28 Mart 2020 Cumartesi

Hasarı değil, riski tespit edin!

hasari-degil-riski-tespit-edin

Elazığ'ın Sivrice ilçesinde meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem, Türkiye’nin depreme hazırlıksız olduğunu bir kez daha gösterdi. Binalar yıkıldı, vatandaşlar enkaz altında kaldı, can kayıpları yaşandı.
27 Ocak 2020 Pazartesi 15:27

 Oysa Türkiye’nin neredeyse yüzde 98’i aktif deprem kuşakları üzerinde yer alıyor. Peki hangi önlemleri alarak, kayıp vermeden, sıfır hasarla depremden kurtulabiliriz? Maltepe Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Utku Yazgan’a göre yanıt açık: Depremden önce risk tespit edilse, depremden sonra hasar tespitine gerek kalmayacak!

 

Elazığ ve Malatya'da peş peşe yaşanan şiddetli depremlerde yüzlerce insan zarar gördü, bazı binalar çöktü. Bölgede arama kurtarma ve hasar tespit çalışmaları sürüyor.

 

Her deprem sonrası ortaya çıkan bu acı tablo, yapı stoğunun sağlamlığı tartışmasını yeniden gündeme getirdi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na göre, birinci derece deprem kuşağında bulunan Türkiye’deki 7 milyona yakın yapı dayanıksız. Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, Elazığ depremi sonrasında yaptığı açıklamada, yaşanan can ve mal kayıplarını yapı stoğunun iyi olmamasına bağladı. Peki acil olarak atılması gereken adımlar neler? Nasıl önlem almalı?



 

Maltepe Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Utku Yazgan, depreme karşı atılması gereken adımlar konusunda açıklamalarda bulundu. Yazgan, “Sağlıksız binaları ya güçlendirin ya da deprem yıkmadan, siz yıkıp yenisini yapın” dedi.

 

“Depreme hazır olmak zorundayız”

 

Türkiye’deki yapı stoğunun yer aldığı alana bakıldığında, yüzde 92’sinin deprem hattında bulunduğunu vurgulayan Dr. Yazgan, uzun süredir büyük ölçekte bir deprem meydana gelmeyen Doğu Anadolu fay hattı üzerinde cuma gecesi Elazığ ve çevresinde meydana gelen depremin sürpriz olmadığına, bir süredir beklendiğine dikkat çekti. Bu fay hattı üzerinde gelecekte de depremlerin süreceğini ancak ne zaman gerçekleşeceğinin bilinmediğini belirten Yazgan, “Türkiye’de depremlerin hangi bölgelerde ve hatlarda olacağı biliniyor. Elbette zamanı bilinmiyor. Beklenen İstanbul depremi için de tablo böyle. Marmara Denizi’nin altından geçen 130 kilometrelik kırılmamış bir fay var. Bir anda kırılırsa büyük bir deprem olacak. Bu gerçekten hareketle ülkemizin tamamında depreme hazır olmak zorundayız” dedi.

 

“Hasar tespiti değil, risk tespiti!”

 

Türkiye’deki yapı stoğunun birbirine benzediğine dikkat çeken Dr. Yazgan, Elazığ ve çevresinde genellikle tercih edilen ve iskelet sistemi olmayan yığma yapıların bu şiddetteki depremlerde ağır hasar görmesinin beklenen bir durum olduğunu söyledi. Kırsal kesimlerde genellikle tek katlı yapılar olduğunu, ancak şehir merkezi ve ilçelerde 4-5 katlı dayanıksız betonarme yapıların hasar görmesi nedeniyle kayıplar yaşandığını anlatan Dr. Yazgan, şöyle devam etti:

 

“Üç ile sekiz kat arası binalar en fazla riskli bina gruplardır. Depremlerden sonra binalarda hasar tespitleri yapılır ancak asıl önemli olan mevcut yapı stoğumuzun depreme dayanıklı olup olmadığının önceden tespit edilmesidir. İlk olarak hızlı yöntemle kabaca değerlendirme yapmalı, daha sonra ayrıntılı değerlendirmelerle binaların depreme dayanıklı olup olmadığının tespiti aşamasına geçmeliyiz. Depreme dayanıksız çıkan bina ya güçlendirilmeli ya da deprem yıkmadan kendimiz yıkıp yeniden yapmalıyız. Kentsel dönüşümün hızla gerçekleştirilmesi ve güvenli binaların inşa edilmesi en büyük önlemdir”

 

“Herkes her adımda sorumlu davranmalı”

 

Yaşadığımız binaların depreme karşı dayanıklı olup olmadığı konusunda başta inşaatı yapanlar olmak üzere herkesin her adımda sorumlu davranması gerektiğini belirten Dr. Yazgan, “Ev alırken vatandaşlarımız binanın ‘Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun yapılıp yapılmadığına mutlaka bakmalı. Gölcük Depremi sonrası çıkarılan yönetmelikle binalarda beton kalitesi sağlandı. Yönetmeliğe uygun yapıldıysa o binada rahatlıkla oturulabilir.” dedi.

 

“Köprüler değil, binalar yıkılıyor”

 

Binaların dönüşümünde sadece elde edilecek gelire göre karar verilmemesi, kentlerin genelinde bir dönüşümün sağlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Yazgan, “Bazı semtlerde kentsel dönüşüm yapılan binalarda müteahhit de konut sahibi de kazançlı çıkıyor. Ama ekonomisi düşük semtlere müteahhit girmiyor.” dedi.

 

Depremde hasarın köprülerde değil binalarda olmasının mühendislik katkısının farkını kanıtladığını söyleyen Yazgan, “Deprem sonrası yaşananlar ders oluyor. Deprem bilincinin yükseldiğini görüyoruz. Önemli olan binaların güçlenmesi ve binayı yaptıranların bilinçlenmesi.” diye konuştu.



Haber okunma sayısı: 84

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

bu-iddia-cok-konusulacak

Bu iddia çok konuşulacak

28 Mart 2020 Cumartesi 20:03
hasta-7-bin-402-olen-108

Hasta 7 bin 402 ölen 108

28 Mart 2020 Cumartesi 19:22
sehirler-arasi-seyahate-yeni-genelge

Şehirler arası seyahate yeni genelge

28 Mart 2020 Cumartesi 18:51
hasta-5-bin-698-olum-92

Hasta 5 bin 698, ölüm 92

27 Mart 2020 Cuma 20:01

ÜLKE GÜNDEMİ

Kılıçdaroğlu'ndan olası 3 KOVİD-19 senaryosu

Kılıçdaroğlu’nun partilere gönderdiği raporda yer alan kötümser senaryoya göre 6 milyon kişi işsiz

Hükümet 1 yıldır salgın tehdidini biliyordu

Hükümetin elinde 1 yıl önce hazırlanmış “Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı” bulunuyor. Buna

İki günde ABD'den İstanbul’a yaklaşık 500 yolcunun geldi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fethi Açıkel, Covid-19 vakalarının son iki günde ikiye katlandığı New

Milyonların hayatını tehlikeye attılar

Açık Radyo'da Önce Sağlık programına bağlanan bir sağlık çalışanı umreden dönenlerle ilgili bir skandalı

Koronavirüs definlerinde önlemler üst düzeyde

İBB, koronavirüs ölümlerinin personel ve halk sağlığını riske atmaması için titiz gerekli önlemleri aldı.

Koltuğu boş bırak sosyal mesafeni koru

İBB; raylı sistem, metrobüs ve otobüslerde güvenli mesafenin korunması için hazırladığı çıkartma ve

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL