16 Ocak 2021 Cumartesi

Antik dünyanın on muhteşem hazinesi

antik-dunyanin-on-muhtesem-hazinesi

Yüzyıllar boyunca, insanlar kayıp hazineleri bulmak için çaba harcasalarda, kimileri yıllarca aramasına rağmen tek parça hazine bulamazken, bazıları da tesadüfen kadim hazineleri buldular. Biz de sizler için Antik dünyanın on muhteşem altın hazinesi derledik.
22 Aralık 2020 Salı 22:32

 Hazine arama hikayelerinin çoğunun mutlu sonları olduğu gibi mutsuz sonlarıda var. Bulunan paha biçilmez hazinelerin bir bölümü müzelerde sergilenirken, bir bölümüde mezar mezar hırsızları tarafından kara borsada antikacılara satıldı. 

 

Nuestra Senora de Atocha, Deniz Altındaki Bir Hazine - Florida, ABD

 

Yirmi gemiden oluşan Tierra Firme filosu, 4 Eylül 1622'de İspanya'ya gitmek üzere Küba'nın Havana limanından ayrıldı. Bu gemiler mürettebat, askerler ve yolcularla birlikte, Orta Amerika'da hüküm süren bir imparatorluğun silah zoruyla alınmış zenginliğini taşıyordu. 



 

Ertesi gün, filo Florida boğazlarına girerken bir kasırgaya tutuldu. Gemicilerin bütün uğraşmalarına rağmen kasırga ertesi sabah gemilerden sekizini okyanusun içine gönderdi. 

 

Nuestra Senora de Atocha (“Atocha Meryem Ana”) da batan gemilerin arasındaydı. Atocha'yı korumakla görevli olan Almirante (arka koruma) isimli ağır silahlı bir kalyonda Atocha Atocha'nın kaderini paylaşmıştı. 

 

Atocha, Kolombiya, Peru ve Güney Amerika'nın diğer bölgelerinden silah zoruyla toplanan 1038 külçe halinde 24 ton gümüş, 180,00 peso gümüş para, 582 bakır külçe, 125 altın külçe ve disk, 350 sandık indigo, 525 balya tütün, 20 bronz top ve 1.200 pound gümüş eşya taşıyordu. 

 

İspanyol kurtarıcılar Nuestra Senora de Atocha'yı 60 yıl aradılar, ancak bulamadılar.  

 

bir tavuk çiftliği sahibi olan Mel Fisher'de Atocha'yı ve hazinesini bulmak adeta saplantı haline gelmişti. Mel Fisher 1969 yılında başlattığı arama çalışmalarını 16 yıl boyunca sürdürmeye devam etti. Derin dalgıçlıkta usta haline gelen Mel Fisher  Nuestra Senora de Atocha'yı ve içindeki hazineyi bulmayı başardı. 

 

Yaklaşık yarım milyar dolar değerinde ki paha biçilmez eserler yüzeye çıkarıldı. bu buluntu şimdiye kadar gemi enkazlarında bulunan hazinelerin en değerlisiydi. 

 

Atocha'dan çıkartılan eserler şimdi Mel Fisher denizcilik Mirası Derneği'nin Florida'daki koleksiyonunun bir parçası olarak sergileniyor.

 

Stonehenge yakınlarındaki Bush Barrow Mezarında bulunan Bronz Çağı Hazineleri - İngiltere

 

1808'de İngiltere'nin en eski profesyonel arkeologlarından biri olan Williamunnington, 'Stonehenge Kralı'nın taç mücevherleri olarak bilinen hazineyi keşfetti. 

 

Williamunnington Sinsiton, bugün Bush Barrow olarak bilinen Stonehenge'den sadece 1,6 km uzaklıkta, 4000 yıllık büyük bir Bronz Çağı höyüğünün içinde süslü mücevherler, pelerini sabitleyen altın bir baklava ve karmaşık bir şekilde dekore edilmiş bir hançer buldu.

 

Hançer milimetrenin sadece üçte biri genişliğinde 140.000 kadar küçük altın çiviyle süslenmiş etrafı insan saçından biraz daha kalın olan son derece ince altın tel ile sarılmıştı. Telin ucu daha sonra bir saplama başlığı oluşturmak için düzleştirilmiş ve daha sonra başın sadece bir milimetre altından çok keskin bir çakmaktaşı veya obsidiyen tıraş bıçağıyla kesilmişti. Bu hassas prosedür daha sonra kelimenin tam anlamıyla on binlerce kez tekrarlanmıştı.

 

Daha sonra, saplamaları konumlandırmak için hançer sapında küçük delikler açılmış ve saplamaları yerinde tutmak içinde yüzeyi ağaç reçinesi ile kaplanmıştı. Yapılan hesaplamalara göre, bu hançeri oluşturmak için yaklaşık 2.500 saat çalışılmıştı.

 

Malagana Hazinesi: Yağmalanmış Kayıp Bir Medeniyet, Altın ve Açgözlülük - Kolombiya

 

1992 yılında, Kolombiya'nın Cauca Vadisi'nde bulunan şeker kamışı çiftliği çalışanı, Hacienda Malagana'daki tarlayı traktörle sürerken aniden meydana gelen bir çukura traktörle beraber saplandı. İşçi traktörü çukurdan çıkartmaya çalışırken, toprağın içinde parlamakta olan bir nesneyi farketti. Parlayan nesneyi topraktan çıkartmaya çalışırken, hayatının şokunu yaşadı. Çıkartmaya çalıştığı parlak nesnenin etrafında, altın maskeler, kol bantları, mücevherler ve diğer değerli metaller bulunuyordu. Kısa süre sonra tarlalara gömülü bir hazine olduğunu öğrenen diğer çalışanlar ve yerliler de ona katıldı ve bir yağma çılgınlığı başladı. Ekim ve Aralık 1992 arasında, "Malagana Altına Hücum" olarak tanımlanan olayda yaklaşık 5000 kişinin Hacienda Malagana'ya giderek tarlalarda bulunan altınları yağmaladığı tahmin ediliyor

 

Yaklaşık dört ton Kolomb öncesi eserlerin bölgeden çıkarıldığı ve trajik bir şekilde eritildiği veya koleksiyonculara satıldığı tahmin ediliyor. 

 

Bu yağma sürecinde yüzlerce mezar kazılarak tahrip edildi. Bogota'nın Museo del Oro'sun, yağmalanan altın nesnelerin sadece 150 parçasını 500 milyon peso (300.000 USD) ödenerek 1992'nin sonlarında alarak müzede sergilemeye başladı

 

Ne yazık ki, Hacienda Malagana'daki yağma 1992'den sonrada devam etti (sayıları azalmış olsa da) ve 2012 gibi yakın bir tarihte dahi kaçak kazı işleminin sürdüğü tesbit edildi. 

 

Eberswalde Hazinesi: Bronz Çağı Altın Hazine Hazinesi - Almanya


Eberswalde Hazinesi, 1913 yılında Almanya'nın Berlin kentinin kuzeydoğusundaki bir kazıda ortaya çıkarılan hazine ülkenin en paha biçilmez hazinelerinden biridir ve tarih öncesi en büyük altın koleksiyonu olduğu söylenir. Şimdiye kadar Almanya'da 60 tel kollu spiral, sekiz altın kase ve bir altın külçe dahil 81 antik altın bulundu. Bu nesnelerin toplam ağırlığı ise yaklaşık 2,6 kg . Bu hazinelerin MÖ 11. veya 10. yüzyıla ait olduklarına inanılıyor.


Eberswalde Hazinesi'nin orijinal amacı veya kullanımı belirsizdir, ancak bir bilim insanı onun kutsal nesnelerin bir birleşimi olduğunu öne sürmüştür. Örneğin, Bronz Çağı boyunca vazoların en yaygın kutsal sunu türü olduğu ileri sürülmüştür. Eberswalde hazinesinin, Villena Hazinesi'ne benzerliği nedeniyle İber Yarımadası'nda ortaya çıkan, Villena tipi olarak bilinen kuyumcuya ait olduğuna inanılıyor. Hazine şu anda Rusya'da bulunuyor ve Almanya onu geri almaya çalışıyor.


Priam Hazineleri: Efsanevi Truva Şehrinden Altın Zenginlik - Türkiye


Truva’yı ve Truvalıları bugünkü şöhretine kavuşturan önemli isim, Alman bir tüccar olan Heinrich Schliemann idi.


Anadolu toprakları, tarihin ilk çağlarından itibaren pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış olması sebebiyle bünyesinde pek çok hikaye barındırıyor. Bunun en bilinen örneklerinden birisi de Homeros’un İlyada Destanı’nda anlattığı Truva savaşları.


Truva’yı ve Truvalıları bugünkü şöhretine kavuşturan önemli isimlerden birisi ise Alman bir tüccar olan Heinrich Schliemann oldu. Tartışmaların odağında olan bu isim, bugün büyük bir kaçakçı olarak anılırken, yaşadığı yıllarda batılı tarih anlayışının kanlı canlı bir örneği idi.


Truva kentini keşfetmesi ve bulduğu hazineleri kaçırması, Anadolu topraklarının özellikle Alman ve İngiliz araştırmacılar tarafından talan edildiği 1800’lü yıllara denk düşüyor.


Schliemann’ı diğerlerinden farklı kılan özelliği ise, inanç olabilir. Yabancı araştırmacıların dönemin Osmanlı coğrafyasında yaptığı kazılar, bir amaca yönelik olmaktan ziyade ne bulurlar ise götürmek üzerine kuruluydu. Schliemann’ın ise tek bir amacının olduğu söylenir. O amaç ise, Homeros’un anlatılarında geçen Antik İlion (Truva) kentini bulmaktı.


Priamos’un hazinesi


Truva antik kentinin Hisarlık Tepe’de olduğuna inanan Schliemann, 1871 yılında Osmanlı Devleti’nden izin alarak Hisarlık Tepe’deki höyükte çalışmaya başladı.


Kazının başlamasının üzerinden iki yıl geçtiğinde, surların arasında bulduğu altın eşyaların Priamos’un hazinesi olduğuna inandı. Günlüğüne eşi Sophia’nın yardımı olmasaydı eserleri asla götüremeyeceğini yazan Schliemann’ın, eserleri Yunanistan’a kaçırmasıyla bitmeyen yolculuk başlamış oldu.


Eserlerin yolculuğu


Yunanistan’da Osmanlı makamlarının kendisine dava açtığını öğrendikten sonra Rusya’ya giden Schliemann’ın niyeti, eserleri Rusya’da bırakmaktı.


Ancak Rus Çarının çalıntı eserleri kabul etmemesi üzerine Almanya’ya dönmek zorunda kaldı. Schliemann’ın eserleri ısrarla Osmanlı topraklarından kaçırmaya çalışması ise ancak dönemin zihniyeti ile açıklanabilir bir durum. Batının yayılmacı ve saldırgan ekonomi-politiği, tarihi olgulara yaklaşımını da etkiledi. Özellikle köklerini Antik Yunan’da arayan Avrupalılar için ise Anadolu topraklarının tarihinde hak iddia etmek normaldi.


Napolyon’un Mısır seferinden sonra Fransa’ya getirdiği eserleri aslında koruduğunu düşünmesi, bu anlayışın en bilinen örneklerinden biri.  Schliemann, bu anlayışla yetişen bir Avrupalı olarak muhtemelen doğru olanı yaptığını düşünüyordu. Fakat adını tarihe, Truva antik kentini keşfeden kişi ve meşhur bir tarihi eser kaçakçısı olarak yazdırdı.


Hayvanat bahçesindeki antik hazine


Bu eserleri antik çağlarda kullanan her kim ise, taktığı takıların ülkeden ülkeye göç edeceğini, büyük bir dünya savaşında ganimet olarak verileceğini ve hakkında binlerce yıl sonra bile araştırmalar yapılacağını tahmin edemezdi.


Schliemann ile başlayan yolculuğun yeni rotası ise Berlin’de bir hayvanat bahçesi oldu. Büyük bir kıyıma sebep olacak II. Dünya Savaşı başladığında, eserlerin yeni yeri korunaklı olması nedeniyle hayvanat bahçesiydi. Kızıl Ordu’nun Berlin’e girmesiyle hayvanat bahçesinde bulunan eserler SSCB’ye savaş ganimeti olarak götürüldü. SSCB’ye götürülen eserler, hazinenin tamamını içermiyordu. Dünyanın dört bir tarafına yayılmış bir durumdaydı.


SSCB, Truva hazinesinin devlet malı olduğuna dair yasayı Gorbaçov’un veto etmesine rağmen çıkardı. Böylece Rusya’da olan hazinenin bir kısmının Türkiye’ye iade edilmesinin yolu kapandı. Günümüzde Rusya’da bulunan hazinenin bir kısmı Puşkin Müzesi’nde sergileniyor.


Agamemnon'un Altın Ölüm Maskesi - Yunanistan

 

Efsanevi Truva'nın gerçek yerini keşfetmiş olan Heinrich Schliemann'ın bir sonraki projesi, Truva Savaşı sırasında Yunan kuvvetlerine liderlik eden Miken kralı Agamemnon'un son dinlenme yerini keşfetmekti. Schliemann'ın ikinci hedefine ulaşıp ulaşmadığı konusunda tartışmalar olsa da, bu süreçte kesinlikle başka bir etkileyici keşif yaptı - 'Agamemnon Maskesi'.

 

Schliemann maskeyi 1876'da " Grave Circle A, Mycenae " sitesinde Grave V olarak adlandırılan bir mezar boşluğunda beş mezar buldu . Mycenae'deki kraliyet şaft mezarlarında bulunan beş maskeden üçü Mezar IV'te, ikiside Mezar V'de bulundu. Mezar III'te bulunan iki çocuğun yüzleri ve elleri altın varakla kaplıydı. Maskelere gözler için deliklerde açılmıştı. Tamamen altınla kaplanmış olan maskeler cenaze törenleri için tasarlanmıştı. Mezarlarda bulunan Altın ve özenle işlenmiş eserlerin miktarları şeref, zenginlik göstergesiydi. 

 

Agamemnon Maskesi, Mycenae'deki kuyu mezarlarındaki cesetlerden birini süslüyordu. Schliemann, bunu Truva Savaşı'nın gerçekten olduğuna dair kanıt olarak gösterdi. 

 

Agamemnon'un maskesi, oldukça kalın altın levhadan oluşturulmuştu. Altın ısıtıldıktan sonra dövülerek plaka haline getirilmiş ve ayrıntılar daha sonra keskin bir aletle düzenlenmişti. 

 

 Beş altın maskeden sakallı bir adamı gösteren tek maske buydu, dolayısıyla Schliemann onun Agamemnon'a ait olduğu sonucuna vardı. 

 

Alandaki keşiflerinin ardından Schliemann, bulduklarını Yunanistan Kralı George'a haber verdi. Krala gönderdiği  telgrafta "Agamemnon'un yüzüne baktım" ifadelerini kullanmıştı. 

 

Yunanistan Kralı George'a gönderilen başka bir telgrafta ise gururla “Majestelerine, Pausanias tarafından ilan edilen geleneğin Agamemnon, Cassandra, Eurymedon ve arkadaşlarının mezarları olduğunu belirttiği mezarları keşfettiğimi büyük bir sevinçle duyuruyorum. hepsi bir ziyafette Clytemnestra ve sevgilisi Aegisthos tarafından öldürüldü. " demişti

 

Schliemann daha sonra oğluna efsanevi kralın adını versede, hayatının sonlarına doğru, maskenin gerçek sahibiyle ilgili şüpheleri olduğunu kabul ederek "Demek bu Agamemnon değil ... bunlar onun süsleri değil mi? Tamam, ona Schulze diyelim."  demişti

 

Schliemann'ın keşfi gerçekten dikkate değer olsa da, Agamemnon'a ait olup olmadığı bir tartışma konusu olmaya devam ediyor.

 

İnanılmaz Staffordshire Anglo-Sakson Altın İstifi - İngiltere


5 Temmuz 2009'da amatör hazine avcısı Terry Herbert, İngiltere'nin Staffordshire kentindeki Hammerwich köyündeki tarım arazilerini aramak için bir metal dedektörü kullanıyordu. Metal dedektörü metal bir nesne bulduğunu işaret ettiğinde küçükte olsa değerli bir maden bulduğunu düşündü. 


Terry Herbert, beş gün boyunca kazdığı yerden, 244 torbayı dolduracak kadar altın nesne çıkardı. Bulunduğu alanın tarihi öneme sahip olması gerektiğini düşünerek yerel yetkililerle temasa geçti. 


Kısa bir süre sonra, Birmingham Arkeolojisi müzesi Terry Herbert'in altın bulduğu tarlayı, dağılmış olabilecek tüm tarihi nesneleri kurtarma umuduyla kazmaya başladı. 30 fit'e 43 fitlik bir alanı kaplayan bu kazı sırasında 5 kilogram (11 pound) altın ve 1.3 kilogram (2.9 pound) gümüş dahil olmak üzere 3.500'den fazla parça bulundu.


Bulunan parçalar, Kraliyet mülkü olarak ilan edilinceye kadar Birmingham Müzesi ve Sanat Galerisi'nde sergilendi. Araştırmacıların çoğu, parçaların MS 7. yüzyıla ait olma eğiliminde olduğu konusunda hemfikirdir, ancak bunların ne zaman gömüldükleri veya hangi amaçla saklandıkları henüz bilinmemektedir.


Varna Adamı ve MÖ 5. Binyılın En Zengin Mezarı - Bulgaristan


1970'lerde, Bulgaristan'daki arkeologlar, günümüz Varna kenti yakınlarında şimdiye kadar keşfedilen en eski altın eserleri içeren, MÖ 5. yüzyıldan kalma geniş bir Bakır Çağı nekropolüne rastladılar. Ancak, bulgunun gerçek önemini kavramasalarda, nekropolünede yapılan kazılarda Mezar 43 olarak numaralan mezarın içinde yüksek statülü bir erkeğin kalıntıları ve akıl almaz hazinesi bulununca arkeologlar şaşkınlıklarını gizleyemedi. 43 nolu mezarda o dönemde dünyanın geri kalanından daha fazla altın bulundu.


Yaklaşık 7000 yıl önce Karadeniz göllerinin kıyısında ortaya çıkan Varna kültürü, Bulgaristan'ın küçük bir köşesinde ortaya çıkan ve tarihin sayfalarında hızla kaybolan küçük ve önemsiz bir toplum değildi. Aksine, inanılmaz derecede gelişmiş bir medeniyetti ve altın eserler üreten ilk bilinen kültürdü.


Varna'nın eski uygarlığının ilk kanıtı, çakmaktaşı, kemik ve kilden yapılmış aletler, kaplar ve figürinler şeklinde geldi. Sonra dünya çapında manşetlere çıkan inanılmaz bir tesadüfi keşif gün ışığına çıktı. 


Ekim 1972'de, ekskavatör operatörü Raycho Marinov muazzam altın zenginlikleri içeren geniş bir Bakır Çağı nekropolüne rastladı. Nekropolde 300'den fazla mezar ortaya çıkarıldı ve aralarında toplam ağırlığı 6 kilogram olan altından yapılmış 3.000'den fazla eşya da dahil olmak üzere 22.000'den fazla zarif eser bulundu. Mezarlarda bulunan diğer değerli kalıntılar arasında bakır, yüksek kaliteli çakmaktaşı, taş aletler, mücevherler, Akdeniz yumuşakçalarının kabukları, çanak çömlek, obsidiyen bıçaklar ve boncuklar vardı.


İskit Mezar Höyüğündeki Gizli Oda, Uyuşturucu Yakıtlı Ritüellerin Altın Hazinesini Ortaya Çıkardı - Rusya

 

2013'te, Rusya'nın Strovopol kenti yakınlarındaki eski bir İskit mezar höyüğünde gizlenmiş gizli bir odada esrar ve afyon izleriyle beraber altınlardan oluşan bir hazine keşfedildi. Yüzyılda ortaya çıkartılan altın eserler ve uyuşturucular, Yunan tarihçi Herodot tarafından kronikleştirilen antik ritüellere ve savaşlara işaret ediyordu.

 

İskit kurganı veya mezar höyüğü, Güney Rusya'nın Kafkas Dağları'nda elektrik hattı çekilmesi sırasında ortaya çıkarıldı. Sitenin bir zamanlar yağmalanmış olduğu ve içinde pek bir şeyin bulunmadığı varsayıldı. Ancak arkeologlar, uzun süre yapılan kazılar sonunda 2.400 yıl öncesine ait gizli bir oda keşfettiler. Odanın içine girildiğinde odanın içinde iki kova veya vazo şeklindeki kaplar, yüzükler, boyun halkaları, bir bilezik ve üç altın bardak dahil olmak üzere  katı altın nesneler buldular. nesneler son derece ayrıntılı ve dramatik sahnelerle dekore edilmişti. Hayvanlar ve insanlar arasında meydana gelen bir savaş tasvir edilmişti. Görüntüler o kadar karmaşık bir şekilde işlenmiştir ki, silah, giysi ve gerçeğe yakın saç kesimi gibi ayrıntıları kolayca görmek mümkündü

 

Kriminologlar, altın kapların içinde bulunan siyah bir kalıntıyı analiz ettiler. Ve kapların içinde bulunan siyah nesnelerin afyon ve esrar olduğu doğrulandı

 

Mochican Savaşçı Rahip Sipan Lordu'nun Mezarından Hazineler

 

1987 yılında, Peru'nun kuzey kıyısındaki Sipán yakınlarındaki Huaca Rajada arkeolojik alanında, önceden keşfedilmemiş Moche kültür mezarlarından oluşan muazzam bir kompleks ortaya çıkarıldı. Mezarlardan birisi göz kamaştırıcı hazineler arasına gömülmüş bir Mochikalı savaşçı rahip olan El Señor de Sipán'a (Sipán Efendisi) aitti.

 

Ortasına ahşap bir lahit yerleştirilmiş 5 metreye 5 metre mezarlar bulundu.Bu mezarlar türünün Amerika'da bildirilen ilk örneğiydi. Tabutun içinde, tam kraliyet kıyafeti giymiş bir adamın kalıntıları, öbür dünyasında ona eşlik edecek çok sayıda adakla çevriliydi.  El Señor de Sipán'ın mezarında bulunan regalia ve ikonografik tasvirlerinin analizi, bu adamın yüksek rütbeli bir Moche savaşçı-rahibi ve Lambayeque vadisinin seçkin bir hükümdarı olduğunu gösteriyordu.

 

Elit lider, altın, gümüş ve bakır takılar ve süslemelerle süslenmiş olarak bulundu; Liderin Üzerinde tüyleri olan devasa bir hilal başlığı, bir yüz maskesi, yüzlerce deniz kabuğu boncuktan oluşan göğüs örtüsü, kolye, burun halkaları, küpeler, bir altın ve gümüş asa, pamuklu kumaş üzerine dikilmiş yaldızlı metal pankartlar ve savaşçıların kostümlerinin arkasına tutturulmuş trapez biçimli dövülmüş altından iki arka kanat, Kolyeler, Moche için önemli bir gıda maddesi olan mani (yer fıstığı) şeklinde altın ve gümüş boncuklar yer alıyordu. Sağ tarafta erkekliği ve güneş tanrısını simgeleyen altından yapılmış on çekirdek, sol tarafta ise dişiliği ve ay tanrısını temsil eden gümüşten yapılmış on çekirdek vardı. Ayrıca Sipán Lordu'nun yanında tropikal deniz kabukları gibi birçok tören malzemesi de gömülmüştü. Gümüş ve altın çıngıraklar, bıçaklar, altın ölüm maskeleri, insan kafalarını kesen bir tanrıyı gösteren altın çanlar, diğer üç başlık ve yüzlerce boncuk. Öbür dünyada ona eşlik etmesi için Sipán Lordu ile birlikte toplam 451 altın, gümüş, bakır, tekstil ve tüy objesi gömülmüştü.

 

Yazan:Nisan Holloway

Kaynak:ANCİENT-ORİGİNS

Düzenleme:Bayram Alacatlı

 

Haberin etiketleri:

hazine, antik


Haber okunma sayısı: 3327

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

zehir-kralicesi-giulia-tofana

Zehir kraliçesi Giulia Tofana

14 Ocak 2021 Perşembe 17:37
antik-dunyanin-7-cilgin-hukumdari

Antik dünyanın 7 çılgın hükümdarı

04 Ocak 2021 Pazartesi 19:17
longyou-magaralarinin-on-gizemi

Longyou mağaralarının on gizemi

25 Aralık 2020 Cuma 15:38
antik-dunyanin-on-muhtesem-hazinesi

Antik dünyanın on muhteşem hazinesi

22 Aralık 2020 Salı 22:32
robotiklerin-babasi-ismail-el-cezeri

Robotiklerin babası İSMAİL EL CEZERİ

15 Aralık 2020 Salı 19:51

ÜLKE GÜNDEMİ

Erdoğan'dan gelecek için pembe tablo

Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK Yönetim Kurulu üyelerini kabulünde yaptığı konuşmada, “Ülkemizin ve

İnternet arama motorlarından kayıt nasıl silinir

Kişisel veri konusunun en çok konuşulduğu bu dönemde, kendimize ait herhangi bir bilgi ya da fotoğrafı arama

Kasım ayında ihracat ve ithalat arttı

İstanbul’da, Kasım ayında, 12.7 milyar dolar ithalat, 7.9 milyar ihracat gerçekleşti; hem ihracat hem de ithalat

CHP'den 'sen varsan biz varız' kampanyası

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın

WhatsApp ve Ötesi

İstinye Üniversitesi tarafından düzenlenen WhatsApp ve Ötesi adlı online konferansta, WhatsApp’ın

HKP Erdoğan'ın lise diplomasını sordu

Halkın Kurtuluş Partisi, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın lise diploması için Eyüp Lisesine

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL