı silahların akıbetinin ne olacağı da belirsiz. Operasyon bölgesi, ABD ile belirlenen alanı aşarsa, o alan da sınırın galiba tamamı değil, teröristlere dağıtılan bu silahların namlusu, Mehmetçiğimize dönecek mi? ABD, “Ben bu işe karışmam” diyor.


GENEL BAŞKANIMIZ “BOP EŞ BAŞKANLIĞI SÜRÜYOR” DİYE BOŞUNA DEMEDİ

Beylerin Şam’da Emevi Camii’nde namaz kılma rüyaları bu ülkeye maalesef çok büyük bedeller ödetti. Şimdi de Saray bu çok daha büyük bir bedeli, çocuklarımıza ve torunlarımız da dahil, milletimizin sırtına bırakmaya hazırlanıyor. Mehmetçiklerimiz, tüm dünyadan bu bölgeye gelen radikal teröristlere bekçilik yapacak; milletimizde onları besleyip doyuracak. Milyarlarca dolar kaynak, yok yere harcanıp gidecek. Bunlar, Sarayın umurunda mı? Hayır. Sayın Genel Başkanımız, kampın kapanış konuşmasında dün “Recep Tayyip Erdoğan’ın Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanlığı devam ediyor” diye boşuna demedi.


SURİYE’DE BARIŞIN GELMESİNİN EN KISA YOLU ŞAM VE ANKARA ARASINDA

Bakın biz bu meselenin başından itibaren iktidara şunu söylüyoruz, “Ortadoğu bataklığına girmeyin”. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı bizi dinlemedi. Sonra da işler sarpa sarınca “Bu meselede bizi aldattılar” diye feryat etmeye başladı. Bizde sorduk “Kim sizi aldattı?” Cevap yok. Biz, “Suriye ile ilişkileri düzeltin” dedik. Türkiye de Suriye’nin toprak bütünlüğü savunuyor, Suriye de kendi toprak bütünlüğünü savunuyor. “Bizim Mehmetçiğimiz yabancı topraklarda neden şehit olsun?” diye sorduk. Suriye’nin toprak bütünlüğü için, teröristlerle Suriye ordusu savaşsın. Biz de kendilerine destek olalım. Biz Mehmetçiklerimizin ve ulusumuzun çıkarlarının yanındayız. Tekrarlıyorum. Suriye meselesinin çözüm yolu bellidir. Suriye’ye barışın gelmesinin en kısa yolu Şam ve Ankara arasındaki yoldur. Emperyal güçlerin bize önerdikleri yol çıkmaz yoldur. 

Şimdi varsa sorularınızı alabilirim. İsimleriniz ve kurumlarınızla birlikte lütfen.


Soru- Efendim operasyona değindiniz. Operasyon yakında olacak, bununla ilgili bilgiler verdiniz ama çok kısa sormak istiyorum. ABD biz bu operasyonu desteklemeyeceğiz, müdahil de olmayacağız dedi. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?


Faik ÖZTRAK- ABD bu operasyonu desteklemeyeceğiz, bu operasyona müdahil olmayacağız diyor ama hemen bir sonraki paragrafta da ben vergi mükelleflerimin parasını korumak için bunu yapıyorum diyor. Bu iki paragraf birbiriyle uyumsuz. Biri bir başka yerlere mesaj gönderiyor, öbürü de başka yerlere mesaj gönderiyor. Biz bu mektubu okuduğumuz zaman gördüğümüz manzara şudur, Sarayla ABD arasında bir uzlaşma vardır; o da şudur: siz bizim belirlediğimiz bölgelere girin, biz o bölgelerin yakınında olmayacağız ama biz de size bu işin başından bu yana ne kadar terörist yakaladıysak, cihatçı terörist yakaladıysak sizin sırtınıza bırakıyoruz. Bunların bakımını, muhafazasını sizin sırtınıza bırakacağız. Olan budur.


Soru- İç siyasetle ilgili bir kaç sorum olacak efendim. Öncelikle FETÖ firarisi Ergün Babahan Devlet Bahçeli’yle ilgili bir Tweet attı geçtiğimiz gün. Bahçelisiz siyasete hazır olun dedi. Amerikan Büyükelçiliği de bu tweeti beğendi. Sonrasında maslahatgüzarı dışişlerine çağrıldı ve tepkiler geldi hem hükümetten, hem MHP’den. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Kasıtlı mıdır ABD’nin bu tweeti beğenmesi?


Faik ÖZTRAK- Arkadaşlar dün Grup Başkanvekilimiz Özgür Özel bu konuyla ilgili kampta bir açıklama yaptı. Biz aynı yerde duruyoruz. Bu ülkenin partilerinden herhangi birine bir yabancı ülkenin elçiliği tarafından yapılmış olan bu tür girişimleri kendimize karşı yapılmış sayarız.


Soru- Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan kampta kapanış konuşmasında, kampta çalışmalarda şunu gördüm fitne bayağı egemen olmuş dedi. Daha çok kendi partisinin içini kastetti ama ben size de sormak istiyorum. Fitne bayağı egemen olmuş, fitnenin olduğu yerde ne hayır, ne bereket olur. Milletimiz bizden kendi iç meselelerimiz değil, hizmet bekliyor dedi. Siz bu çıkışı nasıl değerlendirirsiniz?


Faik ÖZTRAK- Fitnenin olduğu yerde bereket olmaz ama fitne tohumları da nerede yeşerir biraz önce söyledim. Bu makam aşkının gözleri kör ettiği bir ortamda fitne tohumları yeşerir. Liyakatin olmadığı bir ortamda, sadakatin olduğu bir ortamda mal, mülk aşkının olduğu bir ortamda fitne tohumları her zaman yeşerir. Tabi bir başka dikkatimi çeken husus, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı konuşmasına birlik, beraberlik diyerek başladı, sonunda fitne diyerek bitirdi. Anlaşılan o cenahta durumlar son derece ciddi.



Haber okunma sayısı: 42

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

Trilyonluk bütçede halka düşen vergi ve zam

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 2020 yılı bütçesinde halka “vergi ve zam” düştüğünü vurgulayarak,

Partimizin belediyeleri daha kayyım eliyle gasp edildi

HDP'nin 31 Mart seçimlerinde kazandığı 3 belediyeye kayyum atandı. Tutuklanan Nusaybin, Yüksekova ve Hakkari

Durdurulmuş metrolardaki tehlike ortadan kaldırılıyor

İBB, finansal sorunlar nedeniyle durdurulan, mevcut haliyle kent için risk oluşturabilecek metro projelerini yeniden

Belediyeleri genel müdürlük altında mı toplayacaksınız?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, “Belediyeleri bir genel

İETT araçları 29 Ekim'de ücretsiz

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 96. yılını görkemli törenlerle kutlamaya hazırlanan İBB, bu milli bayramda

'Sert adam olma. Aptal olma

Trump'ın Erdoğan'a yazdığı öne sürülen, birbirinden inanılmaz ifadelerle dolu bir mektup ortaya çıktı.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL