20 Kasım 2019 Çarşamba

Osmanlı’nın Sürgün Köpekleri

osmanlinin-surgun-kopekleri


04 Kasım 2019 Pazartesi 10:10

  2. Mahmut döneminde, Galata’da köpeklerden kaçan bir İngiliz yüksek bir duvardan düşer ve talihsiz bir şekilde ölür. Bunun üzerine 2. Mahmut köpeklerin Sivri Ada’ya sürgün edilmesini emreder. Şehirde toplanan köpekler kısa bir süre sonra halkın tepkisi ve uğursuzluk getireceği söylentileri üzerine adadan geri getirilir. Köpek dostlarımız ilk sürgünü az bir kayıpla atlatmış ve şehirde hayatlarına devam etmiştir.   

 

Aradan çok zaman geçmeden sürgün için ikinci emir Sultan Abdülaziz’den gelir. Talihsiz köpekler tekrar toplanıp Hayırsız Ada’ya bırakılır. Bırakılmasından az bir zaman geçmiştir ki 1865 yılının sonbaharında İstanbul’da meşhur Hocapaşa yangını başlar. Meşhur yangın Osmanlı şehir merkezinden bir çok yeri tahrip eder. Halk bu denli büyük bir yangının sebebinin köpeklerin sürgünü olduğunu söyler ve köpekler ikinci kez adadan şehre getirilir. 

 

2. ABDÜLHAMİT KUDUZ ENSTİTÜSÜ KURDURDU



 

Sultan 2. Abdülhamid döneminde ise Alman İmparatoru Kayzer 2. Wilhelm 1889 yılında İstanbul'a ziyârete geleceği için ziyâret öncesi yoğun bir temizlik faaliyeti başladı şehrin dört bir yanında. Husûsiyle hastalıklı köpekler yine çöp toplar gibi toplanıp yazlık mekânlarına tâtile (!) gönderilecekti. Lâkin şefkatli sultan, köpeklerin sürgününe ferman vermek yerine başka tedbirler düşünülmesi için ferman vermeyi tercih etti. Bu defâ köpekler sürgünden kurtuldular. Köpeklerle uğraşmak yerine kuduzla uğraşmayı tercih eden Sultan Hamid, Fransa'ya Pastör Enstitüsü'ne bir heyet gönderip, 10 bin altın bağışlayarak Dünyanın üçüncü Kuduz Enstitüsü'nün İstanbul'da kurulmasını sağlamış, Pastör'ü de büyük ihsanlar karşılığında İstanbul'a dâvet etmişti.

 

Köpekleri çok seven Sultan 2. Abdülhamid'in sertabîbi Mavroyeni Paşa da, İstanbul köpeklerinin zekî ve eğitilebilir olduğunu iddiâ etmiş, hattâ bu konuda araştırmalar yapmıştı.

 

Devir, Sultan Reşad devri. Sene 1910. Dâhiliye nâzırı Talat Paşa. Şehremini, yani Belediye Başkanı da Suphi Bey. Artık şu sokak köpekleri meselesini kökünden çözmek için, köpeklerin topluca ölüme gönderilmesine karar çıkmıştı.

 

1900 lü yıllara geldiğimizde ise Avrupa’nın gelişen Kimya endüstrisinde köpeklerin ayrı bir rolü bulunuyordu. Gerek parfüm üretiminde gerekse tekstilde köpeklerin derisi ve dışkısı önemli bir kaynaktı. ( not: tabakhaneye bok yetiştirmek deyimi, taze köpek boklarının enzimlerini kaybetmeden üretim tesislerine yetiştirilmesinden geliyor.) 

 

Dönemin batılılaşma kaygılarından da faydalanan Fransızlar İstanbul şehir merkezindeki 80 bin köpek için masaya oturur. Bu andan itibater Osmanlı köpeklerinin acı hikayesi başlar. 

 

Halk tekrar köpeklerin sürgününe karşı çıkar. Sayıca bu kadar fazla köpeğin toplanmasının zorluğu ve halkın direnişiyle durum içinden çıkılmaz bir hal alır. Öyle ki toplanan köpeklerin bir kısmını da halk tarafından Tophane’deki toplanma yerini basarak geri alınır. 

 

Yapılan anlaşma ve sıkışan bu durum karşısında dönemin belediye başkanı Suphi Beysoyundu şehrin serserilerinden, askerlerinden geniş bir ekip oluşturur ve tekrar köpekleri toplar. Tophane’de tekrar topladığı bu köpeklerin başına bir çok asker diker. Bu süre zarfında Fransa’dan herhangi bir yanıt gelmemesi süreci daha da zora sokar. Bu kadar köpeği şehrin merkezinde bekletemeyen Belediye başkanı sürgün emrini verir ve yolculuk başlar. Köpekler Hayırsız Ada’ya vardıktan sonra da Fransa’dan yanıt beklenir. Bu durum öyle bir krize dönüşmüştür ki Osmanlı devleti Fransızlara köpekleri ücretsiz vermeyi dahi teklif eder fakat Fransızlardan yanıt gelmez. 80 bin köpek Hayırsız Ada’da kaderine terk edilir.   


80.000 KÖPEĞİ BİRDEN SÜRDÜLER

 

Sultan 2. Abdülhamid Han'ın hal'inden kısa bir süre sonra, İttihat-Terakkî hükümeti tarafından gerçekleştirilen elîm hâdiselerden biri de 1910 haziranındaki köpek itlâfıdır. Sokaklardan toplanan 80.000 köpek mavnalarla Hayırsız Ada'ya (Sivri Ada) götürülerek orada aç susuz ve yapayalnız bir ölüme terk edildiler. Kayalıklarla kaplı bu adada neredeyse dikili tek bir ağaç dahi yoktu.

 

Avrupada eğitim görmüş ve batı şehirlerine hayran olmuş jöntürkler de İstanbul'un Avrupa kentleri gibi olması için sokaklarda gezen bu canlı çöplükleri (!) temizlemenin lüzûmuna inanıyorlardı. Hattâ dönemin Abdullah Cevdet, İbrâhim Şinâsi gibi batı zihniyetli yazarları, köpeklerin aleyhinde sayfalar dolusu yazılar yazarak hükümete, köpeklerin yok edilmesi için mesajlar veriyorlardı.

 

Nihâyet gün geldi ve İstanbul sokaklarının bu zavallı sâkinleri demir kancalarla, tıpkı o köpekler gibi işsiz güçsüz berduşlar tarafından çöp arabalarına toplanmaya başlandı. Köpekleri 3-5 kuruş karşılığında toplayanlar mahallenin ayak takımıydı.

 

Köpekler toplandı, Tophâneden bindirildikleri mavnalarla Hayırsız Ada'ya götürülüp atıldı. Artık bu gidişin dönüşü de yoktu.

 

İstanbul Belediye Başkanı Suphi Beyin köpek kıyımını, sonraki belediye başkanlarından Cemil Topuzlu devâm ettirdi. '80 Yıllık Hatıralarım' isimli hâtırâtında "30 bin köpek öldürttüğünü" iftiharla anlatır. O sene çıkan Balkan Savaşı da, İstanbullular tarafından köpeklere yapılan cefânın cezâsı olarak yorumlandı.

 

Dönemin Fransız Gazetecesi Robert Gillon Hayırsız Ada önünden geçerken yaşadığı trajediyi şöyle anlatır: 

 

“…Az sonra rüzgârla birlikte burnumuza dayanılması imkânsız pis bir koku geldi. Daha doğrusu kendimizi bu kokunun içinde bulduk. Kitleler halinde ölen köpeklerin kokuşmaya başlayan cesetlerinin kokusuydu bu! Dediklerine göre adada bekçiler vardı ve bu köpeklerle bir arada yaşıyorlardı. Adamlar ölen köpekleri kireç kuyularına atıyorlardı ama yine de bu pis kokuya engel olunamıyordu…”     

 

Köpek dostlarımızın katliamı sonrası anadolu sahilinde bir çok ev kapatılır. Halk köpeklere dokunmanın bile uğursuzluk getireceğine inanır. ( Anadolu sahilindeki kokunun 3–4 yıl geçmediği iddia ediliyor. Sonrasındaki 1912 yılındaki İstanbul depreminin sebebini halk bu katliama bağlar. ) 

 

Yıllar sonra dostlarımızın bu trajik hikayesi romanlara, animasyonlara konu olmuş, üzerine onlarca yazı yazılmıştır. Hayırsız Ada’ya da onların anısına ufak bir anı taşı yapılmıştır. 

Haberin etiketleri:

Osmanlı, istanbul, sürgün, köpekler


Haber okunma sayısı: 95

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

iste-iettnin-yeni-metrobusleri

İşte İETT'nin yeni metrobüsleri

19 Kasım 2019 Salı 11:13
ak-trollerin-montaj-oyunu-suruyor

AK Trollerin montaj oyunu sürüyor

19 Kasım 2019 Salı 09:28
bu-goruntu-cok-konusulacak

Bu görüntü çok konuşulacak

19 Kasım 2019 Salı 09:15
darulacezede-bir-skandal-daha

Darülaceze'de bir skandal daha

19 Kasım 2019 Salı 08:49

ÜLKE GÜNDEMİ

İBB Silahtarağa arıtma tesisine noktayı koydu

İSKİ Genel Müdürü Raif Mermutlu, yapımı devam eden dört projeye ek olarak üç yeni ileri biyolojik arıtma

İstanbul turizmi masaya yatırılıyor

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun seçim vaatleri arasında bulunan 'İstanbul Turizm Platformu' kuruldu. Platformun,

Ekonomik kriz intihara sürüklüyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, toplumda son günlerde giderek yaygınlaşan intihar olaylarının

Deli bir değil ki bağlayasın

İstanbul Karaköy'de bir kadının yoldan geçen kızlara saldırısı 'başörtülülere' yönelik saldırı olarak

Türkiye’de HIV riski giderek artıyor

Sabancı Üniversitesi ve Gilead Sciences Türkiye iş birliğiyle ‘Birlikte HIV’den Güçlüyüz’ temasıyla

Deprem hakkında doğru bilinen 6 yanlış

Sismik açıdan oldukça aktif bir ülke olan Türkiye, deprem kuşağında bulunuyor ve yüz ölçümünün %42’si

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL