21 Eylül 2019 Cumartesi

Kaşıkçı cinayeti ezberleri bozmuştur

kasikci-cinayeti-ezberleri-bozmustur

Partisinin Meclis grup toplantısında açıklamalarda bulunan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kaşıkçı cinayetiyle ilgili "Suudi yetkililer suçululuğun verdiği telaşla yanlış üzerine yanlış yapmaktadır. Veliaht prens için çember daralmaktadır. Suudi Arabistan yönetiminin Usame Bin Ladin zihniyetinden ne farkı kalmıştır? Bu ülkeyi El Kaide'den ayıran nedir?" dedi.
20 Kasım 2018 Salı 15:33

 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Cemal Kaşıkçı cinayetinin uluslararası bir soruna dönüştüğünü belirtti. 

Bahçeli, "Bir devlet, hele hele kutsal toprakları hakimiyetinde tutan bir ülke, nasıl olmuştur da terör yöntemlerinden, örtülü operasyonlardan medet umacak zulmetle bezenmiş bir noktaya gelmiştir? Suudi Arabistan yönetiminin Usame Bin Ladin zihniyetinden ne farkı kalmıştır? Bu ülkeyi El Kaide'den ayıran nedir?" dedi. 

Bu cinayet üzerinden siyasi restleşmelerin, gizli kapaklı pazarlıkların, bölgesel planlamaların, ekonomik hesapların biteviye yapıldığını belirten Bahçeli, "Kaşıkçı cinayeti ezberleri bozmuş, Pandora'nın Kutusunu açmıştır. Türkiye dışında herkes mezkur cinayeti keyfince ve menfaati kapsamında yorumlayıp saptırmaktadır." diye konuştu. 

Cemal Kaşıkçı'nın, 2 Ekim 2018 saat 13.14'te, Suudi Arabistan'ın İstanbul konsolosluğundan içeri girdiğini, aynı tarihte Suudi Arabistan'dan gelen 15 kişilik ölüm ekibinin ise saat 12.14'te konsolosluk binasına giriş yaptığını anımsatan Bahçeli, "Merhumun, başkonsolosun odasına alınmasıyla cinayet planı anbean devreye sokulmuştur. Türkiye'ye cinayet aletleriyle ve adli tıp uzmanıyla birlikte intikal eden Suudi katiller, planlı bir vahşetin alenen tarafı olmuşlardır." ifadesini kullandı. 

"Eğer merhum Kaşıkçı'nın bir suçu varsa mahkemeye çıkarılması gerekmez miydi?" sorusunu yönelten MHP lideri Bahçeli, şunları kaydetti: 

"Bir devlet, hele hele kutsal toprakları hakimiyetinde tutan bir ülke, nasıl olmuştur da terör yöntemlerinden, örtülü operasyonlardan medet umacak zulmetle bezenmiş bir noktaya gelmiştir? Suudi Arabistan yönetiminin Usame Bin Ladin zihniyetinden ne farkı kalmıştır? Bu ülkeyi El Kaide'den ayıran nedir? Cinayet üssü olarak Türkiye ne hakla kullanılmıştır? Katillerin Türkiye'de mahkemeye çıkarılması, adaletin doğası gereğidir. Bu mümkün olmuyorsa, uluslararası soruşturmayla yine uluslararası bir mahkemede yargılanmaları temin edilmelidir. Veliaht Prens için çember daralmaktadır. Kaçış, kurtuluş yolları kapanmaktadır." 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suudi Arabistan'daki Cemal Kaşıkçı cinayeti soruşturmasıyla ilgili, "Cinayetin baş azmettiricisi olarak ismi sık sık telaffuz edilen veliaht, böylesi bir olayın bir daha tekrar etmemesi maksadıyla kurulan istihbarat üst komisyonunun başına getirilmiştir. Yani kuzu canavara teslim edilmiştir. Bu durum tam bir akıl tutulması, tam bir hilkat garibesi, tam bir çelişki yumağıdır." dedi. 

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Kaşıkçı cinayetinde Türkiye'nin, hakkın ve hukukun yanındaki sağlam duruşuyla takdir topladığını belirtti. 

"Konunun hazin tarafı ise İslamiyet'in yargılanma ayıbı, Mekke ve Medine'yi yönetiminde tutan ülkenin iç karartan ahlaki ve adalet açığıdır." diyen Devlet Bahçeli, Suudi Arabistan yönetiminin cinayetin hemen ertesinde başvurduğu hezeyan dolu açıklamaların ve cinayeti örtbas girişimlerinin, Türkiye'nin ortaya koyduğu deliller sayesinde çürütüldüğünü dile getirdi. 

Bahçeli, "Olayın gerçekleştiği ilk günlerde Kaşıkçı'nın konsolosluk binasından sağ olarak çıktığını iddia eden Riyad yönetimi, olayla ilgili sorumlulukları olmadığını savunmuştu. Ancak Türk emniyet ve istihbaratının kuyumcu titizliğiyle yaptığı çalışmalar neticesinde Suudi Arabistan, cinayetten yaklaşık 1,5 ay sonra Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürülerek parçalara ayrıldığını itiraf etmek zorunda kalmıştır." diye konuştu. 

Suudi Arabistan yönetiminin, olayla ilişkili 18 Suudi vatandaşını gözaltına aldığını ve bunlardan 5'i hakkında idam talebinde bulunduğunu hatırlatan MHP lideri Bahçeli, şunları söyledi: 

"Kimleri sallandırıp kimleri kurtaracakları ise bize göre muammadır. İşin vahametine bakın ki cinayetin baş azmettiricisi olarak ismi sık sık telaffuz edilen veliaht, böylesi bir olayın bir daha tekrar etmemesi maksadıyla kurulan istihbarat üst komisyonunun başına getirilmiştir. Yani kuzu canavara teslim edilmiştir. Bu durum tam bir akıl tutulması, tam bir hilkat garibesi, tam bir çelişki yumağıdır. Suudi Arabistan yönetimi cinayetin asıl sorumlularını ortaya çıkarmamıştır veya çıkarmak işine gelmemiştir. Gerçeğin malum bir huyu vardır ve o da şudur; Ertelense de üzeri örtülse de bir zaman sonra büyüyerek ilk uygun zamanda ortaya çıkmasıdır. 

Riyad yönetimi toplam 15 kişilik infaz timinin tamamı hakkında yargılama yapmamıştır. Bununla birlikte tutuklanan ve idamla yargılanan kişilerin kimlikleri kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Yani kapalı devre bir süreç ağır ağır, adım adım işletilmiştir. Anlaşılıyor ki Suudi Arabistan yönetimi sanal bir mahkeme yoluyla cinayetin faillerini karartma yoluna heves etmiş, bunu hedef haline getirmiştir. 

Merhum Kaşıkçı'nın cesedi üzerindeki sis ve esrar perdesi henüz aralanmış değildir. Nitekim akıbet belirsizdir. Yerli iş birlikçinin kimliği ise hala aydınlanmış değildir. Suudi Arabistan yönetimi Türkiye ile iş birliği yapacağını açıklamış olmasına rağmen somut bir girişimde bulunmamış, üstelik samimiyetten uzak bir tavır sergilemiştir. 

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Kaşıkçı davasının uluslararası boyuta taşınmasının kabul edilemez olduğunu ve meselenin siyasileştirilmesinin İslam dünyasının bölünmesine neden olacağını dile getirmiştir. Bize göre bu bakan halt etmiştir. Mayınlı alanda top çevirdiklerinin farkında bile değildir. Suudi yetkililer kırk dereden su getiriyorlar, suçluluğun verdiği telaşla yanlış üstüne yanlışa imza atıyorlar. Maktul bellidir, müşteki bellidir, cinayet mahalli bellidir, azmettiren, Kaşıkçı'yı boğan, parçalara ayırıp asitle yok eden caniler bellidir. Dahası olayın iki ayrı ses kaydının varlığı da bilinmektedir. Saklanacak ne kalmıştır? Gizlenecek ne bırakılmıştır?" 

Bahçeli, kendilerini üzen bir başka hususun ise Mekke Başimamı'nın 19 Ekim tarihli Cuma Hutbesi'nde Velihat Prens için "özel olarak ilahi ilhamlara mazhar kılınmış kişi" şeklindeki tanım ve taltifi olduğunu söyledi. 

"Efendimizin, Hazreti Ömer için kullandığı bu ifadenin Prens Selman için sarfedilmesi hüsran verici bir hezeyandır." diyen Devlet Bahçeli, "Karanlık ilişkiler kuran, cinayet şebekelerini seferber eden, gizli ajanda sahibi olan, dilinin altında, kafasının arkasında emperyalistleri arkalayan amaçlar bulunan bir şahıs nasıl oluyor da ilahi ilhamlara mahzar olabiliyor? Her şey bu kadar ucuz ve basit midir? Günahı görmek, yanlışı reddetmek için ille de ebabil kuşlarının gelip taş yağdırmalarını mı bekleyelim? Bundan sonra Hac farizesinin güvenli bir şekilde yapılacağına nasıl itimat edelim, nasıl inanalım?" diye sordu. 

Bahçeli, Suudi Arabistan yönetiminin "İslam dünyasına kan ve fitne ekerek, terör örgütlerine mali yardım yaparak, emperyalistlere kucak açarak, İslam dünyasını bölüp parçalama işine sanki memur edilmiş gibi" olduğunu ve vahşi bir katliamla İslam'ı karalamaya çalışanlara koz verdiğini söyledi. 

ABD'nin ise Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili başından beri Veliaht Prensi koruma yoluna gittiğini, Suudi Arabistan ile iş birliğini korumak istediğini dile getiren MHP lideri Bahçeli, şöyle devam etti: 

"Cemal Kaşıkçı'nın öldürülme emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman'ın verdiği söylense de bu durum ABD Başkanı Trump tarafından görmezden gelinmiştir. ABD'nin Kaşıkçı cinayetinin azmettiricilerini muhafazası gayet normaldir. ABD, bölgemizde kaos istemektedir. İslam ülkelerinde çatışma arzulamaktadır. Yanıbaşımızda terör devleti kurmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle Suudi Arabistan'a ihtiyacı vardır, Yemen'deki operasyonların sürmesi çıkarınadır, İran'ın çevrelenmesi stratejik hedefidir ve her ne pahasına olursa olsun cinayetin asıl azmettiricilerini saklamakta ısrarlıdır. 

Artık Suudi Arabistan yönetimi şapkasını önüne koyup düşünmek zorundadır. İslam dünyasına huzur gelecekse, bu gaye emperyalistlerden nifak ithaliyle gerçekleşmeyecektir. Türkiye'nin kendileri ve iş birlikçileri için kanlı oyunların sahneleneceği bir ülke olmadığı gerçeğini de hiç kimse aklından çıkarmamalıdır. Ülkemizi dibi görünmeyen bir uçuruma sürüklemek isteyenler er ya da geç kazdıkları kuyuya kendileri düşecekler, elbette hem halklarına hem de yüce Allah'a kesinlikle hesap vereceklerdir." 

Bahçeli, dün Mevlid Kandili'nin idrak edildiğini anımsatarak, Mevlid Kandili'nin, Hz. Peygamber'in bütün zamanlara hitap eden, bütün insanlığa umut ve huzur vadeden evrensel mesajlarını değerlendirme bakımından önemli bir fırsat olduğunu ifade etti. 

Hz. Peygamber'in dünyayı şereflendirmesiyle birlikte umut kapılarının aralandığını, toplumların hasret kaldığı huzur ve refahın yeniden yeşerdiğini dile getiren Bahçeli, "Biliyoruz ki İslam toplumları dinimizin ana rotasından ne zaman sapmış ve Efendimizin duruşundan ne zaman savrulmuşsa anında krize sürüklenmiş, derin bir uçuruma yuvarlanmıştır. İçinden geçtiğimiz zaman diliminde, Müslüman coğrafyası öyle bir buhrana gerilemiştir ki katliamlar seriye bağlanmış, haksızlıklar ve adaletsizlikler yaygınlaşıp yoğunlaşmıştır." diye konuştu. 

Bir yanda karıncayı bile incitmekten korkan yüce bir gönül duruyorken, diğer yanda Müslüman kisvesi altında en vahşi cinayetleri bile gözünü kırpmadan işleyebilen, işletebilen, taht ve taç uğruna her rezalete 'tamam' diyen çukur ve cüce bir azınlık bulunduğunu belirten Bahçeli, "Medeniyet beşiği Ortadoğu harap ve bitaptır. İslam ülkelerinin perişanlıkları; haktan, halktan, ahlaktan ve maneviyattan kopuk yönetimlerinin kokuşmuşluğu isyan ve infial ettirecek düzeylerdedir." değerlendirmesinde bulundu. 

"Emperyalizme uşak düşmüş, İblis'in Truva Atı haline gelmiş kim varsa bilinsin ki Müslüman Türk milleti olarak nefesimiz enselerinde, elimiz de lekeli yakalarında olacaktır." ifadesini kullanan Bahçeli, "Bunlarla hesaplaşmayı ne yarınlara ne de yanlarına asla bırakmayacağız. FETÖ budur, IŞİD böyledir, yüce dinimizi istismar eden diğer alçak ve aşağıların aşağısı terör örgütleri aynısıdır." dedi. 

Ortadoğu'dan yapılan silah alımlarının, küresel silah alımlarının yüzde 32'sini oluşturduğunu, ayrıca 2013 ile 2017 arasında küresel silah satışının, bundan önceki beş yıllık döneme kıyasla yüzde 20 arttığını belirten Bahçeli, canilerin ekmek alır gibi silah aldıklarını kaydetti. 

Bahçeli, "Körfez'deki dolar milyarderleri, El Kaide ve benzerlerine yaptıkları gibi teröristlere yapılan silah satışlarını finanse edecek kadar insanlıktan ve onurdan mahrum olmuşlardır. Bu ne kadar utanç verici bir ilkellik ve ilkesizliktir. Yoksulluk, İslam ülkelerine sinmiştir. Yozlaşma, İslam ülkelerine nüfuz etmiştir. Yolsuzluk, İslam ülkelerine demir atmıştır. Bir yanda petrol ve dolar içinde yüzen küçük bir zümre, diğer yanda bir dilim ekmek, birazcık hak, özgürlük ve demokrasi için mücadele eden milyarlarca insan, vicdan sahibi her insanı derinden yaralamaktadır." diye konuştu. 

Türkiye'ye devamlı engeller çıkaran, müzakereleri tıkayan AB anlayışının bir bakıma iflasın eşiğinde olduğunu dile getiren MHP lideri Bahçeli, ticaret savaşlarının, ekonomik sorunların, siyasal anlaşmazlıkların ve egemenlik mücadelelerinin AB'yi karar aşamasına doğru hızla savurduğunu söyledi. 

Diğer yandan Fransa'nın başını çektiği, Almanya'nın yeşil ışık yaktığı, ABD Başkanı Trump'ın sert bir şekilde karşı çıktığı "AB ordusu" kurma fikrinin, 58 yıllık bir arayışın sonucu olarak tekrar gündeme geldiğini anımsatan Bahçeli, "Kimin ordu kurup kimin kurmayacağı, işin özünde bizim meselemiz değildir. Ancak, AB ordusunun kurulma düşüncesi resmileşirse bölgesel ve küresel zeminde büyük bir açmaz ve cepheleşme kaçınılmaz olabilecektir." dedi. 

"Kiminle müttefiksek, şu işe bakınız ki beka mücadelemizde karşı karşıyayız." ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti: 

"Kiminle NATO şemsiyesi altında buluşmuşsak, şu kepazeliğe bakınız ki Türk ve Türkiye düşmanlarına destek verdiklerini görüyoruz. Bu husumetin kaynağında ne vardır? Bizimle hem ittifak kurup hem de sakalımızı yolmaya çalışan, kolumuzu kanadımızı kırmak için uğraşan ülkeler ne yapmayı, hangi sonuca ulaşmayı akıllarından geçiriyorlar? İttifak ahlak ister, adamlık ister, adanmışlık ister, eşitlik ister, fedakarlık ister, karşılıklı ilke ve hassasiyetlere bağlılığın yanında, hakkaniyetli hürmet ister. Bir tarafın mağlup görülüp, diğer tarafın muzafferlik tasladığı ilişki ağından onurlu bir ittifak çıkmaz, kalıcı ve kavrayıcı bir mutabakat çıkamaz. 

Müttefiklik, adı konmamış mahkumiyet, kabulü sağlanmamış mağduriyet falan değildir. Aynı zamanda Türkiye seçeneksiz hiç değildir. Üstte ittifak, dipte ihtilaf içinde olmak; önde müttefiklik pozları verip, arkada muhasım hale gelmek rezaletin daniskasıdır, hezimetin dik alasıdır, kandırmacanın zirve noktasıdır. Böylesi garabet hasıl olursa, ki vardır, buna ne diyelim, neye sayalım, nasıl görelim? Güney sınırlarımız boyunca arkamızdan iş çevriliyor. 
Hangi taşın altını yoklasak karşımıza ABD-YPG ortaklığı çıkıyor. Neymiş, ABD'nin YPG'yle olan ilişkisi taktikselmiş, eylem odaklıymış, geçiciymiş. Türkiye bu bahaneleri yemez, bu oyalamaları yutmaz. Caniyle taktik ilişki kurulamaz, kurulsa bile bunun adı taktik değil, çukur bir ortaklık olacaktır." 

ABD'nin, Türkiye'nin içişlerine karışmayı, asayiş ve milli güvenliği için yapılan emniyet tedbirlerini sorgulama ve yargılamayı "iş ve meslek edindiğini" belirten Bahçeli, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün, Gezi kalkışması çerçevesinde gözaltına alınanlara destek verdiğini, keyfilikten bahsettiğini, "endişeliyiz" diyecek kadar karanlık niyetini belli ettiğini dile getirdi. 

Bahçeli, "PKK/YPG'ye silah vermek, FETÖ'ye yardım ve yataklık yapmak onursuz bir keyfilik, endişe verici bir gafillik değil de nedir? Gezi'nin aktör ve finansörleri olduğu iddia edilen kişi ya da kişilerle hukuk dairesinde mücadelenin neresi keyfi, neresi kaygı vericidir?" sorularını yönelten Bahçeli, " ABD içişlerimize karışma mezuniyetini, süren ve sürdürülen soruşturma ve kovuşturma safahatlarıyla ilgili hüküm verme hakkını kendisinde nasıl görebilmektedir? Onu bıraksın, FETÖ elebaşını ne zaman iade edecek, bunu söylesin. Terör devleti kurma çalışmalarına ne zaman son verecek, bundan bahsetsin." diye konuştu.

Bahçeli, koordinat yüklemesi yapılabilen, patlayıcılarla donatılan dronları, terör örgütü PKK'nın kullanmaya başladığını anlatarak, "Hain terör örgütü bu yöntemleri kimlerden öğrendi, kendi ağırlığının onlarca katı patlayıcı taşıyabilen insansız hava araçlarını hangi alçak ülkelerden sağladı? Farkındayız, sokaklar karıştırılmak isteniyor, kutuplaşmalar bileniyor. Televizyon ekranlarından korku, öfke ve fitne yayılıyor. FETÖ-PKK, iş bölümü ve görev taksimi yapmış eylem ortakları halinde pusuda bekliyor, el ovuşturup uygun zaman kolluyor. Terörün hedefi olan güvensizlik, belirsizlik, korku ve kuşku sistematik şekilde tırmandırılıyor. " ifadesini kullandı. 

Ekonomideki sorunların, siyasal tepki ve itiraza dönüştürülerek, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleriyle ilgili maksatlı ve marazi bir hazırlık yapıldığını dile getiren MHP lideri Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üstünde de tehlikeli polemikler tetiklenip provokasyonların tertiplendiğini kaydetti. Bahçeli, "Buna izin vermeyeceğiz, zillet ittifakının tezgah ve tuzaklarını yine ve kökünden bozacağız." dedi. 

Bir yanda "Atatürk ilah değildir" diyenle, diğer yanda "Atatürk benim ilahımdır" diyen provokatörlerin, iç barış ve huzur ortamını gerebildikleri kadar gerdiklerini, sabırları zorladıklarını belirten Bahçeli, "Türkiye'yi vahim bir türbülansa itmek, yeni bir demokrasi dışı arayışa çekmek isteyenler şunu çok iyi bilsinler ki; Türk milleti, şiddeti ne olursa olsun, her ihaneti, her rezaleti, her felaketi yerle yeksan etmeye, hainlerin emdikleri sütü burunlarından fitil fitil getirmeye hazırdır, bunu başaracak kudrete sonuna kadar haizdir." diye konuştu. 

"Allah'ın verdiği bir canımız vardır, bu can vatana da millete de Türklüğün geleceğine de bin defa kurban olsun, son kanımıza kadar fani bedenimiz mukaddesat ve mukadderatımız için feda ve armağan olsun." ifadesini kullanan Bahçeli, sözlerini "İç ve dış niyet sahiplerini uyarıyorum; Türkiye'yi teslim alamazsınız, Türk milletini yenemezseniz, Türk vatanını bölemezsiniz." diyerek tamamladı.

Haberin etiketleri:

mhp, devlet bahçeli


Haber okunma sayısı: 104

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

talimatli-yargi-talimatla-calisiyor

Talimatlı yargı talimatla çalışıyor

21 Eylül 2019 Cumartesi 16:59
demirtas-kararindan-sonra-konustu

Demirtaş kararından sonra konuştu

21 Eylül 2019 Cumartesi 13:25
turkkandan-bagisa-gonderme-

Türkkan'dan Bağış'a gönderme

20 Eylül 2019 Cuma 23:59
turkiyeyi-bu-kafa-yonetiyor-

'Türkiye’yi bu kafa yönetiyor'

20 Eylül 2019 Cuma 19:54

ÜLKE GÜNDEMİ

Cahil kimse sahte mutluluk içindedir

Üsküdar Üniversitesi bilimsel desteğiyle BİAKADEMİ tarafından “İnsanın Anlam Arayışı” temasıyla

İmamoğlu'ndan vakıflara yardım açıklaması

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, önceki dönemde belli vakıflara tahsis edilen, daha sonra kurumca

Ulu zatların gölgesi, şehirlerin en güvenli limanlarıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda düzenlenen 2. Uluslararası

‘Erdoğan’ın diploması yok’ diyen yazara soruşturma!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasına ilişkin ‘Diplomasız’ adlı kitabı yazan Ergün Poyraz’a dava

Parti değil, çıkar şebekesi

AKP içinde sular durulmuyor. İstifalar ve hemen ardından gelen itiraflar AKP’nin bugüne kadar yaptığı hukuksuz

KIlıçdaroğlu ve İmamoğlu yaralı itfaiye erini ziyaret etti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İstanbul İl Başkanı Canan

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL