21 Ağustos 2019 Çarşamba

Mayalar nasıl yok oldu?

mayalar-nasil-yok-oldu

Bilim adamlarının Belize yakınlarındaki Büyük Mavi Çukur'da yaptıkları araştırmalar Mayaların nasıl yok olduklarına dair bazı ip uçları verse de, gerçek yok oluşa ışık tutmaktan oldukça uzak. Çünkü basit bir kuraklığın koca bir toplumu tarih sayfalarından tamamen silmesi mümkün görünmüyor.
12 Temmuz 2019 Cuma 11:59

 Orta Amerika'da bulunan Belize yakınlarındaki bu Büyük Mavi Çukur sayesinde, Mayaların yok oluşuyla ilgili önemli bir buluntu elde edildi. Yapılan araştırmaya göre Mayaların yok olma sebebi ağır bir kuraklık değil, hafif çapta bir kuraklıktı. Rice Üniversitesi ve Louisiana Devlet Üniversitesi'nden bilim insanlarının yaptığı araştırma sonucunda Mayaların kıtlık ve değişen iklim sonucu yok olmaya başladığı, bu yüzden de medeniyetlerini terk edip yeni yaşam alanları aramaya başladıkları ortaya çıktı.

 

The Guardian'da yer alan habere göre bu tespit, Belize'deki Büyük Mavi Çukur'da yapılan araştırmalar sayesinde ortaya çıktı. Bilim insanları, her yıl binlerce su altı tutkununu kendine çeken Belize kıyılarındaki 305 metre derinliğe sahip olan “Mavi Delik”te araştırmalar yaptılar. Zira çukurun bölgede yaklaşık 3 bin yıl önce, Maya medeniyetinin sonunu getiren kuraklık döneminde oluştuğu düşünülüyordu. “Mavi Delik”te yapılan kimyasal analizler, çukurun gerçekten denizin çekildiği bir dönemde oluştuğunu gösterdi.

 

M.Ö 2000 ile M.Ö 950 yılları arasında var olan Maya medeniyetinin ağır bir kuraklık nedeniyle sona erdiği düşünülüyordu. Tarım ve astronomide hayli gelişmiş olan Mayalar, milattan önce 1000 yılı civarında aniden kentlerini terk ederek bugün Guatemala, El Salvador ve Honduras'ı kaplayan alana çekilmişlerdi. Ancak son araştırmalar ışığında Maya medeniyetini sanıldığı gibi ağır değil, sadece hafif bir kuraklığın yok ettiği ortaya çıktı. Yapılan araştırmalar, kuraklığın yağış oranının sadece yüzde 25 ila 40 arasında düşmesi nedeniyle oluştuğunu ortaya koydu. Araştırmacılar Maya medeniyeti döneminde bölgedeki ova, nehir sistemleri ile buharlaşma oranlarını ölçtü.



 

Sonuç olarak medeniyetin yok oluşunun nedeni Mayalıların yaşadığı Yucatan bölgesindeki ovaların nehir sisteminden yoksun oluşuna ve buharlaşma oranının fazla oluşuna bağlandı. Buharlaşma nedeniyle de tatlı su kaynaklarının kuruduğu açıklandı. Scientific Reports dergisinde bir süre önce yayımlanan araştırma, yağıştaki bu azalmanın bölgedeki su kaynaklarını tüketmeye yettiğini ortaya koydu. Su kaynaklarının tükenmesi sonucu oluşan krizin de ise kıtlığa, isyanlara ve sonunda savaşlara sebep olduğu belirtiliyor.

 

Mayaların yok oluşu bilim adamlarının yukarıda anlattığı gibi mi olmuştu? Yoksa bu yok oluşun başka nedenleri mi vardı? Konuyu biraz daha detaylandırmakta fayda var.

 

MAYALARA NE OLDU ?

 

Yüzyilin basindan beri bilim adamlari Mayalar’in kim olduklarini, nasil yasadiklarini, ve uygarliklarinin bir anda neden yok oldugunu arastiriyorlar. Bu garip uygarlik MS 300’lerde dünyanin en gelismis uygarligiydi ama dünyanin günesin çevresinde 365 günde döndügünü bile bilen Mayalar tarihin en kanli kasaplariydilar ve yemeklerini dahi yarim birakarak birden yok oldular. Mayalar’in bilimi ve kültürü vardi, onlara bu bilgiyi kim ögretmisti?.

 

Işık ve sihir

 

Her yil ilkbahar ve sonbaharda, turistler, El Kastide Chicken Itza’nin etrafinda toplanip, günes Isiginin yavas yavas piramidin merdivenlerinden yükselip muhtesem iki iblis basinin taban oymasini izliyorlar. Bu piramit, yaradilis ve dönüsümün kudretli tanrisina, Kukulcan’a ithaf edilmistir. Piramitte 4 merdiven ve her merdivende 91 basamak bulunur. En tepedeki platformla birlikte bu basamaklar 365 adettir. Bu günese göre hesaplanan yila esittir ve Mayalar’in astronomide ileri olduklarini gösterir. ?blislerin baslari, dinsel ayinlerde kurban edilmis insan kemiklerinin ve onlarin altin mücevherlerin bulundugu dogal bir kuyuyu isaret etmektedir.

 

Guetamala ormanlarindaki, kan kirmizi rengindeki piramidin önünde, büyük bir kalabalik saatlerdir ayakta bekliyordu. Kimse kipirdamiyordu; tüm gözler, piramidin dorugundaki atalarin bilgileriyle dolu süslü kafatasindaydi. Kalabalik kralin hareketlerini göremiyor fakat dinsel bir ayin oldugunu anlayabiliyordu. Kral yanardagda olusan keskin taslari alip penisini delecek ve sonra yaranin üstünü bir iple baglayip; kanin agaç kabugundan yapilmis kaba akmasini saglayacakti. Daha sonra bunu alip, bir ates yakacak, bu atesten yükselen duman araciligiyla iblisle konusacakti. Ve Kral, ortaya çikti pestemalinin altindan kanli elini göstererek, atalarinin mesajim daha öncelerde de oldugu gibi yine haykirdi; “Savas için hazirlanin” Kalabalik, nese içinde tekrarladi. Artik kan dökme zamani baslamisti.

 

KAN HASADI

 

Eski Maya toplumunda politik ve dini olaylar, korkunç kan dökme ayinlerinin nedeniydi.

 

Savas, onlarin yasamiydi

 

Mayalar kimdi? inanilmaz büyüklükteki piramitleri Amerika’nin ortasina insa eden ve sonra birdenbire terkedip kaybolan bu insanlar kimlerdi? Neden o garip dinsel kurallara inaniyorlardi? Bu sorular bugüne kadar sayisiz bilim adaminin zihnini kurcaladi. 150 yil geçtikten sonra Mayalar daha anlasilir olmaya basladilar. Artik, Mayalarin MS. 250-900 arasinda yasadiklarini, dönemlerinin en gelismis yazi sistemini bulduklarini, matematikle ilgilendiklerini , astrolojik takvimler olusturduklarini ve piramitler insaa ettiklerini biliyoruz. Bugüne örnek olacak mimari örnekler bulundu, insaatlarini, yagmur ormanlarina zarar vermeden belli zamanlarda yapiyorlardi.

 

Mayalar dogalligin bozulmamasi için bize iyi bir ders vermislerdir, Güney Belize’nin orman kapli daglarinda; yeni bulunan dört Maya kenti gösteriyor ki; Mayalar buralarda yasamaktan kaçinmislardi, iste buralari 900’lü yillarda yokolan Mayalarin toplumsal yasamlari hakkinda henüz çözülememis bir çok soruya isik tutacaklardi. “National Geographic” yazarlarindan arkeolog George Stuart; “Her sabah uyandiginida Maya’lar hakkinda ne kadar az sey bildiginiizi düsünüyorum, bu tropik iklimde nasil yasadiklarinin %1 ini ancak biliyoruz” diyordu.

 

Kisitli imkanlara ragmen, arkeologlar, sanat tarihçileri, yazit uzmanlari, antropologlar, cografyacilar, ve dil uzmanlari yillardir Mayalarin pesinde. Ortada, “Mayamanik” bir durum var; Tennesse Üniversitesi arkeologlarindan Arthur Demarest son 4 yildir Kuzey Guetemala’da Maya kenti Dös Pilas’i inceliyor. Demarest’e göre ormanin içinde kayip kentler var; buralarda çözümlenemeyen yazitlar bulunuyor ve bu yazitlar Mayalarin ani yok olusunu açiklayabilir. Ortaya çikan bilgi patlamasi, siddetli tartismalar yaratti. Kimin kuraminin dogru oldugu tartisiliyor. Yine de uzmanlar bir görüs üzerinde fikir birligine vardilar; savas, Maya halkinin olusmasinda ve yasaminda kilit noktaydi.


Oyun topu

 

Mayalar’in top oyunlari hem eglence hem de dinsel törenler içindi. Seyirciler, sonuçlar üzerinde bahis oynarlardi. Günesin veya Ay’in sembolü olan bu top hep havada kalmaliydi. Topu düsüren kaybediyordu ama oyunu degil yasamim da; oyunun finalinde kurbanlar hazirdi. Galipler, kaybedenlerin baslarini kesip top olarak kullandilar ya da öldürüp vücutlarini piramitlerden asagiya sallandirdilar

 

Maya kentleri yasamak için degil miydi?

 

Mayalarin spordan dine kadar her konuda iskence ve kurban törenleri düzenliyorlardi. Meksikali Antropolog Carlos Navarette “Bu, Mayayla ilgilenenleri sok edecek bir iddiadir” diyor. Klasik Maya Kültürü’nün olusmaya basladigi MS 250’den sonraki yüz yillarda, küçük çatismalardan, büyük savaslara dönüsen kabile çekismeleri, görkemli kentlerin hayalet kasabalara dönüsmesine neden oldu. ilk batili arastirmacilar olan Stephens ve Latherwood, büyüleyici diye tanimladiklari Copan, Palenque, Uxmal ve digerleri hakkinda kitaplar yazmaya basladilar. Stephens’in yazdigi basarili kitaptan sonra onu, Catherwood ve diger yazarlar takip etti. Sonraki yarim yüzyilda Popol Vuh (Mayalari anlatan kutsal kitap) ve “Relacion de las Cosas de Yucatan” adli kitaplar yayinlandi. 16. yüzyildan sonra piskopos Diego de Lan da, Maya kültürüne karsi ispanyol zaferlerini anlatan bir kitap yazmisti. 1890’larda ise, ingiliz arastirmaci Alfred Maudsiay degisik kaynaklardan derleyerek, Maya kentlerinin mimarisini anlatan bir katalog olusturdu.

 

Tüm bilgiler, 19. Yüzyil bilginlerini hiyeroglif yazilarini yorumlamaya, Mayalarin tarihini yeniden incelemeye ve bu toplumun neden yok oldugunu arastirmaya itti. 20. yüzyilin ilk yarisinda daha çok kazilar yapildi ama hala ortaya ciddi bir sey çikmamisti. 1950’lerde Carnegie Enstütüsü’nden J. Eric Thompson ve SIyvanus Morley, bölgeyi incelemeye aldilar onlara göre bulunan kentler, yasamak için degil dinsel ayinler için yapilmisti. Yazitlarda astronomi ve takvim çalismalari yer aliyor, tarihi olaylar, çiftçilik yöntemleri ve tarinidan bahsedilmiyordu. Böylece bu mekanlarin sadece özel durumlar ve çalismalar için yapildigi kanitlaniyordu. Morley ve Thompson; Mayalarin yok oluslarina ait bilgileri antik kentlerden elde edemeyeceklerini düsünüyorlardi. Çagdas bilginler, daha iddiali ve umutlu, modern teknoloji gibi bir de avantajlari var;

 

örnegin radyo karbon testi.

 

Dos Pilos’ta çalisan Arthur Demarest MS. 761’den önce ve sonra olarak Mayalarin tarihçesini iki bölüme ayirdi. 761’den önce savaslar düzenliydi; kabileleri tek bir yönetim altinda toplamak için yapilirdi. Ama 761’den sonra savaslar; kabile üstünlügüne ve mallarin yagmalanmasina dayanmaya basladi. O yil, Dos Pilos Krali kabilelere dur demek için savas açti ama Tamarindito’da yakalanarak kurban edildi. Demarest’e göre; bu dönemden sonra ortaya çikan soylu kanun yapicilari, çikar ugruna birbirlerini yemeye basladilar ve güçleri çok artti. Böylece sivil iç savas basladi; iste bu da Mayalarin sonu oldu ve buna benzer olaylar baska bölgelerde de yasandi.

 

Susuzluk ve nüfus patlamasi kuramlari

 

Florida Üniversitesi arkeologlarindan Arlene ve Diana Chase’e göre Belize’de yaptiklari arastirmalarin sonucunda, kabile savaslari Mayalarin sonunu hazirlamisti. Bu iki arkeolog, kazilarda binalar üzerinde hasarlar tespit etmisler ve gömülmemis bir çocuk iskeletiyle, silahlar bulmuslardi. Bir çok uzman yok olusun nedenini savaslara baglarken, baskalari bunun hikayenin tümü olmadigini düsünüyor. Yokolmada rol oynayan bir diger neden; yagmur ormaninin ekolojik dengesindeki ani bir bozukluk olabilirdi. Arizona Üniversitesi arkeologu Patrick Culbert; “Yeralti çalismalarindan anladiginiiza göre, neredeyse orman tamamen yok olmus”diyordu.Su sikintisi, yok oluslarinda rol oynamis olabilirdi. Cincinnati Üniversitesi arkeologlarindan Vernon Searborugh ise, Tikal’deki kazisinda gelismis kanalizasyon sistemleri buldu. Yilin 4 ayi yagmurlu bir bölgede yasayan bu insanlarin ani bir susuzluga ugramalari gerçekten yok olus nedeni olabilirdi. Bir baska neden nüfus patlamasi olabilir, yirmi kentten toplanan bilgilerden anlasildigina göre km kareye 200 insan düsüyordu. Culbert’e göre;

endüstrisi olmayan bir toplumda nüfus bir sorun olabilir. Arastirmacilar, kazilarda, iyi gelismemis çocuk iskeletleri buldular, bu da yetersiz beslenmenin göstergesi olarak kabul edilebilir. Yine Culbert, böyle karmasik ve kalabalik bir toplumun çöküs nedeninin; savas, çilgin bir kral, açlik ya da susuzluk olabilecegini düsünüyor ve ekliyor “Böyle bir toplumun çöküsü için milyonlarca neden söylenebilir”.

 

Mayalar tapinaklarini yaparken

 

Takvimi ve dis dolgusunu bilen insanlar

 

Bu çöküsten çikarilacak ders nedir? Birçok uzman, çevreci mesajlar veriyor; Culbert;

“Nüfus patlamasi, ekolojik dengeyi bozdu ve milyonlarca insan öldü.” diyor. National Geographic dergisi yazari George Stuart ;bu fikre katiliyor ve bu bilgilerin günümüz dünyasinin sorunlarini yeterince çözemese bile önemli uyarilarda bulundugunu düsünüyor. Ona göre en önemli mesaj, yagmur ormanlarini kesmemek ama digerleri bundan pek emin degil. Hiyeroglif uzmani Stephen Houston de, Mayalardan daha pek çok ders alinacagi düsüncesinde; “Çok farkli bir toplumdular ve onlari bir arada tutan çok baska bir seydi”.

 

Arkeologlar, Mayalarin gerçekten farkli bir toplum oldugunu, onlarin günlük yasamlanndan çikariyorlar. Mezarlarda bulunanlar, gömütler, alelade evlerin mimarisi ve bulunan duvar resimleri; ortalama bir Maya gününün nasil geçtigini bizlere gösteriyor. 57 kisiden olusan tipik bir Maya ailesi kahvaltida sicak çukulata, yeterince zengin degillerse haslanmis misir ve seker kamisi yiyorlardi ve “atole”denilen bir içki içiyorlardi. Genelde evler tek odali ve çamur sivaliydi. Büyük olasilikla gün içinde misir, bezelye, tavsan ve hindi diger yiyecekleri arasindaydi.

 

Hasat mevsimi erkekler tarlalarda çalisirken, kadinlar evde yemek pisiriyorlardi. Günün sonunda tüm aile evde toplaniyor ve evin reisi küçük bir dini ayinle atalara dua ediyordu. Zamanlarini sadece tarimla geçirmiyorlar, piramitler ve tapinaklar insa ediyorlardi. Genelde dügün törenlerine kutlamalara, astrolojik ve takvimsel çalismalara katiliyorlardi. Böyle zamanlarda kral kurbanlar kesiyor ve top oyunlari düzenliyordu. Kaybedenler piramide asiliyor ya da kurban ediliyordu. Çiftçiler bu günler için yemek hazirlayip, standlar açiyorlardi. Mayalar’in gelismis bir estetik anlayisi vardi.

 

Yale Üniversitesi antropologu Michael Coe “Mayalar” adli kitabinda; “Aileler çocuklarinin burunlanna onlarin gücünü artirici süsler takarlardi” diye yaziyor. Mayalar ayni zamanda bebeklerin iskeletlerine sekil vermek amaciyla onlari sararlar ve koni seklinde bir sapka takarlardi. Belki de günümüzün besik ve kundak aliskanligi onlardan miras kalmistir. Bazi arastirmacilar, bu sekildeki kafataslarinin bu aliskanligin sonucu oldugunu ileri sürüyorlar. Mayalar dislerini bazen “T” seklinde bazen de delerek doldururlardi (anestezi yapip yapmadiklari kesin degil). Dislerini çogunlukla degerli taslarla en çok da yesimle kaplarlardi. Coe’ya göre; genç erkekler evlenene kadar kendilerini siyaha boyuyorlar daha sonra ise degisik dövmelerle süsleniyorlardi. Bu bilgiler sadece bulunan nesnelerden degil geride biraktiklari hiyerogliflerden de ögrenildi.

 

GECMiSi YASIYORLAR

 

Meksika daki tur rehberleri bir öykü anlatirlar.Bir turist, korku içinde piramitlere bakar ve rehbere dönüp; “Bu binalarin hepsi çok güzel, fakat tüm insanlar nereye gitti?” der. Rehber kafasini alayci bir sekilde sallayarak cevap verir; “Su anda bir Maya île konusuyorsun, bizler hala buradayiz hiç bir zaman burayi terk etmedik”. Yasanan karmasa, Maya bilmecesinin kalbindedir. Bilim adamlari binlerce yil Öncesindeki Maya imparatorlugu’nu arastirirlarken bugün Guatemala çevresinde 1.200.000,Belize çevresinde ise, 5.000.000 Maya insani yasiyor. Etnik olarak, onlar dünyanin en gelismis imparatorlugunu Orta Amerika’da kurmus insanlarin soyundan geliyorlar. Maya kalintilarini gezmeye gelen birçok turist Amerika’da eski Mayalarin torunlarinin yasadigini ögrenseler soka girerlerdi. Yüzyillardir olagelen kültür etkilenmesinden sonra Orta Amerika’da yasayan Mayalarin torunlari yeni kültür yaratarak yasamlarini sürdürüyortar. Orta Amerika’da yasayan Mayalarin torunlari simdi sadece gelen ziyaretçiler ?çin atalarinin kiyafetlerini giyiyorlar. 1992’de Orta Amerika’nin yerlileri olan Maya halkina karsi Meksika devleti tarafindan zulmedildi, yapilanlar, insan haklarina aykiriydi.1990’daki toprak kavgasinda 11 kisi,1988’de de Maya halkindan 100 kisi yakalanmis ve iskence edilmisti.

 

30 saat boyunca hiç bir tibbi müdahale olmadan aç birakildilar ve Mayalar, 140.000 Guetamalaliyi öldürecek gerilla savasina basladilar. Hükümet onlarin köylerini yakti.16.yy’da ispanyol istilasi sirasinda birçok yerli, dini inançlarindan uzaklastirildi. Kabartmalar yikildi, dini inançlarina ait olan hersey misyonerler tarafindan harap edildi.Yeni koloniler kurmak için köle gibi çalistirildilar.400 yil ispanyollar tarafindan ezildikten sonra Meksikalilar tarafindan isgale ugradilar ve hala öyleler… Bugün Meksika Hükümeti, insan haklari adina Mayalara esit sans taniyacaklarini açiklamasina ragmen; Mayalar hala sosyo ekonomik siranin en altindalar. Chipas’ta 9 tane yerli dili musuluyor ve Meksikalilar azinliklara ragmen iktidari ellerinde tutuyorlar. Ne yazik ki, yerli nüfusu ülke potansiyelinin çok üzerinde. Ayrica yerlilerin % 70’i su sikintisi çekiyor. Bu kötü kosullarda Birçok Maya insani modern ,yasam sartlarini reddederek eski aliskanliklarini sürdürüyor. Daglarda yasayan Mayalar, 4000 yil önceki atalari gibi yasiyorlar.

 

“Birden beyin kanallarim açildi…”Maya yazitlari, çesitli ilgi alanlari olusturdu. Güney Alabama Üniversitesi sanat ögretmeni Linda Schele eski yazitlar konusunda birdenbire ortaya çikan ilginç bir örnektir. 1970 yilinda Meksika ziyaretinde, Palenk konferansinda Schele; 7. Yüzyil baslarindan 8. Yüzyil sonlarina kadar yasayan yasa yapicilarin kanunlarini 2.5 saat süren bir konusmada açikladi ve bunlar dogruydu. Bu nasil olmustu? Çünkü Schele bir amatördü; Profesyoneller kabartmalarin açiklamasinin bir çesit içgüdüye ve sezgiye bagli oldugunu söylüyorlar. Verilen yazi sistemine uyularak çözülmüs olabilecegin’i de ekliyorlar. Linda Schele; “Aydinlanma dakikalari kariyeriniin dönüm noktasiydi. Birden beyin kanallarini açildi ve hersey yerli yerine oturdu” diye anlatiyor. Bu olaydan sonra, bir çesit dil çözüm devrinii basladi. Bölge genç tarihi yazit uzmanlari ile doldu. 34 yasindaki Stephen Houston ile 28 yasindaki David Stuart’da bunlara dahildi. Kariyerlerine çok küçük yaslarda baslamislardi. Maya arkeologu George Stuart’in oglu ilk Maya gezintisini 3 yasindayken yapmisti ve 1984’de 18 yasindayken çözdügü bir Maya grafigiyle, Maç Arthur Dernegi tarafindan en genç yazi çözücüsü ve dahi ilan edildi. Stuart’in sonraki projesi simdiye kadar çözülmüs tüm Maya yazitlarini inceleyen bir katalog yapmak. Neredeyse yüzyillik bir çalisma bu ve genç Stuart; “Bu çalisma benden sonra da aranan bir kaynak olacak” diyor.

 

Bir uygarligin umutsuzlugu

 

Örneklerde görüldügü gibi kabartmalarda propaganda da var. Düsünün, Körfez Savasi’ni anlamak için Saddam’in konusmalannin duvarlara yazildigini… Arlen Chase;

Mayalar’in politik ve sosyal yasamlarini çözmek için bu yazitlari okumanin yeterli oldugunu, arkeolojinin bunu saglamak için gerekli oldugunu ifade ediyor. Houston ise, yazitlarin propaganda ile dolu oldugunu, yine de bir toplumu anlamak için yararli oldugunu söylüyor.

 

Maya yazitlarini desifre etme üzerindeki tartismalar sürüyor, hiçbir zaman nihai çözüm bulunmayacak. Çünkü yeni bulgular farkli bakis açilari getiriyor. Chase’in arastirmalarina dayanarak söylenebilir ki, Mayalar orta sinif bir toplumdu. Mezar kazilari, yasam tarzlarinin, bilimsel yönleri kadar gelismedigini gösteriyor. Kimyasal toprak arastirmalari, iskelet incelemeleri bize onlarin hastaliklarini, tarini yöntemlerini hatta iklim kosullarini gösteriyor. Birçok arastirmaci ve bilim adami Mayalar’in yok olus gizeminin pesinde. David Freidel, Mayalar’in tarihte esine az rastlanan bir umutsuzluga düsmüs olduklari görüsünde; ona göre, geçmise bakildiginda Mayalar’in ulastigi bilimsel ve toplumsal düzeyin nedeni, hayalgücü ve reel eylemin disindadir çünkü onlar yasami anlamli kilmak istiyorlardi. Mayalar’in birden yokolus nedeni veya nedenleri hala bilinmiyor, dev bir uygarlik nasil ve neden kayboldu? Uxmal’da yansi yenmis yemek tabaklari hala durmaktadir;

 

kimden ya da neden kaçtilar ve en önemlisi su anda onlarin kalintilari nerede?

 

Mayalar’ın bilinmeyen gerçekleri

 

Bir ada şehri olan Tayasal, Maya krallığının son bağımsız şehriydi. Bazı İspanyol papazlar burayı ziyaret etmiş ve 1696 yılının sonlarında Itza kralı olan Canek’e vaaz vermişlerdi. 13 Mart 1697 ‘de Yucatan’ın valisi olan Martin de Ursua’ ya bağlı olan kuvvetlerce İspanya egemenliğinin altına girmişlerdir.

 

Sağlık ve tıp konusunda Mayaların çok gelişmiş bir zekası, inancı ve bilim teknikleri vardı. Her şeyden önemlisi, tıp uygulamalarını sadece “şaman” adı verilen az sayıda çok iyi eğitim almış kişiler yapabilirdi. Şamanlar fizik ve ruhani dünyanın aracıları olarak görülürlerdi. Şamanlar iyileştirme, tanılarda bulunma ve doğal olayları düzenlemek için bir takım büyüler uygularlardı.

 

Bu sıralama 20 Aralık 2012’de tekrar oluşacaktır. Mayalara göre bu durum yaradılış evresinin tamamlanmasından ötürü büyük bir kutlama sebebidir. Bu durum, dünyanın sonuna değil yeni bir çağın başlangıcını işaret etmektedir.

 

Chichen Itza olarak bildiğimiz çok güzel anıtlara sahip olan arkeolojik bölge bu son bağımsız bölgede bulunmaktaydı. İlginçtir ki, anıtların altında bulunan toprak sadece bir aileye ait olsa da, hükümet bu abideleri kendisi yönetirdi.

 

Hala tartışılan sebeplerden ötürü, Maya merkezleri ve güney ovaları 8. ve 9. yüzyıllarda düşüşe geçmiş ve kısa bir süre sonra da terk edilmişti. Bu düşüş, anıtsal yazıların ve büyük ölçekli mimari yapıların durması ile birleşmişti. Maya düşüşü ile ilgili ekolojik olmayan teoriler, nüfus artışı, yabancı saldırılar, köylü isyanları ve önemli ticari yollarının çöküşü gibi alt kategorilere ayrılır.

 

Mayalara göre tıp, inanç ve büyü sistemleri birbirleriyle çok yakından ilgili olduğu için Şamanlar tıbbi konularda geniş bilgi ve birikime sahiplerdi. Örneğin Mayalar insan saçından yaraları dikerlerdi, kırık ve çıkıkların etkilerini azaltabilmekte, dişçilik konusunda ise protez uygulamalarına kadar gelişmiş yöntemler uygulayabilmekteydiler.

 

Mayalar doğal olmayan bazı yöntemlerle çocuklarının fiziksel özelliklerini değiştirmek için bazı yöntemler uygulamışlardır. Örneğin, bebeklerinin yüzlerine bir levha bastırıp, çocuklarının daha basık bir yüzleri olmasını sağlamışlardır.

 

Mayalar dini törenlerinde doğadan elde ettikleri halisinojik (halisinosyan yapan) ilaçlar kullanırlardı.


Artık insan kanı yerini tavuk kanına bırakmıştır. Şu anda, Mayalar geleneksel törenlerinde, kutlamalarında, seremonilerinde kurban etmeye devam ediyorlar.

 

Bu ilaçları ağrı kesici olarak da kullanıyorlardı. Flora, tarla çiçeği, bazı mantar türleri, tütün ve alkol özü taşıyan diğer bitkileri bu amaçla kullanırlardı.


Ancak bazıları hala geleneksel hayatlarını devam ettirebilmekte ve hatta Maya dilini konuşmaktadır. Çağdaş Mayalıların büyük çoğunluğu Meksika’nın çeşitli eyaletlerinde ,Orta Amerika ülkeleri olan Belize, Guatemela ve El Salvador, Honduras gibi ülkelerin batı bölümlerinde ikamet etmektedir. Bazı kelimeler çok büyük bir olasılıkla Maya dilinden gelmektedir. Buna örnek olarak “shark” (köpekbalığı) ve “cocoa” (kakao) verilebilir. Maya dilinde “teşekkür ederim” “Jach Dyos b’o’otik.” şeklinde söylenir.

 

Klasik Maya’ da, bu top oyununa “pitz”, oyunu oynamaya ise “ti pitziil” deniliyordu. Oyun, voleybol topuna benzeyen ancak daha ağır bir kauçuktan yapılmış bir top ile oynanırdı. Baş kesme, bu top oyunu ile ilişkilendirilirdi. Bunun yanında oyunda kullanılan top yerine kafataslarının kullanıldığına dair söylentiler bulunuyor.

 

Mezo, Üç bin yıldan fazla bir zamandır oynanan bir Amerikan oyunu. Ulama adı verilen modern versiyonu, hala belli yerel bölgelerde oynanmaktadır. Top kortları değişik kültürel etkinliklerin, geleneksel törenlerin, müzik performansların ve oyunun kullanıldığı kamu alanlarıydı. İki tarafı rampalarla kapatılmış olan bu alan “I” harfi şeklindeydi ve küçük Maya şehirlerinde bile bulunmaktaydı.

 

Şu anda yedi milyondan fazla Mayalı kendi memleketlerinde yaşamaktadır. Bazıları eski kültürlerinden kalan bir çok özelliği taşımakta ve yaşatmakta iken, bazıları ise doğal olarak yaşadıkları modern kültürü benimsemiş ve kendilerini buna adapte etmişlerdir.

 

Ekolojik hipotezler ise, çevre felaketlerini, salgın hastalıkları ve iklim değişikliklerini gösterir. Bazı bilim adamları 200 yıllık yoğun kuraklığın Maya medeniyetini çökerttiğini ileri sürmektedir.

 

Çok iyi bilinmektedir ki, Mayalar, dini ve tıbbi sebepler yüzünden insanları kurban ederlerdi. Bilinmeyen ise , hala Mayaların kurban geleneğini devam etmeleridir.

 

Antik Maya’da önemli bir arınma merkezi olan ter banyosu, diğer bir deyişle “zumpul-ché” günümüzdeki modern saunalar gibi taş duvar ve tavanlardan oluşmaktaydı. Tavanda küçük bir açıklık bırakılırdı.

 

Diğer bir metod ise yeni doğan bebeklerin gözlerinin önüne belli objeleri sarkıtıp, ta ki çocuklar kalıcı olarak şaşı olana kadar objeleri sallıyorlarmış. Mayalar ile ilgili diğer bir gerçek ise çocukların isimlerine doğdukları günün ismini vermeleridir. Yılın her gününün hem kızlar hem de oğlanlar için belirli isimleri vardı ve ebeveynlerden de bu isimleri çocuklarına koyarlardı.

 

Sıcak kayalardan dökülen su, buhar oluşturur ve kirleri ter yolu ile atmayı sağlardı. Yeni doğum yapmış anneler tekrar vücutlarını canlandırmak için, hastalar ise hastalıklarını ter yolu ile atmak için saunayı kullanırlardı. Maya kralları da temizlenmek, arınmak ve yenilenmek için bu ter banyolarını kullanıyorlardı.


Mayaların bir değil, birbirine bağlanan bir çok takvimi vardır. Dünyanın sonunun geleceğine ilişkin efsanenin oluşmasına sebep olan takvim uzun sayım takvimidir. Maya mitolojisine göre, tabiri caizse, şu anda biz dördüncü dünyada veya yaradılış evresinde bulunuyoruz. Uzun sayım takvimine göre son yaradılış 12.19.19.17.19 da sona ermiştir.

Haberin etiketleri:

mayalar, meksika


Haber okunma sayısı: 235

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

shasta-dagi-ve-esrarengiz-kizilderililer

Shasta Dağı ve esrarengiz kızılderililer

04 Ağustos 2019 Pazar 21:12
mayalar-nasil-yok-oldu

Mayalar nasıl yok oldu?

12 Temmuz 2019 Cuma 11:59
3200-yillik-top-oyununda-futbol-izleri

3.200 Yıllık top oyununda futbol izleri

11 Nisan 2019 Perşembe 20:55

ÜLKE GÜNDEMİ

Devlet Tiyatrolarında yasaklanan oyun çok

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, 2002'den bugüne

İYİ Parti'den o iddialara açıklama

Son günlerde yapılan karşılıklı açıklamalarla parti içerisindeki demokrasiyi işleten İYİ Partililerden

Ne varsa paylaşmaya hazırız

Kurban Bayramı boyunca İstanbul’un birçok noktasında vatandaşlarla buluşan, devam eden projeleri inceleyen ve

Ebeveynlerin internetteki korkusu Siber zorbalık

Çocuklar teknoloji ile artık çok erken yaşta tanışıyor. Anne babaları en çok endişelendiren konuların

Denge ve denetimi biz sağlayacağız

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) yer alan İYİ

FETÖ'nün şirketleri, bakın kimlere yaradı

FETÖ bağlantılı olduğu gerekçesiyle el konularak TMSF'ye devredilen şirketlere AKP'li eski belediye

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL