21 Eylül 2019 Cumartesi

Erdoğan, Kaşıkçı cinayetini açıkladı

erdogan-kasikci-cinayetini-acikladi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi hakkında, “Güvenlik ve istihbarat birimlerimizin elinde henüz değerlendirme safhasında olan kimi bilgiler, hadisenin kesinlikle planlı olduğuna işaret ediyor. Bu bilgilerin değerlendirmesi tamamlandıkça, savcılıktaki soruşturma dosyasında yerlerini alacaktır. İnsanlığın vicdanı ancak, emri verenden uygulayana kadar herkesten hesap sorulması hâlinde mutmain olacaktır” dedi.
24 Ekim 2018 Çarşamba 08:08

 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Suudi Arabistan’ın İstanbul’daki Başkonsolosluğu’nda öldürüldüğü kesinleşen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

 

GAZETECİ KAŞIKÇI CİNAYETİ SORUŞTURMASI



 

Cemal Kaşıkçı’ya Allah’tan rahmet, ailesine ve vatandaşı olduğu Suudi Arabistan halkına baş sağlığı temennisiyle konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, cinayet olayının seyriyle ilgili kesinleşen bilgileri açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kaşıkçı’nın konsolosluk ziyaretinin, cinayeti planlayıp icra eden ekibe haber verildiğinin anlaşıldığını belirterek, “Yani bir planlama, bir yol haritası burada çalışmaya başlıyor. Konsolosluk görevlilerinden bazılarının aceleyle ülkelerine gitmeleri, hazırlık çalışmalarının orada yapıldığına işaret ediyor” ifadelerini kullandı.

 

Kaşıkçı’nın Başkonsolosluk binasından çıkmaması üzerine nişanlısının yetkililere başvuru yapmasından sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün ilgili birimlerinin hemen tahkikat başladığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgeyi gören güvenlik kameralarının incelenmesi sonucunda, Kaşıkçı’nın Başkonsolosluk binasından çıkmadığının kesinlik kazandığını belirtti. Viyana Sözleşmesi gereği diplomatik dokunulmazlığa sahip oldukları için Başkonsolosluk binası ve görevlileri hakkında ilk etapta fiili bir işlem yapılmadığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Viyana Sözleşmesi’nin de bu vesileyle tartışma konusu olduğunu, büyük ihtimalle söz konusu sözleşmenin de masaya yatırılacağını ifade etti.

 

Emniyet ve istihbarat birimlerinin hadiseyi derinlemesine araştırmaya başladığını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da görevlendirdiği başsavcı vekili ve savcılar eliyle soruşturma açtığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, soruşturma derinleştikçe çok ilginç bilgilere ulaşıldığını kaydetti.

 

“BU CİNAYET KARŞISINDA SESSİZ KALMAYACAĞIMIZI VE HER TÜRLÜ ADIMI ATACAĞIMIZI İFADE ETTİK”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan yönetiminin 4 Ekim’de yaptığı bir açıklamayla Kaşıkçı’nın öldürüldüğüne dair iddiaları tümüyle reddettiğini, 6 Ekim’de Reuters muhabirine konsolosluğu gezdirdiğini hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu arada gerek Emniyet ve İstihbarat birimlerimiz, gerek Savcılığımız araştırmalarını-soruşturmalarını derinleştirerek sürekli yeni bilgiler, belgeler ortaya çıkarmaya gayret ediyor. Dışişleri Bakanlığımız da kendi muhataplarıyla meseleyi sürekli görüştü, bilgi paylaşımında bulundu. Suudi Arabistan’dan ülkemize 11 Ekim’de gelen özel temsilcilerden oluşan bir heyet çeşitli temaslar gerçekleştirdi. Konunun dünya ve ülkemiz medyası tarafından sürekli gündemde tutulması karşısında Suudi yetkililer Konsolosluk binasının aranmasına izin vereceklerini açıkladılar.”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayın İstanbul’da cereyan ettiğinin altını çizerek “Sorumluluk makamındayız, öyleyse sorumluluk makamında olanlar olarak bunu sorgulamak hakkımızdır. Meselenin üzerindeki sis bulutu yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladıkça tabii diğer ülkeler de harekete geçtiler, biz de her fırsatta bu cinayet karşısında sessiz kalmayacağımızı, vicdanın ve hukukun gerektirdiği her türlü adımı atacağımızı ifade ettik. Bununla birlikte hiç kimseyi haksız yere zan altında bırakmamak için araştırma ve soruşturmaların sonucunu bekledik” diye konuştu.

 

“SUUDİ ARABİSTAN YÖNETİMİ, 17 GÜN SONRA CEMAL KAŞIKÇI’NIN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ RESMEN KABUL ETTİ”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz’le 14 Ekim’de yaptıkları görüşmeden bahsederek şunları kaydetti: “Bu görüşmede olayı araştırmak üzere kendisinin daha önce göndermiş olduğu bir heyetle yaptığım görüşmeyi ve bu görüşmede bir ortak çalışma grubu oluşturma noktasındaki kararımızı da ifade ederek bu ortak çalışma grubumuz da çalışmaya başladı dedik ve bu konuda mutabık kaldık. Kralın talimatı üzerine Başkonsolosluk binasına giren Savcılık makamı ve Emniyet Müdürlüğümüze bağlı ekipler burada çeşitli incelemeler yaptı. Daha önce Başkonsolos tabii böyle bir şeye müsaade etmediği gibi, gelen ilk heyete ben bu Başkonsolosun yetersizliğiyle alakalı, kifayetsizliğiyle alakalı bazı şeyler söyledim, aynı şeyi Sayın Kral Hazretlerine de söyledim ve bunun neticesinde konuşmamızdan bir gün sonra Başkonsolos görevinden alındı.”

 

18 Ekim’de bir kez daha Başkonsolosluk binasında inceleme yapıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Ekim tarihinde, cinayetten 17 gün sonra Suudi Arabistan yönetiminin, Cemal Kaşıkçı’nın Başkonsolosluk binasında öldürüldüğünü resmen kabul ettiğini hatırlatarak, “Yönetim adına yapılan açıklamada, Kaşıkçı’nın Başkonsoloslukta çıkan bir arbede sırasında öldüğü söylendi. Aynı gün geç saatlerde Kral Selman bin Abdülaziz ile bir telefon görüşmesi daha gerçekleştirdik. Cinayetin kabulünün ardından olaya karıştığı belirtilen 18 kişinin şu anda tutuklandığını bana ifade etti. Ülkemize de verilen listedeki kişilerin Emniyet ve İstihbarat birimlerimizce olaya karıştıkları tespit edilen isimlerle aynı oldukları görüldü. Yani bu gelen 15 kişi, artı 3 kişi. Bu artı 3, zaten konsoloslukta görevli olan kişiler. Bu gelişmeler cinayetin resmen kabul edilmesi bakımından elbette önemlidir” açıklamalarında bulundu.

 

“CİNAYETİN SORUŞTURULMASI DİPLOMATİK DOKUNULMAZLIK ZIRHININ ALTINA GİZLENEMEZ”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 Ekim tarihinde de Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile kapsamlı bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek olayın tüm yönleriyle aydınlatılması hususunda mutabık kaldıklarını sözlerine ekledi.

 

Konuşmasında, “Türkiye olarak biz tüm bu süreci devlet ciddiyetine, uluslararası hukuka ve ülkemiz mevzuatına uygun şekilde yürüttük, yönettik” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna rağmen ülkemizi karalamak, töhmet altında bırakmak, hedef saptırmak için çeşitli medya mecralarında yoğun bir kampanya yürütüldü. Biz bu kampanyaların kimler tarafından ve ne amaçla yapıldığını gayet iyi biliyoruz. Ülkemizin itibarına yönelik bu suikast girişimleri bizi gerçekleri arama çabamızdan kesinlikle alıkoyamadı, alıkoyamaz” şeklinde konuştu.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu cinayetin Suudi Arabistan toprağı sayılan Konsolosluk binasında işlenmiş olabileceğini, fakat burasının Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içinde olduğunun unutulmaması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: “Viyana Sözleşmesi de, diğer uluslararası hukuk kuralları da böyle vahşi bir cinayetin soruşturulmasının diplomatik dokunulmazlık zırhının altına gizlenmesine izin vermez.”

 

“BÖYLE BİR VAHŞETİN ÖRTBAS EDİLMESİ TÜM İNSANLIĞIN VİCDANINI YARALAYACAKTIR”

 

Bu cinayetin tüm boyutları ile araştırılıp, soruşturulacağını ve gereğini yapacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diğer taraftan Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan vatandaşı sıfatı yanında dünya çapında tanınan bir gazeteci olması, bu konuda bize uluslararası bir sorumluluk da yüklüyor. Türkiye kendi egemenlik hakları yanında uluslararası toplum adına insanlığın ortak vicdanının temsilcisi olarak da bu meselenin takipçisidir” dedi.

 

Şu ana kadar ortaya çıkan bilgi ve delillerin Cemal Kaşıkçı’nın vahşi bir cinayete kurban gittiğini gösterdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böyle bir vahşetin örtbas edilmesi tüm insanlığın vicdanını yaralayacaktır. Aynı hassasiyeti Suudi Arabistan yönetimi başta olmak üzere konunun tüm taraflarından da bekliyoruz” dedi.

 

Suudi Arabistan yönetiminin cinayeti kabul ederek aslında önemli bir adım attığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan sonrası için de kendilerinden meselenin en altından en üstüne kadar tüm sorumlularını açık yüreklilikle ortaya çıkarmalarını ve hukuk önünde gereken cezaya çarptırmalarını beklediklerini ifade etti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cinayetin anlık bir hadiseden kaynaklanmadığı, planlı bir operasyonunun ürünü olduğu yönünde ellerinde güçlü emareler bulunduğunu belirterek şöyle konuştu: “Mevcut bilgiler ışığında şu sorular herkesin kafasını kurcalamaya devam ediyor: Tamamı da olayla ilişkili vasıflara sahip bu 15 kişi cinayet günü niçin İstanbul’da toplanmıştır; biz bu soruya cevap arıyoruz. Bu kişiler kimden emir alarak oraya gelmişlerdir; cevap arıyoruz. Başkonsolosluk binası niçin hemen değil de günler sonra incelemeye açılmıştır; cevap arıyoruz.”

 

“SORUŞTURMANIN, TARAFSIZ VE ADİL BİR HEYET TARAFINDAN YAPILMASI ÇOK ÖNEMLİDİR”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cinayetin açıkça ortada olduğu belliyken onca tutarsız açıklamanın niçin yapıldığını sorarak, “Öldürüldüğü resmen kabul edilen bir kişinin cesedi niçin hâlâ ortada yok? Cesedin yerli iş birlikçiye verildiği ifadesi şayet doğruysa, çünkü yetkili bir ağız yapıyor bu açıklamayı, şimdi soruyorum, bu yerli iş birlikçi kimdir? Çünkü sıradan birisi bu yerli iş birlikçiden bahsetmiyor, Suudi Arabistan’ın yetkili bir ağızı bunu söylüyor. Öyleyse bu yerli iş birlikçiyi açıklamaya mecbursun, bunu açıklayacaksın” dedi.

 

Sözlerinin devamında, “Hiç kimse tüm bu sorular cevaplanmadan meselenin üzerinin kapatılacağını aklından dahi geçirmesin” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güvenlik ve istihbarat birimlerimizin elinde henüz değerlendirme safhasında olan kimi bilgiler, hadisenin kesinlikle planlı olduğuna zaten işaret ediyor. Bu bilgilerin değerlendirmesi tamamlandıkça savcılıktaki soruşturma dosyasında yerlerini alacaktır. Böyle bir meseleyi birkaç güvenlik ve istihbarat mensubunun üzerine yıkmak, ne bizi, ne de uluslararası toplumu tatmin eder. İnsanlığın vicdanı ancak emri verenden uygulayana kadar herkesten hesap sorulması hâlinde mutmain olacaktır” açıklamalarında bulundu.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şahsen Kral Selman bin Abdülaziz’in samimiyetinden şüphe duymadığını ifade ederek, “Bununla birlikte, böylesine kritik bir soruşturmanın cinayet olayıyla en küçük bir irtibat şüphesi olmayan gerçek manada tarafsız ve adil bir heyet tarafından yapılması çok önemlidir. Bu bir siyasi cinayet olduğuna göre, şayet varsa diğer ülkelerdeki suç ortaklarının da soruşturmaya dahil edilmesi gerekiyor. Uluslararası hukukun da, İslam hukukunun da, inanıyorum ki Suudi Arabistan Devleti’nin de hukukun gereği budur” şeklinde konuştu.

 

“18 TUTUKLUNUN YARGILANMASININ İSTANBUL’DA YAPILMASINI TEKLİF EDİYORUM”

 

Konuşmasında, “Türkiye olarak bu meselenin sonuna kadar takipçisi olacak, kendi hukukumuz ve uluslararası hukukun gereği neyse onun yerine getirilmesini sağlayacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan yönetimine yönelik olarak da şu ifadeleri kullandı: “Ben bugün buradan bir çağrı yapıyorum, o çağrı şudur: Bu çağrım Suudi Arabistan Kralı Hâdim'ul Haremeyn-i Şerîfeyn başta olmak üzere üst yönetimedir. Olayın cereyan ettiği yer İstanbul’dur. Dolayısıyla bunun, bu 15+3 kişi, 18 tutuklunun yargılanmasının İstanbul’da yapılması teklifimdir. Takdir kendilerinindir, ama bu benim teklifimdir, talebimdir. Çünkü olayın cereyan ettiği yer burası, o bakımdan önemli.”

 

“ÜLKEMİZİN GELECEĞİ İÇİN SAMİMİ BİR DAYANIŞMA SERGİLEMENİN GAYRETİ İÇİNDE OLDUK”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Türkiye’nin 15 Temmuz’la birlikte, pek çok konuda olduğu gibi, siyasi iş birlikleri hususunda da yeni bir döneme girdiğini belirterek Türkiye’nin terör örgütleriyle yürüttüğü mücadelenin başarısında bu iş birliği zemininin çok önemli katkısı olduğuna dikkat çekti. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)  ile yeni yönetim sisteminin hayata geçirilmesi sürecinde önce Mecliste, ardından 16 Nisan halk oylamasında ve son olarak da 24 Haziran seçimlerinde gerçekten çok verimli bir ittifak örneği sergilediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı adını verdiğimiz bu zemini hazırlayan bizatihi milletimizin ta kendisidir. Parti yönetimleri olarak milletimizin sesine kulak verdik ve ülkemizin geleceği için samimi bir dayanışma sergilemenin gayreti içinde olduk” dedi.

 

Yeni yönetim sisteminin inşası gibi temel konularda ittifak içinde olmanın iki ayrı siyasi partinin her konuda aynı çizgiyi takip etmesini gerektirmediğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan “AK Parti ve MHP her biri kendi politikaları olan iki ayrı partidir. Anlaştığımız hususlarda birlikte hareket ederken, farklı düşündüğümüz konularda da her birimiz kendi yolumuzu takip ederiz. MHP’yle son dönemde, af, erken emeklilik, Danıştay’ın kararı gibi kimi hususlarda farklı düşündüğümüz görülüyor. Biz, Cumhur İttifakına verdiğimiz önem sebebiyle bu farklılıklarla ilgili değerlendirmelerimizi mümkün olduğu kadar yapıcı bir dille ifade etmeye çalıştık. Politikalarımızı sonuna kadar savunuruz, ama kimseye kişisel olarak saygısızlık etmeyi aklımızın köşesinden dahi geçirmeyiz. Esasen bizim siyaset tarzımızda da böyle bir üslubun yeri yoktur” şeklinde konuştu.

 

“DEVLET KİŞİLERE KARŞI İŞLENEN SUÇLARI AF YETKİSİNE SAHİP DEĞİLDİR”

 

Af meselesi ilk gündeme geldiğinde mevzunun tüm boyutlarıyla masaya yatırılması talimatını verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Karşımıza çıkan manzara bize, teklif edilen tarzda bir düzenlemenin milletimizin vicdanını rahatsız edecek neticelere yol açacağını yol gösterdi. Bunun için de teklife sıcak bakmadığımızı çeşitli örneklerle anlatmaya çalıştık” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda bir temel ilkeleri olduğunu belirterek, “Temel ilke, bir devlet kendisine karşı işlenen suçları af yetkisine sahip olabilir, ama halkına, milletine, kişilere karşı işlenen suçları af yetkisine devlet sahip değildir” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Eğer adalet mülkün esasıysa, o zaman biz bu mülkü ayakta tutmak için adil davranmaya mecburuz. Kalkıp da uyuşturucu baronlarıyla, uyuşturucu baronlarına torbacılık yapanları bir araya getirmek veya ayrı ayrı değerlendirmek, bunu anlamak da mümkün değil. Biz devlet olarak uyuşturucu baronlarıyla da mücadele ettik, torbacılarla da mücadele ettik, onu içenlerle de mücadele ettik ve etmeye devam ediyoruz.”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiçbir dönemde uyuşturucuyla veya uyuşturucu müptelalarıyla mücadelede kendi iktidarları döneminde olduğu kadar yoğun bir mücadele verilmediğini vurgulayarak şu anda cezaevlerinde 50 binin üzerinde uyuşturucu mahkûmu olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Şimdi soruyorum, ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum; Allah aşkına bunlara kader mahkûmu diyebilir miyiz? Hepsi de bu işi gayet iyi bilen, hem içen hem satan hem de bu arada bu işin aracılığını yapan tipler. Bunlara mı kader mahkûmu diyeceğiz? Öbür tarafta can alan katillere mi kader mahkûmu diyeceğiz? Öbür tarafta hırsızlık, bütün bunları yapan, bunlara mı kader mahkûmu diyeceğiz? Cezaevinden çıkarıyorsunuz, bu defa fazla bir şekilde hırsızlık işlemini yapmaya devam ediyor, bunlara mı kader mahkûmu diyeceğiz? Zanilere, bunlara mı kader mahkûmu diyeceğiz?”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘emeklilikte yaşa takılanlar’ diye ifade edilen meselede de karşılarına ülkenin kaldıramayacağı bir yükün çıktığını belirterek şunları kaydetti: “Hiç şüphesiz bu konulardaki kararı meclisimiz ve milletvekillerimiz verecektir. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı olarak böylesine önemli konulardaki hissiyatımızı milletimizle paylaşmamızdan daha tabii bir şey olamaz. Bunun ötesinde, bizim kimseyi ne kurum, ne isim olarak hedef almamız söz konusu değildir. Sosyal medyadaki kimi açılamaların yanlış anlaşılmalardan kaynaklandığını düşünüyor ve üzüntüyle karşılıyorum.”

 

DANIŞTAY'IN ÖĞRENCİ ANDI KARARI

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Danıştay'ın öğrenci andı kararına ilişkin tartışmalara da değindi. 2013 yılında bu meseleyi çözdüklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Danıştay’ın ilgili dairesi, birikimine ve yetkinliğine inandığımız hukukçularımızın ifade ettiği gibi yetki aşımı yaparak maalesef bu konudaki düzenlemeyi iptal etmiştir. Türkiye’yi geldiği yer itibarıyla kesinlikle hak etmediği bir tartışmanın içine sürükleyen bu karar, birtakım eski hastalıkların hâlâ bünyemizde yaşadığını gösteriyor” şeklinde konuştu.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı öncesinin ikliminde tek parti CHP’si döneminde başlatılan bir uygulamayı bugünün demokratik, özgürlükçü, aydınlık Türkiye’sinde hâlâ sürdürmeye çalışmanın yanlışlığına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Andın ilk hâlini Türk Ocakları’nı kapatmasıyla, üniversiteleri perişan etmesiyle bilinen tıp doktoru Reşit Galip yazmıştır. İnsanları kafataslarına göre sınıflandıran çalışmaları destekleyen bu kişi, aynı zamanda Türkçe ezan zulmünün de mimarıdır. Daha sonra bu and metni değiştirile değiştirile kullanılmıştır. Bize göre, milletimizin en büyük, en etkili andı İstiklal Marşımızdır, İstiklal Marşımız dışında bir and tanımıyoruz, tanımayacağız.”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür tartışmaların, günlük siyasetin ötesinde Türkiye’nin demokrasi, istiklal, hak ve hukuk mücadelesi sürecinde sembolik anlamı olan hususlar olduğunu belirterek, “Türküm ben Türküm, ama şunu söyleyeyim: Ben Türkçü değilim, Türküm. O başka bir şey, o başka bir şey. Irkçılık bizim dinimizde yasaklanmıştır, yok. Her etnik unsur kendi etnik unsuruyla iftihar edebilir, Türk de eder, Kürt de eder, Laz’ı da eder, Çerkez’i de eder, Roman’ı da eder” şeklinde konuştu.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 81 milyon vatandaşın tamamının ortak devleti olduğunu, sembolik unsurların da herkesi kucaklaması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ İşte bizim Rabia’mız tam da bu anlayışın ifadesidir” dedi. Kendilerinin ortaya koyduğu bu fotoğrafta tek tipçi rejim özentisi bir metnin çocuklara her sabah okutulmasının yeri olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hele hele meselenin konuyu hukuki boyutuyla değerlendiren Anayasa Komisyonu Başkanımızın kökeni ve meşrebi üzerinden gerçekten incitici ve ayrımcı bir tarza indirgenmesinin kime ne faydası vardır? Bir taraftan ben kökeniyle uğraşmam diyeceksin, ben ayrımcı değilim diyeceksin, ama Anayasa Komisyonu Başkanımız benim şu anda milletvekilim ve yıllarca bu ülkede bakanlık yapmış olan arkadaşımıza, bakanımıza bu şekilde bir taraftan hakaret, bir taraftan tehdit savuracaksın. Kusura bakma, benim bakanım da hüdayi-nabit birisi değil. Onun da arkasında tamamıyla bizler varız, bizler varız. Hiçbir arkadaşımızın işini yaptığı için istiskaline, hakarete uğramasına, tehdit edilmesine göz yumamayız” ifadelerini kullandı.

 

“TÜRKİYE’Yİ GELECEĞİN DÜNYASINA HAZIRLAYACAK TEKNOLOJİLERLE BULUŞTURMANIN GAYRETİ İÇİNDEYİZ”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin ne Türk’le ne Türklükle ne de söz konusu metindeki ifadelerle bir sıkıntıları olmadığını belirterek gün içinde Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2023 Eğitim Vizyonu Tanıtım Toplantısına katılarak çocuklara nasıl doğru olmaları, çalışkan olmaları, küçüklerini korumaları, büyüklerini saymaları, ülkelerini sevmeleri gerektiğini öğretmenin esaslarını ortaya koyacaklarını belirtti.

 

Türk milletinin sınırları içindeki ve dışındaki mirasına gerçek anlamda kendilerinin sahip çıktığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar her yerde ecdat yadigârı eserleri ayağa kaldırarak tarihe kazandırdıklarını söyledi. Meselenin ne Türk kavramı ne de metinde ifade edilen tavsiyeler olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Buradaki sorun, metnin zihniyetidir. Ruhuna işlemiş çarpık ve inkârcı yaklaşımdır. Biz Türkiye’yi geleceğin dünyasına hazırlayacak teknolojilerle buluşturmanın gayreti içindeyiz. Buna karşılık ülkemizi bu köhne metin üzerinden İkinci Dünya Savaşı öncesi iklimine döndürme heveslerine destek vermek asla vatan ve millet sevgisiyle izah edilemez” şeklinde konuştu.

 

“MİLLETİMİZİN BİZE EMANETİ OLAN CUMHUR İTTİFAKI’NI GÜNLÜK SİYASİ TARTIŞMALARIN ÜZERİNDE TUTMAK İSTEDİK”

 

Konuşmasında “Ülkeyi ve milleti sevmek, çocuklarımızı buna uygun bilgiyle, beceriyle, donatmakla olur” ifadelerine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  sözlerine şöyle devam etti: “Biz 2023’ün, 2053’ün, 2071’in Türkiye’sini birlikte inşa etmek üzere ittifak kurduk. Elbette herkesin siyasi tercihlerine saygı duyarız, ama meselenin büyük ve güçlü Türkiye hedefimize zarar verecek boyuta ulaşmasına da gönlümüz razı gelmez. Bunun için artık bu tür meselelerdeki görüş farklılıklarımızın Cumhur İttifakı’na gölge düşürmesine fırsat vermemeliyiz. Çünkü biz Cumhur İttifakını ülkemizin son yıllardaki en önemli kazanımlarından biri olarak görüyor ve geleceğe taşımak istiyoruz. Biz bu ittifakın ruhuna zarar verecek hiçbir işin içinde olmadık, olmayız. Milletimizin bize emaneti olan Cumhur İttifakı’nı günlük siyasi tartışmaların üzerinde tutmak istedik. Gördük ki Milliyetçi Hareket Partisi kendisi için çok farklı bir tercih yaptı, saygı duyarız. Söyleyeceğimiz tek şey; yerel seçimlerde mademki biz yolumuza diyorlar, biz de herkes kendi yoluna deriz.”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmanın ardından basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazetecilerin “Cumhur İttifakı bitti mi?” sorusu üzerine şunları kaydetti: “Cumhur İttifakı noktasında bizim bir sıkıntımız var mı? Yok. Dolayısıyla MHP yerel seçimlerde kendi adaylarıyla devam edecek biz de aynı şekilde kendi adaylarımızla yerel seçimlerde meydanlarda olacağız. Ama biz Cumhur İttifakı'nın devamından yanayız. Cumhur İttifakı'na herhangi bir leke gelsin asla istemeyiz. Çünkü Cumhurun İttifakı demek milletimizin aynı değerlere inanan ittifakı demektir.”

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yakın zamanda bir görüşmesinin olup olmayacağı sorusuna yönelik olarak da Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda gündemde olmadığını, ancak görüşmenin olmaması için bir sebebin bulunmadığı açıklamasını yaptı.



Haber okunma sayısı: 87

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

talimatli-yargi-talimatla-calisiyor

Talimatlı yargı talimatla çalışıyor

21 Eylül 2019 Cumartesi 16:59
demirtas-kararindan-sonra-konustu

Demirtaş kararından sonra konuştu

21 Eylül 2019 Cumartesi 13:25
turkkandan-bagisa-gonderme-

Türkkan'dan Bağış'a gönderme

20 Eylül 2019 Cuma 23:59
turkiyeyi-bu-kafa-yonetiyor-

'Türkiye’yi bu kafa yönetiyor'

20 Eylül 2019 Cuma 19:54

ÜLKE GÜNDEMİ

Cahil kimse sahte mutluluk içindedir

Üsküdar Üniversitesi bilimsel desteğiyle BİAKADEMİ tarafından “İnsanın Anlam Arayışı” temasıyla

İmamoğlu'ndan vakıflara yardım açıklaması

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, önceki dönemde belli vakıflara tahsis edilen, daha sonra kurumca

Ulu zatların gölgesi, şehirlerin en güvenli limanlarıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda düzenlenen 2. Uluslararası

‘Erdoğan’ın diploması yok’ diyen yazara soruşturma!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasına ilişkin ‘Diplomasız’ adlı kitabı yazan Ergün Poyraz’a dava

Parti değil, çıkar şebekesi

AKP içinde sular durulmuyor. İstifalar ve hemen ardından gelen itiraflar AKP’nin bugüne kadar yaptığı hukuksuz

KIlıçdaroğlu ve İmamoğlu yaralı itfaiye erini ziyaret etti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İstanbul İl Başkanı Canan

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL