22 Ekim 2019 Salı

Bu ülke artık kendi anayasasını yazmalıdır

bu-ulke-artik-kendi-anayasasini-yazmalidir

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli başkanlığındaki HDP heyeti, Demokratik Anayasa, Yargı Paketi ve Demokrasi İttifakı görüşmeleri çerçevesinde KESK Genel Merkezini ziyaret ederek, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ve KESK yönetimi ile görüştü.
26 Ağustos 2019 Pazartesi 16:37

 KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, Diyarbakır, Mardin ve Van Belediyelerine kayyım atanmasının “siyasi darbe” olduğunu belirterek, demokrasi mücadelesini yükselteceklerini belirttikten sonra HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ise şu ifadeleri kullandı:


Bildiğiniz gibi Türkiye'de bir sivil darbe ile karşı karşıyayız. 19 Ağustos sabahı Türkiye yeniden karanlık bir fotoğrafla karşılaştı. 12 Eylül’den beri devam eden 'darbe dinamiği' dediğimiz bir çarkın içinde Türkiye. 12 Eylül Anayasası tüm bunların referansını oluşturuyor. Otoriter bir rejim, aklını yitirmiş bir devlet, anayasası olmayan ama anayasalı bir devlet görünümü söz konusu. Hukuk devletinden kaçan, demokratik kurumları tasfiye etmeye çalışan bir yapı var karşımızda. Bir türlü iyileşemeyen, demokrasi, insan hakları meselesini halledemeyen bir ülkede yaşıyoruz. 

Yönetemedikçe şiddeti dayatıyorlar

19 Ağustos bunun son fotoğrafı. Halkın iradesini, sandığı yok saymasını, uzunca bir süre kayyımla yönetilen bu kentlere yeniden kayyım atayarak otoriter rejimin kendisini dayatmasını görüyoruz. OHAL'de ısrarı görüyoruz, kayyımda ısrarı görüyoruz. Bu yönetememe halidir. Yönetemedikçe şiddetin her türlüsünü topluma dayatmaya devam ediyorlar. 

Vicdan sahibi herkes kayyım kararına tepki gösteriyor

Kayyım şiddettir. Bu şiddeti kabul etmiyoruz. Bir an öne arkadaşlarımızın göreve iade edilmesini istiyoruz. Suç olan karardan geri dönülmesini ısrarla dile getiriyoruz. Sadece biz mi? Türkiye'de herkes bunu dile getiriyor, bugün sokaklarda milyonlarca insan bunu dile getiriyor. Her gün sokaklarda sivil itaatsizlik eylemleri var. Bu sadece HDP’lilerin eylemleri değil. Türkiye’nin her yerinde vicdan sahibi herkes bu karara tepkisini gösteriyor. Çünkü tepki göstermezsek çok iyi biliyoruz ki bundan sonraki adım tüm Türkiye’yi kayyımla yönetmek olacak. 

Aklını yitirmiş devletin şiddetiyle karşı karşıya kaldık

Sadece Amed’e, Van’a, Mardin’e kayyım atanmadı aslında, Türkiye’nin her yerindeki siyasi iradeye karşı bugün aklını yitirmiş devletin şiddetiyle karşı karşıya kaldık, hepimiz bundan mağduruz. 

Demokrasi ittifakını var edemezsek iktidar benzer sahneleri karşımıza getirecek

Bu mağduriyeti aşmanın yegane yolu demokrasi, hak, hukuk, adalet mücadelesinde yan yana gelmektir. Bu kayyımların atanmasından çok önce böyle bir karar almıştık. Demokrasi ittifakında, demokratik anayasa ittifakı konusunda, yargı reformu konusunda bir çağrıyı yapma konusunda kararlar almıştık. Birçok kurum ziyaretini takvimimize yerleştirmiştik. Ne kadar doğru bir karar olduğu 19 Ağustos’ta bir kez daha ortaya çıktı. Çünkü eğer biz demokrasi zeminini var edemezsek otoriter rejim üzerinde kendisini yapılandıran bu iktidar benzer sahneleri karşımıza getirecektir. Bugün 3 büyükşehir belediye başkanlığına atadığı kayyımı yarın İzmir’e, İstanbul’a, Antalya’ya atamayacağının bir garantisi yoktur. 

Bu coğrafyaya dayatılan zulümdür, bu zulme hep beraber son verebiliriz

Anayasal suç teşkil eden bu kararda o denli ısrarlılar ki hala ağızlarından şiddet, nefret söylemi çıkıyor. Hala ötekileştiren ayrıştıran bir akıl hakim. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Türkiye demokrasi ile yönetilmeye layık bir ülkedir. Bu coğrafya kadim halkların coğrafyasıdır. Burada farklı inançlar bir arada birlikte yaşama iradesini ortaya koymuştur. 12 bin yıllık tarih var. İşte Göbeklitepe, işte Hasankeyf. Bu coğrafyaya dayatılan zulümdür. Bu zulme hep beraber son verebiliriz.  

İlk görüşmemizi CHP ile yaptık 

Bugün başladık görüşmelere, hatta sabah ilk görüşmemizi CHP ile yaptık, bununla ilgili açıklamaları CHP ile birlikte basına geçeceğiz. Birçok kurum ve yapı ile yan yana geleceğiz. 

Demokrasi mücadelesine çağrı dosyası sunuyoruz

Bir dosyamız var. Bu dosya demokrasi mücadelesine çağrıdır. Bu dosyada anayasa konusunda strateji metnimiz var. Bu strateji metni aslında eşit yurttaşlık temelinde demokratik anayasayı birlikte sürecidir.

Bu ülke artık kendi anayasasını yazmalıdır

Bu ülke artık kendi anayasasını yazmalıdır. Türkiye’nin emekçileri anayasasını yazmalıdır. Türkiye’nin emekçileri kendi anayasasını yazmazsa kendisi için yazılmış bir anayasa olmayacaktır. Yazılmış hiçbir anayasada da kendini bulamayacaktır. Kadınlar bir anayasa yazmalıdır, kadına yönelik şiddete ve bu vahşi saldırılara son vermek, kadını yok sayan bu erkek egemen anlayışa son vermek için kadınlar kendi anayasalarını bizzat kendileri yazmalıdır. Bu ülkede yaşayan halklar anayasasını yazmalıdır. Kürtler, Türkler, Ermeniler, Süryaniler... 72 millet birlikte anayasasını yazmalıdır, eşit haklar temelinde buluşmalıdır. 

Kolektif aklı yaratmalıyız

İşte bu zulme son vermenin yolu bir arada yaşayabileceğimiz bir siyasi aklı, ortak aklı, bir kolektif devlet aklını var etmekten geçiyor. Devlet aklı dediğiniz birilerinin keyfince uygulayacağı bir şey olamaz. Devlet aklı toplumun kolektif aklını ifade eder. Devlet bir kurumlar bütünlüğüdür. Bu kurumlarda hangi siyasi iradenin hakim olacağını belirleyecek en temel şey de işte o demokratik anayasa olmalıdır. O kolektif aklı yaratmalıyız. Yoksa zorbalıktan beslenen bu aklın nereye sürükleneceğinin fotoğrafı işte 19 Ağustos fotoğrafıdır. 

Darbelere son vermenin yolu demokrasi mücadelesini yükseltmekten geçiyor

Bu darbelere son verebilmenin yolu her şeyden önce emek ve demokrasi mücadelesini yükseltmekten geçiyor. Bugün Türkiye’de yaşanan zulüm ve şiddetten en fazla payı belki de emekçiler alıyor. Hatta Toplu İş Sözleşmesi denilen bir tiyatroya tanıklık ediyoruz. Kamu emekçilerinin hakkının nasıl gasp edildiği gözümüzün önünde, hepimiz buna tanıklık ediyoruz. Bu ilk defa olmuyor. Uzun yıllardır bu şekilde devam ediyor. Bugün Türkiye’de yoksulluk sınırı 7 bin liraya yaklaştı, kamu emekçilerine yüzde 3-4 zam teklif ediliyor. Neden? Bütçe yama tutmuyor. Artık bütçe Saray tarafından gasp edilmiş, savaşa ayrılıyor. Cumhurbaşkanı soruyor, "Bir mermi kaç para" diye. Aslında bu bütçe hakkımızın gasp edilmesidir. Neden? Çünkü emekçiye, halka ayrılacak bir bütçe kalmamıştır. Savaşı, yolsuzlukları finanse etmeye ayırdıkları bütçe kalmıştır. 

Kayyım halka ait kaynakların nasıl gasp edildiğinin bir fotoğrafıdır
 
Bu kayyım gaspları da aynı bütçenin gaspı gibidir. Yerelde halkın haklarını gasp eden bir anlayıştır. Yine her şey toplumun gözü önünde tezahür ediyor. Neden kayyım atandı? Bu sorunun yanıtını en iyi ifade eden şeylerden bir İçişleri Bakanı’nın, Cumhurbaşkanı’nın aldığı hediyelerdir. Kayyımların yolsuzluklarıdır. Bunlar halkın hakkıdır. Halka ait kaynakların nasıl gasp edildiğinin bir fotoğrafıdır. Haklarımızın gasp edilmemesi için tüm Türkiye'de emekçiler, kadınlar, bütün kesimler yan yana gelmelidir. Bir demokratik anayasa mücadelesi vermeli, bir yargı bağımsızlığı mücadelesi vermelidir. 

Bir müzakere iklimi yaratmak istiyoruz

Türkiye’de önemli bir şiddet aracı da yargı eliyle hayata geçmekte. Binlerce insan cezaevinde. Her gün onlarca HDP'li gözaltına alınmakta. Tüm toplum şiddet girdabına itilmekte. Bu amaçla ziyaretimizi gerçekleştiriyoruz. İnanıyoruz ki başlattığımız bu girişim bütün kurumları harekete geçirecektir. Herkesin herkesle konuşmasını istiyoruz. Bir müzakere iklimi yaratmak istiyoruz. Faşizme karşı mücadele ederken faşizm baskısı altında olan herkesin, bu  şiddetin altında yaşayan herkesin konuşmasını müzakere sürecini başlatmasını arzu ediyoruz. Umarım bunlara vesile olacaktır görüşmelerimiz. 

Soru: Ahmet Davutoğlu’nun "7 Haziran ve 1 Kasım sürecinde terörle mücadelede defterler açılırsa insan içine çıkamazlar" ifadesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Ahmet Türk görevden alındıktan sonra Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı’na alınan hediyelerden bahsetti. Meblağları son derece yüksek. Bu konuda ne söyleyeceksiniz? 

Dönüp baktığımızda kayyım rejimi bütün bunları açıklıyor. Kayyım rejimi halkın haklarının gaspıdır. Bu, onun örneklerindendir. Bütün kayyım coğrafyasını dolaşsanız buna benzer binlerce yolsuzlukla karşılaşırsınız. Bakın 1-2-10 değil binlerce diyorum. Sadece 3 büyük şehirde kayyım döneminde ilave 3 milyarlık borçlanma gerçekleşmiş. Bu kaynağın nereye harcandığı ortada. Halka yönelik bir hizmet yok. Hediye adı altında, şişirilmiş faturalarla yandaş müteahhitlere aktarılmış.  

Neden bu kadar pahalı hediyeler aldınız?

Ortada büyük bir suç var. Bu suç artık ortaya çıktı. Bir an önce gereğinin yapılması gerekiyor. Bütün belgelere ilişkin açıklama bekliyoruz. Ne hediyesi aldınız, neden bu kadar pahalı hediyeleri alıp evinize götürdünüz? 

HDP'ye saldırarak suçlarını örtmeye çalışıyorlar 

Ama kamuoyunda bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Aslında kendi suçlarını yolsuzluklarını örtbas etme çabasıdır HDP'ye saldırmanın altında yatan.  

Davutoğlu’nun ne kadar samimi olduğunu kestiremiyorum

HDP’ye ilk defa mı saldırıyorlar. İlk sorunuzdaki gibi 7 Haziran ve 5 Haziran’da hatta daha önce Erzurum’da aracımızın yakılması. Sanmasınlar ki unuttuk. 5 Haziran Diyarbakır Katliamı ve 7 Haziran’dan sonra Ceylanpınar’da 2 polisin öldürülmesi. Bunu savaş gerekçesi yapıp ülkeyi yangın yerine çevirdiler. Ceylanpınar’da polislerin öldürülmesine yönelik cezaevine alınan insanlar beraat ettiler. Bu polislerin faili meçhuldur. Kimin öldürdüğü bulunmadı. Ama ondan sonra yaşananları biliyoruz. Suruç’ta gencecik arkadaşlarımız katledildi. Ankara Katliamı, Cizre Katliamı, Sur Katliamı. Aba altında sopa göstermek yerine çıkıp açık şekilde kamuoyunda paylaşılmalıdır. Eğer bu paylaşım gerçekleşirse Türkiye’de bugüne kadar alışılagelmiş suçun üstünü örterek iktidarını devam ettiren anlayış son bulabilir. Ama ben Davutoğlu’nun ne kadar samimi olduğunu kestiremiyorum. Bundan sonra yapacağı açıklamaları göreceğiz. 

Soru: Fettah Tamince hakkında çok sayıda iddia var. Turizm Tanıtma ve Geliştirme Vakfı'na yönetim kurulu üyesi olarak atandı. Nasıl değerlendirirsiniz?  

İddialar hep var ama bunlara karşı bir şey yapılamaz hal var. Çünkü ortada hukuk devleti bırakmamışlar. Dolayısıyla bütün iktidar tarafından ortaya konulan yasa dışı uygulamaların soruşturulmadığı bir süreç yaşıyoruz. 




Haber okunma sayısı: 51

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

egitim-alani-turgeve-mi-verilecek

Eğitim alanı TÜRGEV'e mi verilecek?

21 Ekim 2019 Pazartesi 19:43
chpden-halkbank-aciklamasi

CHP'den Halkbank açıklaması

21 Ekim 2019 Pazartesi 18:54
msbden-cekilme-aciklamasi

MSB'den çekilme açıklaması

21 Ekim 2019 Pazartesi 18:43

ÜLKE GÜNDEMİ

Liyakatın önemini gördünüz mü sayın Erdoğan?

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Prof. Dr. Gülnur Aybet'in ABD medyasına Barış Pınarı

Eğitim alanı TÜRGEV'e mi verilecek?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Denizli'de eğitim alanı olarak

Barış Pınarı harekatını destekliyoruz

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği Barış Pınarı Harekatı hakkında açıklama

Kürt'sen belediye başkanı olamazsın

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında "İktidar, 31 Mart'ta

PKK saldırmaya devam ediyor

Milli Savunma Bakanlığı'nın Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin yaptığı paylaşımda "Tel Abyad bölgesinde

Mal varlığı ulusal güvenlik sorunu

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, ABD ile Türkiye arasında varılan Barış Pınarı Harekâtı’na

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL