21 Eylül 2019 Cumartesi

AKP Rabia'dan vazgeçmeli

akp-rabiadan-vazgecmeli

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümete Katar krizi üzerinden önerilerde bulunarak, "Katar, ihvana desteği kesmeli. Bu konuda, ihvanı destekleyecek siyasetten AK Parti uzak durmalı. Desteğini süratle çekmeli ve 'rabia' simgesinden vazgeçmeli. Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar arasında taraf olmamalı. Taraf olmak, soruna taraf olmaktır" dedi.
06 Haziran 2017 Salı 23:07

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısına, Süper Lige yükselen Göztepe'yi, Sivasspor'u ve Yeni Malatyaspor'u kutlayarak başladı. 

Türkiye'nin 81 ilinin tamamıyla gurur duyduklarını belirten Kılıçdaroğlu, Hakkari'nin de kadim kentlerden biri olduğunu ifade etti. 

Hakkari'nin Cumhuriyetin kuruluşundan beri il olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, iktidarın daha önce de "Şırnak ve Hakkari il olmasın, Yüksekova ve Cizre il olsun." diye teklif getirdiğini hatırlattı. İktidarın buna gerekçe olarak terör olaylarını gösterdiğini aktaran Kılıçdaroğlu, bu düşüncenin de son derece yanlış olduğunu savundu. 

"Sayın Başbakana çağrı yapacağım ama konumunu siz benden daha iyi biliyorsunuz, yetkisiz birisi." diyen Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya hitaben, "Hakkari ve Şırnak il olarak kalsın, bu ülkenin çıkarları bunu gerektiriyorsa Yüksekova ve Cizre de il olsun. Gelin 81 il değil, 83 il yapalım. Bu CHP olarak bizim çağrımızdır, umarım bölgeden de destek bulur." ifadesini kullandı. 

Dün CHP Emek Büroları tarafından Kıdem Tazminatı Çalıştayı düzenlendiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, çalıştaya Türk-İş, Hak-İş ve DİSK genel başkanlarıyla alanlarında uzmanların katıldığına dikkati çekti. 

Kılıçdaroğlu, bir araya gelip sorunları konuştukları için üç konfederasyon başkanına teşekkür ederek, emeğin en yüce değer olduğunu belirtti. 

Türkiye'de bugüne kadar emeğe haklarını CHP iktidarlarının verdiğini iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 

"Rahmetli Ecevit, çalışma bakanlığı döneminde toplu sözleşme, grev hakkını getirmiştir. Daha sonra Başbakanlığı döneminde işsizlik sigortasını getirmiştir. Sosyal demokrat partilerin işçilerin lehine getirdiği bütün haklar 1980 askeri darbesiyle makaslanmıştır. Darbeler kötüdür. Türkiye'yi geriye götürmüştür, ancak darbeden sonra iktidar olanlar, işçilerin alınan haklarını neden iade etmediler? Ama sizler gidip onlara oy verdiniz. Bugün işçi kardeşlerime söylüyorum; bir daha sandığa giderken haklarınızın korunması açısından bir daha düşünün. Hangi parti sizden yana, bunu düşünerek sandığa gidin." 

Kemal Kılıçdaroğlu, 1980 sonrası izlenen farklı siyaset tarzıyla işçilerin siyasetin tuzağına düşürüldüğünü belirterek, "Yaşam tarzı üzerinden, etnik kimlik üzerinden oy verildi. İşçiler siyasetin tuzağına düştüler." dedi. 

Çalıştay sırasında Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay'ın, 13-14 milyon civarında işçi bulunurken, bunların 1 milyon 600 bininin sendikalı olduğunu söylediğini aktaran Kılıçdaroğlu, taşeron işçisi sayısının ise 1 milyon 700 bine ulaştığını ileri sürdü. 

Çalıştayda kayıt dışı çalışmadan da söz edildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, şu görüşlere yer verdi: 

"Çalışanların yüzde 32,8'i kayıt dışı çalışıyor. Kayıt dışı çalışmayı önlemek için engellemek mi istiyorsunuz? Bunun tek yolu sendikalı olmaktır. Ama işçileri kandırıyorlar. Şimdi oturup kendi durumunu düşünme. Bütün sendikalı, sendikasız, taşeron işçilere, hepsine sesleniyorum; siz insanca yaşamak istiyorsanız, alın terinizin karşılığını almak, barış içinde, huzur içinde yaşamak istiyorsanız sadece gelip oy verebileceğiniz bir tek parti vardır, onun adı da CHP'dir." 

Çalıştayda işsiz sayısının da gündeme geldiğini ve kendisinin 7 milyon işsizden bahsettiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, bu sözlerinin Başbakan Binali Yıldırım tarafından eleştirildiğini aktardı. 

Kılıçdaroğlu, "Sayın Başbakan, ben deği,l siz bilmiyorsunuz. Siz iş aramaktan umudunu kesenleri işsiz saymıyorsunuz. Yani 2 milyon 489 bin kişi iş aramaktan umudunu kesenler. Ama 'iş olsa çalışırız' diyorlar. Siz bunları işsiz saymıyorsunuz. Bana laf yetiştireceğine oturup biraz kitap oku Sayın Binali Yıldırım." ifadesini kullandı. 

"Şimdi sıra geldi kıdem tazminatına." diyen Kılıçdaroğlu, iktidarın "kıdem tazminatını nasıl budarız?" demeye başladığını bildirdi. 

Kılıçdaroğlu, işçi sendikalarına ve işçilere söz verdiğine işaret ederek, "Siz uzlaştığınız zaman hiçbir itirazımız olmaz. Eğer uzlaşma olmazda bir dayatma kültürü ile kıdem tazminatı TBMM'ye gelirse yine sizin sözcünüz biz olur her türlü demokratik hakkımızı kullanıp, her türlü engellemeyi yaparız." dedi. 

Geçtiğimiz günlerde yine üç işçi konfederasyonunun, uluslararası sendikaların da katıldığı bir toplantı düzenlediğini ve burada çok önemli kararlar alındığını anımsatan Kılıçdaroğlu, toplantının sonuç bildirgesinde ise Türkiye'deki hak ihlallerine dikkatin çekildiğini belirtti. 

Bu bildirgenin hiçbir medya kuruluşunda yer almadığını iddia eden Kılıçdaroğlu, "Eğer üç konfederasyon bir araya gelip hukuksuzluğu dile getiriyorsa bu dünyanın her demokratik ülkesinde birinci haberidir. Bizde görülmeyen haberdir. Grup başkanvekili arkadaşlarımdan rica ediyorum, TBMM kürsüsünden bu metin okuyun, tutanaklara geçsin." ifadesini kullandı. 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, zeytinlik alanlarla ilgili yapılmak istenen düzenlemelere de tepki gösterdi. 

"Bir de şimdi zeytin ağacının katliamına sıra geldi. Doymuyorlar, ranta doymuyorlar. Zeytinden ne istiyorsunuz?" diyen Kılıçdaroğlu, zeytin ağacının Kur'an-ı Kerim'de de ismi geçen nurlu bir ağaç olduğuna dikkati çekti. 

Zeytinin, yağı anne sütünden sonra en değerli sıvı olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, Türkiye'de 826 bin dekarda 167 milyon zeytin ağacı bulunduğunu bildirdi. 

Türkiye'nin dünya zeytin üretiminde ilk onda olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, "2002'den bu yana 6 kez zeytin ağaçlarının katliamı ile ilgili kanun teklifi getirdiler. Şimdi 7'nci kez getiriyorlar, neden? Maden arayacaklar. Maden yerin üstünde, bırak yerin altını." dedi. 

Kemal Kılıçdaroğlu, bu teklifin yasalaşmaması için her türlü çabayı göstereceklerini kaydetti. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, OHAL kararnameleriyle hak arayanların içeride olduğunu savunarak, "Ama Türkiye'yi acımazsız şekilde FETÖ'ye teslim edenler dışarıda. Darbenin siyasi ayağı ortaya çıkıncaya kadar her türlü mücadeleyi yapmaya Türk milletine söz veriyorum." dedi. 

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan dahil 7 ülkenin, Katar'ı teröre destekle suçladığını anımsattı. 

"İslam dünyasının geldiği noktaya bakın." diyen Kılıçdaroğlu, barış, bereket, mağfiret ayında İslam dünyasının içine düştüğü çelişkiye işaret etti. Herkesin karışan Ortadoğu'dan, yaratılan terör, can kaybı ve akan kandan ders çıkarması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, siyasetin etnik kimlik, inanç üzerinden yapılması halinde acı ve kanın asla önlenemeyeceğini ifade etti. 

Hükümete önerilerini sıralayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 

"Birinci öneri şu; Katar, İhvan'a, yani Müslüman Kardeşler'e desteğini kesmeli. Bu konuda İhvan'ı destekleyecek siyasetten Adalet ve Kalkınma Partisi uzak durmalı. Müslüman Kardeşleri destekliyor başta Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Genel Başkanı. Bu çok tehlikelidir. O desteğini süratle çekmelidir. Rabia simgesinden de vazgeçmelidir. Çünkü Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Müslüman Kardeşleri terör örgütü olarak görüyor. Siz gitmişsiniz Müslüman dünyasının bir kesiminin terör örgütü olarak gördüğü İhvan'ın simgesini getirip, Adalet ve Kalkınma Partisinin simgesi haline getiriyorsunuz. Hani bunun yerlisi, hani bunun millisi? Ne yerli ne milli. Bir terör örgütünün 4 parmağını getirdiniz kendi simgeniz yaptınız. Akıl alacak şey değil. Adalet ve Kalkınma Partisinin İhvan'dan desteğini süratle çekmesi lazım. 

İkincisi; Yemen'deki kirli savaşın bitirilmesi konusunda başta BM olmak üzere Türkiye'nin de her türlü destek vermesi lazım. Üçüncüsü; Türkiye, Suudi Arabistan ile Katar arasında taraf olmamalı, tarafsızlığını korumalı. Arap dünyasıyla ilgili temel politikamız, Arap dünyasıyla dostluğumuzu koruyacağız ama Arap dünyasındaki kavgaların tarafı olmaktan özenle kaçınacağız. Taraf olmak, soruna taraf olmak, sorunun parçası olmaktır. Tarafsızlığınızı korursanız çözümün parçası, çözümün ana aktörü olursunuz. Bu konuda dış politikayı yürütenlerin dikkatli olması lazım." 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişimine karşı parlamentodaki 4 partinin ortak tavır takındığını, parlamento dışındaki bütün partilerin de o tavra destek verdiğini anımsattı. 

Amaçlarının bir daha bu ülkede darbeyle karşılaşmamak olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, ilk olarak 15 Temmuz darbe girişimini araştırma komisyonunu kurduklarını anlattı. Kılıçdaroğlu, "Kurduk da sonuca ulaştık mı? Hayır." dedi. 

Zaman zaman iktidarı ve darbe yapanları eleştirdiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, darbe yapanların kimler olduğunun gerçek faillerin ortaya çıkarılmasını istediğini, haksızlıklar varsa üzerine gidilmesi gerektiğini vurguladı. 

Kılıçdaroğlu, bunları söylediğinde, "Siz FETÖ'yü mü destekliyorsunuz?" denildiğini aktararak, hayatlarının, politikalarının Fetullah Gülen cemaatiyle mücadeleyle geçtiğinin, araştırma, soruşturma önergeleri verdiklerinin altını çizdi . Kılıçdaroğlu, bir siyasi partinin yapması gereken her şeyi yaptıklarını dile getirerek, darbeyle ilgili kafalarında büyük soru bulunduğuna işaret etti. 

Komisyondaki CHP milletvekillerinin, tarihlerine geçecek çok önemli bir rapor hazırladığını ifade eden Kılıçdaroğlu, hem CHP hem Türkiye hem siyasal hayatları hem dürüst bütün vatandaşlarının iradesine tercüman olacak bir rapor hazırladığını bildirdi. 

Kemal Kılıçdaroğlu, "Darbeyi araştırma komisyonu kurduk. Neden gereğini yapmıyorsunuz, kapatıyorsunuz? Neden darbenin araştırılmasını istemiyorsunuz? Kaçtılar. Siyasal iktidar kaçtı. Hangi gerekçeyle kaçtı? Ayrıntılar ortaya çıkmasın, millet yeteri kadar bilmesin, darbenin arkasında kimler var onu kimse öğrenmesin. Bunu eleştirmeyecek miyiz? Bunu eleştirdiğinizde FETÖ'cü mü oluyorsunuz? Bunu eleştirdiğiniz zaman hayatını kaybeden şehit 249 kişinin kanına, malına, vicdanına sahip çıkıyorsunuz." değerlendirmesinde bulundu. 

Adil Öksüz konusunu ilk kez kendilerinin dile getirdiğini belirten Kılıçdaroğlu, neden tutuklanmadığını, telefonlarının elinden alınmadığını sordu. Kılıçdaroğlu, "En son MİT açıklama yapıyor; bizim yaptığımız açıklamalar milli güvenliğimize de zarar vermektedir. Adil Öksüz ne zamandan beri bizim milli güvenliğimize zarar veriyor? Eğer zarar veriyorsa Öksüz demek ki çok önemli bir adam, sıradan bir adam değil. Ben de kabul ediyorum, çok önemli bir adam, sıradan olmadığını. Ama nasıl oluyor da Öksüz, milli güvenliğimize zarar veriyor?" diye konuştu. Kılıçdaroğlu, bunu, 249 şehidin kanının yerde kalmaması için sorduğunu dile getirdi. 

MİT'e ilk ihbarı veren subay O.K'nın, "Orduda şunlar, şunlar oluyor." dediğini, kamuoyuna, "MİT Müsteşarının helikopterle kaçırılacağı" bilgisinin servis edildiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, ancak daha sonra O.K'nın, MİT'te, askerlerin darbe yapacağını ifade eden tutanağının da çıktığını söyledi. Kılıçdaroğlu, bu ifadenin kamuoyundan neden gizlendiği sorusunu yönelterek, şöyle devam etti: 

"Öyle anlaşılıyor ki Genelkurmaya da bu konuda doğru bilgi verilmiyor. Sonra, O.K, MİT elemanı olarak istihdam edilmeye başlandı. Niçin? Bir daha hiçbir savcı O.K.'nın ifadesine başvurmasın diye. Bunu sormazsam darbenin ayrıntıları ortaya çıkmaz, 249 şehidin kanı yerde kalır. Sayın AK Parti Genel Başkanı, 11 Nisan 2017'de bir kanalda, '3 ayrı noktada o gece bizim uçak var çünkü hedef saptıracak.' Darbenin olduğu gün 3 ayrı noktada hedef saptırmak amacıyla Erdoğan'ı bekleyen uçaklar var. 3 ayrı noktada eğer uçak bekliyorsa, sen hedef saptırma amacıyla bu uçaklara talimat verdiysen, senin bundan bilgin, haberin var. Bunu sormayacak mıyım? Sormazsam darbe nasıl aydınlanacak? 

Darbe girişiminde bulunuyor. Cumhurbaşkanı'na haber veriliyor, MİT'in, Genelkurmayın haberi var. Habersiz kim; Binali Yıldırım. Hiç kimsenin aklına gelmiyor, 'Şu Binali Yıldırım'a da telefon edelim, ona da bilgi verelim...'Ne AK Parti'nin şimdiki Genel Başkanı ne MİT Müsteşarı ne Genelkurmay Başkanı, hiçkimse 'Başbakan'a telefon edelim' demiyor." 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, iktidar kanadının yapığı darbeden söz ettiğini dile getirerek, OHAL uygulamasıyla Türkiye'de yeni bir darbe sürecinin başladığını öne sürdü. Kılıçdaroğlu, haklı, haksız herkesin tutuklanmaya, bütün muhaliflerin FETÖ'cü diye suçlanmaya başlandığını, hapishanelerin tıka basa dolduğunu savundu. 

FETÖ'nün darbe girişiminden sonra tutuklanan İsmail Sade isimli bir erin, kendisine gönderdiği mektubu okuyan Kılıçdaroğlu, Sade'nin mektubunda, "Hain darbe girişimi günü, birliğimde 3 günlük erdim. 15 Temmuz gecesi ne silahım ne mühimmatım vardı. Hücum yeleğim bile yoktu. Araçlara bindirildik, silah seslerinin arasında buldum kendimi, araçtan kafamı çıkarmadım. Yetkililere sorun, benim suçum fakir olup, bedelli askerlik yapmamak, seve seve askerlik ocağına gelmek mi?" diye sorduğunu aktardı. 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle tamamladı: 

"Eğer siz Harp Okulu öğrencilerini, erleri, erbaşları hapse atarsanız, emirlere uydukları için şu anda hapistelerse bunu hangi vicdan, ahlak kabul eder? Bunların haklarını savunuyorum diye bize FETÖ'cü diyorlar. Ben hiçbir zaman, 'Ne istediniz de vermedik' demedim. Ben hiçbir zaman Pensilvanya'ya gitmedim. FETÖ'cülerin baklavacılar, pastacılar, öğretim üyeleri kolu vardı, fırıncılar, kavurmacılar vardı şimdi de FETÖ'nün damatlar kolu var. Aynı menzile yürüyenler dışarıda ama damatlar içerde. 'Ne istediniz de vermedik' diyenler dışarıda, damatlar içerde. Ülkeyi parsel parsel sattılar, satanlar dışarıda, damatlar içeride. 'Bitsin bu hasret' diyenler dışarıda, damatlar içeride. FETÖ liderinin kardeşinin cenaze törenine koşa koşa gidenler dışarıda, damatlar içerde. Katar katar Pensilvanya'ya seferler düzenleyip, gidip el etek öpenler dışarıda ama damatlar içerde. Daha acı olanı ise OHAL kararnameleriyle hak arayan insanlar içerde ama Türkiye'yi acımazsız şekilde FETÖ'ye teslim edenler dışarıda. Darbenin siyasi ayağı ortaya çıkıncaya kadar her türlü mücadeleyi yapmaya Türk milletine, hepinize söz veriyorum. Darbenin siyasi ayağını ortaya çıkaracağım."



Haber okunma sayısı: 292

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

talimatli-yargi-talimatla-calisiyor

Talimatlı yargı talimatla çalışıyor

21 Eylül 2019 Cumartesi 16:59
demirtas-kararindan-sonra-konustu

Demirtaş kararından sonra konuştu

21 Eylül 2019 Cumartesi 13:25
turkkandan-bagisa-gonderme-

Türkkan'dan Bağış'a gönderme

20 Eylül 2019 Cuma 23:59
turkiyeyi-bu-kafa-yonetiyor-

'Türkiye’yi bu kafa yönetiyor'

20 Eylül 2019 Cuma 19:54

ÜLKE GÜNDEMİ

Cahil kimse sahte mutluluk içindedir

Üsküdar Üniversitesi bilimsel desteğiyle BİAKADEMİ tarafından “İnsanın Anlam Arayışı” temasıyla

İmamoğlu'ndan vakıflara yardım açıklaması

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, önceki dönemde belli vakıflara tahsis edilen, daha sonra kurumca

Ulu zatların gölgesi, şehirlerin en güvenli limanlarıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda düzenlenen 2. Uluslararası

‘Erdoğan’ın diploması yok’ diyen yazara soruşturma!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasına ilişkin ‘Diplomasız’ adlı kitabı yazan Ergün Poyraz’a dava

Parti değil, çıkar şebekesi

AKP içinde sular durulmuyor. İstifalar ve hemen ardından gelen itiraflar AKP’nin bugüne kadar yaptığı hukuksuz

KIlıçdaroğlu ve İmamoğlu yaralı itfaiye erini ziyaret etti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İstanbul İl Başkanı Canan

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL