15 Kasım 2019 Cuma

Hayvanların efendisi

hayvanlarin-efendisi

Antik sanat eserini rastgele inceleyen herkes, aynı kalıpların, sembollerin ve motiflerin dünya genelinde kullanıldığını fark eder."Bunlar Sadece bir tesadüf mü,yoksa değişik bölgelerde yaşasalar da eski kültürler düşündüğümüzden daha mı fazla bir birine bağlıydı?" sorusuna cevap vermek oldukça zor.Ayrıca antik sanata bakıp soru sormak için akademik ya da profesyonel bir arkeolog olmanız gerektirmez.
28 Ekim 2019 Pazartesi 19:42

 Bunlardan birçoğu, arkeologların “Hayvanların Efendisi” olarak adlandırdığı motiflerdir. “Hayvanların Efendisi”  “Hayvanların Metresi” veya "Potnia Theron" adını verdiği hayvan figürleri ile bezenmiş tarihi bulgulardır. M.Ö 4000 yıllarına uzanan bu bulguların özelliği, iki eliyle hayvan tutan  bir insan, tanrı yada tanrıça tasfirleridir 

 

Araştırmacı ve yazar Richard Cassaro'ya göre, bunlar “Tanrı Benliği” ikonu ve evrensel bilgiyi temsil ediyor. Benzer antik piramit yapılarıyla birlikte, bir birine benzeyen bu tür örneklerin dünyanın değişik bölgelerinde bulunması akla değişik soruların gelmesine neden oluyor 

 

Dünyanın değişik yerlerinde aynı dekoratif sembolizmin işlenmesi bir rastlantı mıydı, yoksa kimler tarafından organize edildiği bir türlü çözülemeyen bir iletişim biçimi miydi? Bunu çözmek ve bir iletişim biçimiydi demek mümkün değil. Bu semboller insanların hayal gücüyle yapıldı demekte mümkün değil. 



 

Değişik bölgelerde  bir birlerinden binlerce kilometre uzakta yaşayan insanların aynı hayalleri gördüğünü bu nedenle de aynı benzerlikteki motifleri yaptıklarını söylemek yanlış bir ifade biçimi olur.

 

Aslında bu sembolizmin gerçekten ne anlama geldiğini düşünmek gerekiyor. Yüzeysel olarak bu tasvirlerin kralları usta kahramanlar olarak göstermek için yapıldığını söyleyebiliriz. Bu fikir doğru gelmesede, bazı eski astronot teorisyenlerinin önerdiği gibi, tarım ve teknoloji hakkında bilgi edinerek daha yüksek zekası olan eski varlıkları temsil eden tasvirlere bakabiliriz

 

En eski örneklerden biri, 1961 yılında Çatahöyük'te bulunan oturmuş Kadını'dır . Pişmiş Neolitik kilden yapılmış olan seramik  eser  6000 BCE'de yapıldığı tespit edilmiştir. Yaygın olarak “Ana Tanrıça” olarak bilinir 

 

Çatalhöyük ve Ana Tanrıça

 

1950’lerin sonunda James Mellaart tarafından keşfedilen Çatalhöyük de Ana Tanrıça teorisinin gelişimine büyük katkıda bulunmuştur. Mellaart’ın 1961 ile 65 yılları arasında sadece 4 sezon kazarak gün ışığına çıkardığı duvar resimleri, kabartmalar ve figürinler, gerek arkeoloji dünyasında gerek arkeolojiye meraklı insanlar arasında büyük yankı uyandırmıştır.

 

Mellaart, Çatalhöyük betimlemelerini yorumlarken etnoarkeolojinin bölgesel devamlılık teorisini temel alır. Bölgesel devamlılığı şöyle tanımlayabiliriz: “Belirli bir kültürde ya da o kültürün yaşandığı coğrafi bölgede, bu bölgenin nüfusunda bir değişiklik olsun ya da olmasın, bölgeye has geleneklerde, değerlerde ve ideolojide zaman içerisinde devamlılık görülür.” Mellaart da bu yöntemi izleyerek Mezopotamya, Yakındoğu, Akdeniz, Ege ve Mısır mitleriyle Çatalhöyük arasında bir bağlantı kurmaya çalışır. Ona göre Çatalhöyük’te “her şeyin yaratıcısı Büyük Tanrıça” etrafında şekillenmiş bir din vardı. Özellikle duvar resimlerinde ve heykellerde görülen boğa betimi bu Yüce Tanrıçanın oğlunu, sevgilisini ya da kocasını temsil ediyordu. Mellaart’ın Çatalhöyük’te bir tanrıça kültünün varlığından bahsetmesi burada inanılan tanrıçanın “Ana Tanrıça” olduğu varsayımını doğurdu.

 

“Tapınaklardan birinde bir tahıl kabı, her iki tarafında iki leopar bulunan bir tahtta oturan 12 cm büyük bir kadın heykelinin bulunmasını normal karşılasak da heykelin yapılış biçimini normal karşılayamayız 

 

Çünkü heykel bugüne kadar bulunan kadın heykellerine benzemeyen bir çok özellik taşıyor. Bu özelliklerin en önemliside yeni doğum yapmaya başlayan bir kadının tasfir edilmesi ve doğmakta olan bir bebeğin kafasının görünmesi. İkinci bir özellik ise tahta oturarak doğum yapan kadının etrafındaki hayvan figürleri. Leoparlar, akbabalar ve boğalar 

                                              

Çatal Höyük Ana Tanrıça Oturan: Kafa bir restorasyon olduğunu, tarafından Anadolu Medeniyetleri Müzesi Nevit Dilmen  aracılığıyla Wikimedia Commons CC BY-SA 3.0

 

Motifin ilk tasvirlerinden bazılarını Eski Yakın Doğu ve Mezopotamya'nın silindir mühürlerinde görüyoruz . Aşağıda , koruyucu mezhep olan iki Mezopotamya lamassu'nu baskılayan Pers kralının bir Achaemenid mühür izlenimini görüyoruz .

 

“Achaemenid silindir contasının kilinde modern izlenim, 5.. cent. M.Ö.. Kanatlı bir güneş diski, iki yaygın Mezopotamya lamassu figürüne boyun eğen Pers kralını meşrulaştırıyor. İnce detaylı bir hurma ağacı (Phoenix dactylifera) sona ermektedir . ” Wikimedia Commons CC yoluyla Hjaltland Koleksiyonundan CC BY-SA 3.0


Aşağıdaki örnek, Irak'ın Mezepotamya bölgesindeki bir şehir devletinde bulundu. Arkeologlara göre MÖ 2600 yıllarına ait. Hayvanların tanrısı olan çıplak Enkidu eski Mezopotamya Gılgamış Destanı'nın merkezinde yer almaktaydı. Aşağıda bir başka mühürde görüldüğü gibi Enkidu, Shakkan'ı temsil edebilir . 




Ur'da bulunan harptan Koruyucu Üstat. 2600 tarihli BCE.via Pennsylvania Üniversitesi, Wikimedia Commons, kamu malı


BibleOrigins.net aracılığıyla mühürleyin


Günümüz İran'ın da, bu garip şekilli nesneyi MÖ 2500'den beri görüyoruz. Şekil, dünyanın dört bir yanında bulunan tarihi oymalar üzerindeki eski varlıkların ellerinde sıkça görülen nesneye benziyor. Nesneler bazen değişerek el çantası halini alsalar da anlatılmak istenen konunun aynı olduğu bir gerçek. Arkeologlar Hayvan figürleri ile eski el çantası figürlerinin bir bütünün iki ayrı parçası olarak düşünüyor.



Klorit, Jiroft kültürü Iran, ca. 2500 M.Ö. National  Ageuseumofiran tarafından Bronz Çağı I, Wikimedia Commons CC BY-SA 4.0


Tanrıların gizemli el çantası: Sümer, Amerika ve Göbekli Tepe'de tasvir edilmiştir.


Güney Asya'nın İndus Vadisi Medeniyeti üzerine yapılan araştırmalarda da  Sanskrit paśupati olan bir “Pashupati” veya Hayvanların Efendisi ortaya çıkıyor. Üç yüzlü oturan figür hayvanlarla çevrilidir.



 


“Indus Vadisi'ndeki Mohenjodaro arkeolojik sahasının kazılması sırasında keşfedilen mühür,“ yogi ”veya“ proto-Siva ”figürünün olası bir temsili olarak ortaya çıktı. Bu "Pashupati" (Hayvanların Efendisi, Sanskritçe paśupati) Mühür, hayvanlarla çevrili, muhtemelen Şehvet düşkünü.

olarak tasarlanmış bir figür  Her birinin yanında bu figürün üç yüzü vardır ve bu, dördüncü başın arkasına saklandığı dört başlı Brahma'nın yüzü olabilir. İki taraftaki uzun burun ve ağız geniş dudakları açıkça görülebilir. ”  Kamu malı


Şimdi ise Abydos, Mısırlı Gebel el-Arak Bıçağı adında ünlü bir fildişi ve çakmaktaşı bıçağına bir göz atıyoruz . Nesne, geleneksel bilgeliğe göre BCE yaklaşık 3300-3200 yıllarına kadar uzanır. Eski bir Mısır eserinde bi Sümer kralı figürünün bulunması araştırmacıları oldukça şaşırttı.Figür tanrı El'i, Meskiagkasher'i (İncil Cush), Uruk Sümer kralı'nı “bir savaşçı.”yı, yada “Hayvanların Efendisi”ni temsil edebilir. Ama kesin olarak hangini temsil ettiğini ise bulmak mümkün değil.


Çoban şapkasını kanıtladığı gibi, bir araştırmacı şöyle yazmıştır:


“Uruk kralının her zaman hayvanlarla çevrili olduğu anlaşılıyor. 'Uruk kralının ikonografisindeki hayvanların varlığı, Urak kralını çoban, sürünün ise Uruk halkı olduğu anlamına gelmektedir. Sümerce yazı hala icat edilme aşamasında olduğu için, Uruk kralı, çoban kral olduğunu göstermek için yazılı kelimeler yerine resimler kullanmak zorunda da kalmış olabilir 




Gebel el-Arak Bıçak fildişi tutamak (ön kısım detay) Wikimedia Commons üzerinden


Hem Mısır'dan hem de eski Mezopotamya'dan referans alan başka bir örnek ise Hayvanların Efendisi'ni gösteren bu altın kolyedir. M.Ö. 1700–1500 yıllarına ait olduğu düşünülen Mısır'a ait Minoan İngiliz arkeloglar tarafından yurt dışına kaçırılmış. Ve İngiliz Müzesi'nde sergilenmeye başlanmış. Altın kulyede tasvir edilen yılanların, Danimarka'daki Gundestrup kazı alanında bulunan bir eserde ortaya çıkması ise oldukça dikkat çekici


Hayvanların Efendisi'ni gösteren Mısırlaştırıcı altın kolye, Minoan, MÖ 1700–1500. Aegina Hazinesi. (British Museum) Paris, Fransa'dan Jean-Pierre Dalbéra tarafından Wikimedia Commons CC BY 2.0 üzerinden

 

Antik Yunanistan' da yazpılan kazılarda eskimiş fildişi üzerine işlenmiş “Hayvanların Metresi” veya Potnia Theron olarak temsil edilen kadın bir tanrıça bulundu.

 

Eskimiş fildişi sunu üzerinde Potnia Theron olağan duruş tanrıça Artemis Orthia temsili tarafından (Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi) Marsyas  aracılığıyla Wikimedia Commons CC BY-SA 2.5

 

Neredeyse 2.000 mil uzakta, 1891'de Danimarka'nın bir turba bataklığında  yapılan kazılar sırasında ,M.Ö 2. veya 1. yüzyıla yapıldığı tahmin edilen Demir Çağı dönemine ait gümüş bir kazan bulundu. Gundestrup adı verilen kazanın üzeride tıpkı diğer bölgelerde bulunan tarihi eserler gibi elinde yılan tutan bir adam motifi işlenmişti. Ama bu eseri diğerlerinden ayıran bir özellik vardı. Diğer eserlerin aksine çeşitli hayvan desenleriyle bezenmişti.

 

Gundestrup Kazasının Detayı Wikipedia CC BY-SA 3.0 ile Şekil Antler.

 

Aşağıdaki görünen Luristan bronzunun MÖ 1000 ile 650 arasında yapıldığı tahmin ediliyor. İran'ın batısındaki dağlık bir alanda yapılan kazılar sırasında bulundu. Oldukça karmaşık motifler olsa da arkeologlar atı, biti, ve yanağı temsil ettiği kanısındalar

 

Wikimedia Commons, CC0 aracılığıyla, yaklaşık M.Ö. 700 yıllarında “Master of Animals” motifli at bitkisi yanağı.

ANCİENT-CODE

çeviri ve düzenleme: Bayram Alacatlı



Haber okunma sayısı: 425

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

nuhun-gemisi-nerede-karaya-oturdu

Nuh’un gemisi nerede karaya oturdu?

12 Kasım 2019 Salı 21:24
dunya-disi-genetik-deneyler

Dünya dışı genetik deneyler

10 Kasım 2019 Pazar 19:29
dunyanin-en-korkunc-hastanesi

Dünyanın en korkunç hastanesi

07 Kasım 2019 Perşembe 16:52
antik-iskeletlerde-sakli-10-gizem

Antik iskeletlerde saklı 10 gizem

03 Kasım 2019 Pazar 18:12
kap-dwa-efsaneleri-gercek-mi

Kap Dwa efsaneleri gerçek mi?

29 Ekim 2019 Salı 20:28

ÜLKE GÜNDEMİ

Deprem hakkında doğru bilinen 6 yanlış

Sismik açıdan oldukça aktif bir ülke olan Türkiye, deprem kuşağında bulunuyor ve yüz ölçümünün %42’si

Nafaka sınırlandırmasına kadınlardan tepki

Nafaka Hakkı Kadın Platformu, Nafaka Hakkının Sınırlandırılması ve Çocuk İstismarcılarına Af Getirilmesi

Çocukların tek ilacı eğitim

CHP Kayseri Milletvekili, TBMM Down Sendromu, Otizm ve Diğer Gelişim Bozuklukları Araştırma Komisyonu üyesi

İnsanların vicdanına sözcülük ediyoruz

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Cumhuriyet Üniversitesinin 4 Eylül Kültür Merkezi'nde düzenlenen

ABD'ye bence eksik bile gitmişler.

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, İstanbul

'Medeniyet' denilen şey kadınları katlediyor

HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyerek

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL