18 Şubat 2018 Pazar

Hormonlu büyüme

hormonlu-buyume

Prof. Dr. Erinç Yeldan “Dışarıdan sağlıksız bir şekilde pompalanan sıcak para girişine, içeride ise yurttaşların ve kamunun borç stokunun artmasına dayanan yapay teşviklerle uyarılmış bir büyüme dalgasına” işaret ediyor
12 Aralık 2017 Salı 08:27

 Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Türkiye ekonomisinin Temmuz-Ağustos-Eylül dönemini kapsayan üçüncü çeyrekte beklentilerin de üzerinde bir şekilde yüzde 11.1 oranında büyüdüğünü açıklaması, ekonomik veriler hesaplama yöntemleriyle ilgili tartışmayı bir kez daha gündeme getirdi. Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Yeldan, dışarıdan sağlıksız bir şekilde pompalanan sıcak para girişine, içeride ise yurttaşların ve kamunun borç stokunun artmasına dayanan yapay teşviklerle uyarılmış bir büyüme dalgası ile karşı karşıya bulunulduğuna dikkati çekerek,”Hormonlandırılmış bir büyüme dalgası var” değerlendirmesi yapıyor. Yeldan, 1993 ve 2000’de yaşanan benzer büyüme dalgalarının ardından yaşanan krizlere dikkati çekiyor. Prof. Dr. Yeldan’ın sorularımıza verdiği yanıt büyüme rakamlarının arka planını da gözler önüne serdi.

 

»Üçüncü çeyrek için yüzde 11.1 olarak açıklanan büyüme oranı inandırıcı bulunmadı ve tartışma yarattı. Sizin değerlendirmeniz ne bu konuda?

 

Türkiye ekonomisi, son 20 senedir daha da şiddetli, 1989 sermaye hareketlerinin serbestleştiği dönemden yani açık ekonomi olduğu dönemden başlayarak yurt dışarıdan sermaye girişleri olduğu zaman büyüyen, sermaye girişlerinin temposu yavaşladığında da küçülen, sermaye çıkışı olduğu zaman da doğrudan krize giren bir ekonomi görünümünde. Cari işlemler açığının 12 aylık birikiminin 41 milyar dolara ulaştığı Türkiye ekonomisinde kayıtsız, kalitesiz, net hata ve noksanda bile yer almayan bazı sermaye hareketlerinin doğrudan doğruya denetim altına aldığı bir döneme ilişkin hızlı bir büyüme var. Yaz ayları genelde dolar kurunun göreceli olarak düşük seyrettiği aylardı. Bu dönem içerisinde Türkiye ekonomisinin yüksek büyüme hızı almasının doğal karşılanması gerekiyor. Ancak bir sene önce, 15 Temmuz Darbe Girişimi ve izleyen siyasal çalkantı döneminin yansıması olarak Türkiye ekonomisi geçen senenin eş değer üçüncü çeyrek döneminde daralmıştı. Dolayısıyla bu düşük baz etkisine dayanarak büyüme çok daha yüksek çıktı. Varmak istediğim nokta şu, kişisel olarak çok beğenmesem de, mevsimsel etkilerden arındırılmış büyüme rakamlarına bakmamız gerekiyor. Türkiye’nin son bir yılını bir önceki eşdeğer döneme görece değil, çeyrek dönemler itibari ile teker teker bakmamız gerekiyor. Mevsimsel etkilerden arındırılmış olarak.



 

»O zaman nasıl bir tablo ile karşı karşıya kalıyoruz?

Bu yılın üçüncü çeyreğini mevsimsel etkilerden arındırılmış bir şekilde, ikinci çeyrekle birinci çeyrekle ve 2016’nın dördüncü çeyreği ile teker teker karşılaştırmamız gerekiyor. Bu çok daha anlamlı. Çünkü üçüncü çeyrekten üçüncü çeyreğe baktığınız zaman baz etkisinden arındırılmış bir analiz yapmamıza olanak yok. Böyle baktığımız zaman örneğin GSYH üçüncü çeyrek dönem itibari ile yani bir dönem önceki çeyrek dönem itibari ile yüzde 1.2 büyümüş gözüküyor. İkinci çeyrekte bu rakam 2.2, bunlar TÜİK’in 10 No’lu tablosundan aldığım veriler. Birinci çeyrekte 1.6, 2016’nın dördüncü çeyreğinde ise 4.9. Yani Türkiye ekonomisi son dört çeyrektir çeyrek dönem hızları itibari ile mevsimsel etkilerden arındırılmış şekilde sırasıyla 4.9, 1.6, 2.2, 1.2 olarak aslında düşen hıza sahip. Sanayi sektöründe aynı rakamlar sırasıyla 2016’nın dördüncü çeyreğinden başlayarak 8.5, 1.1, 3.0, mevcut dönemde -1.3’tür. Yani çeyrek dönemde büyüme hızı, Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte ikinci çeyreğe göre -1.3 küçülmüş durumdadır. İnşaata bakıyorsunuz 4.6, 1.5, 5.7, 5.4. Yani Türkiye ekonomisi çeyrek dönem itibari ile mevsimsel etkilerden arındırılmış olarak inşaata dayalı büyümesini sürdürüyor. Mevcut rakamlarla 15.2 diye ilan edilen yıllık büyüme rakamını mevsimsel etkilerden, baz etkisinden arındırdığınız vakit aslında -1.3’lük bir küçülmeye tekabül ediyor.

 

»Açıklanan rakamlarla uyuşmayan bir tablo ortaya çıkıyor yani.

Ortada bir büyüme var kuşkusuz. Bu büyümenin niteliğinin sağlıksız olduğunu defalarca söylüyoruz. Türkiye 1993’te de böyle bir büyüme dalgası yaşadı. Daha sonra 2000’de yaşadı. 1993’te dışa açılan bir ekonomiydik, Türk Cumhuriyetlere örnek olan büyük bir önder lider ekonomiydik, 94 krizi oldu. 2000 yılında başarı ile IMF programını izleyen, enflasyonu en hızlı düşüren ekonomiydik, kriz geldi. Şimdi tekrardan “dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasındayız istikrarlı büyüyoruz, Türkiye’nin geleceği açık, dünya bizi kıskançlıkla izliyor vs.”… Bunların arkasından sağlıksız bir şekilde pompalanan dış sıcak para girişlerine dayalı içeriden de gerek hane halkının borçlanması gerek kamunun borç stokunun artmasına dayanan yapay teşviklerle uyarılmış büyüme dalgası var. Dışarıdan gelen sıcak para, içeride de bütçe dengelerini sarsıcı şekilde teşviklendirilmiş hormonlandırılmış bir büyüme dalgası var.

 

»“Hormonlu büyüme” olarak nitelenen bu tablo sürdürülebilir mi?

Bundan önceki saman alevi gibi sıçramalı büyüme dalgalarından bağımsız farklı bir görünüm yok. Bundan sonra ne olacağını da biliyoruz. Ekonomi düşerken büyüme rakamı daha küçüktür. Küçülmüş bir ekonominin büyümesi olduğundan çok daha büyük tedirginlikte rakam verir. Mevsimsel etkilerden arındırmak gerekir. Geçen senenin Temmuz ayında gelen üçüncü çeyrek baz etkisini arındırmak lazım. Bunu yaptığınız zaman Türkiye ekonomisinin aslında çeyrek dönemler itibari ile düşen bir tempoda büyüdüğünü ve büyüme temposunun aslında düştüğünü görüyoruz. Hâlâ büyümeyi sürükleyen olgunun da inşaat sektörü olduğunu inşaat sektöründeki durgunluk ve aşırı arz fazlasının da Türkiye ekonomisinin başına çok ciddi sorunlar yaratacağını biliyoruz.

 

»Geleceğe ilişkin bir kriz iddiası dolaşırken aslında inşaat sektörü çok önemli bir risk olarak değerlendiriliyor.

İnşaat sektörü, sanayi ve tarım sektörü gibi değil. İnşaat ithalata bağımlı bir sektör. Çoğunlukla ithalattan oluşan elektrik aksamı ile içindeki aksamı ile... Döviz kazandırıcı olmayan bir faaliyettir. İnşaat yapıyorsunuz oluyor, bunu bir yere satmanız gibi bir şey söz konusu değil. Dolayısıyla döviz kullanan döviz kazandırmayan bir sektör. Bu bakımdan da inşaata dayalı büyüme dış ticaret açığının genişlemesine ve Türkiye’nin dış dengelerinin sarsılmasında önemli rol oynuyor. Sanayi sektörü öyle değil, sanayi sektöründe ürettiğini mali ihraç da ediyorsunuz ithal da ediyorsunuz. Bu bakımdan da inşaat sektörüne dayalı bir büyüme çok kaygı verici. Hafta sonu işsizlik rakamları gelecek. Mevcut durum Türkiye’nin yüzde 10 unun üzerine çıkmış olan işsizlik rakamının aşağıya indirecek yüzde 11.1 lik saman alevi gibi büyümeyi eşdeğer bir istihdam olacağından kaygılarımız var. Eğer bu kaygılarımız da gerçekleşirse Türkiye 2000 li yılların 1990 lı yılların geleneksel, artık yapısal olarak kronikleşmiş istihdam yaratmayan, sermaye girişlerine bağımlı, yapay teşviklerle şişirilmiş, biraz da istatistiğin oynaması demek istemiyorum ama yeni milli gelirin sadece hacim endeksi ile hesaplanmasının sonuçları bunlar. Yaratılmış hormonlu bir büyüme dalgası ile karşı karşıyayız.

 

BİRGÜN GAZETESİ

Haberin etiketleri:

Türkiye, inşaat, sermaye, sıcak, borç, ekonomi, döviz, kriz


Haber okunma sayısı: 194

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

harac-mezat-ozellestirme

Haraç mezat özelleştirme

17 Şubat 2018 Cumartesi 09:53
yapida-sirali-denetim-donemi

Yapıda sıralı denetim dönemi!

15 Şubat 2018 Perşembe 09:05
elektrik-zarari-vatandasi-carpti

Elektrik zararı vatandaşı çarptı

12 Şubat 2018 Pazartesi 10:12
depodaki-zammin-fisi-korkutucu

Depodaki zammın fişi korkutucu

03 Şubat 2018 Cumartesi 09:26
denetimsiz-harcamaya-12-milyar

Denetimsiz harcamaya 1.2 milyar

03 Şubat 2018 Cumartesi 08:49
62-milyar-lira-nereye-harcanabilir

6.2 milyar lira nereye harcanabilir?

03 Şubat 2018 Cumartesi 08:41

ÜLKE GÜNDEMİ

Hukümette herkes ayrı telden çalıyor

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay,TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, içinden geçilen sürecin polemik

Terör örgütleri o bölgeden temizlenecek

AKP Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, Malatya İl Başkanlığında 13 ilçenin ilçe, kadın ve gençlik

MHP'den taksicilere destek

MHP İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, Afrin'de

Ziraat Bankası 1,5 milyarı betona gömüyor

CHP Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, açıldıktan bir yıl sonra mali sıkıntıya giren

Afrin'de huzur sağlayacağız

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, Kemalpaşa Belediyesi Kültür Merkezi'nde ilçede hizmet veren berberler

Her Kürt terörist mantığı .....

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Meclis Genel Kurulunda geçen hafta

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL