Haber Detayı
04 Temmuz 2021 - Pazar 14:44 Bu haber 238 kez okundu
 
Vahşetin ismi Immurement
Eski tarih suç işleyenlerin ve hükümdarların keyfi kararlarıyla vahşi şekilde öldürülenlerin hikayeleriyle dolu, Bu vahşi şekilde öldürme yöntemlerinden biriside Immurement. Immurementi bir kişinin çıkışı olmayan bir alana kapatılarak acı içinde ölmesini sağlama yöntemine verilen bir addır. İbret verici bu ölüm yöntemini sizler için derledik
Gizemli olaylar Haberi


Immurement, bir kişinin çıkışı olmayan kapalı bir alana kapatıldığı bir uygulamadır. Normalde, hapsedilen bir kişi, ya susuzluktan ya da açlıktan ölene kadar o boşlukta bırakılırdı. Ölüm genellikle boğulma şeklinde olurdu

İmmurasyon genellikle suçlulara uygulanan bir infaz şekli olarak gerçekleştirilse de, bu infaz biçiminin başka nedenleri de olabilir. İmmurement örneklerinin belirli bir bölgeye yada devlete ait olmadığınıda söylemekte fayda var. Çünkü İmmurement dünyanın çeşitli kültürlerinde yer alıyor ve uygulanıyordu. Değişik ülkelerde yapılan araştırmalarda  duvarların arkasına gömülmüş olan insanların iskeletleri bulundu. Buda İmmurementin değişik ülkelerde uygulandığını kanıtladı.

'
Imure' kelimesi, sırasıyla 'içinde veya içine' ve 'duvar' anlamına gelen Latince 'in' ve 'murus' kelimelerinden türetilmiştir. Kelimenin kökeni, 'duvarların içine kapanmak' anlamına gelen Orta Çağ Latince 'immurare' kelimesine kadar uzanır. 

 

Antik Roma'da Immurement
Antik Roma bağlamında  , immurement çoğunlukla Vesta Bakireleri ile ilişkilendirilir. Daha spesifik olarak, bunun bekaret yeminini bozmaktan suçlu bulunanlar için bir ceza yöntemi olarak uygulanırdı


Roma Forumu'ndaki Vesta Bakireleri Evi, Roma ( Jazmine  / Adobe Stock)

Vesta Bakireleri için özel olarak açılmış bir üniversite vardı. Bu üniversiteden mezun olan Vesta Bakireleri ünvanını alır ve bir çok ayrıcalığa sahip olurken Roma tanrıçası ünvanınıda alırlardı. 

Bu rahibelerin en önemli görevleri, Vesta Tapınağı'ndaki ateşin sürekli şekilde yanmasını sağlamaktı. Vesta'da yanan bu ateşin şehri koruduğuna, ateşin sönmesi halinde şehrin kıyameti yaşayacağına inanılıyordu. Ayrıca Vesta Bakireleri Roma'nın refahından sorumlu olduklarına inanılıyordu

Öte yandan, görevlerini ihmal eden bir Vesta Bakire korkunç şekilde cezalandırılıyordu. Örneğin bir Vesta bakiresinin herhangi bir nedenden dolayı bekaretini kaybetmesi en ciddi suçlardan biriydi ve vatana ihanetle eşdeğer kabul edilirdi. Bu suçu işleyen Vesta Bakiresinin cezası diri diri gömülmekti.

Cornelia'nın Ölümü (G. Machetti /  CC BY 4.0 )


Bekaretini kaybeden yada başka bir suç işleyen Vesta Bakiresi Papalık konseyi tarafından mahkûm edildiğinde, vittaları ve diğer makam nişanları elinden alınır kırbaçlanır, kefene benzeyen bir elbise giydirilir, kapalı bir kutuya konur, ağlayan akrabalarının katıldığı bir tören düzenlenir. Şehir surlarının içinde bulunan Campus Sceleratus adı verilen bir yere götürülür, içinde bir kanepe, bir lamba, bir masa, birazda yiyecek bulunan bir odaya sokulduktan sonra kapı kısmı tuğla ile örülerek ölüme terkedilirdi.

Vesta Bakireleri tarikatı yaklaşık 1.000 yıl boyunca varlığını sürdürmüştür, ancak mevcut kaynaklarda sadece 10 Vesta Bakiresi'nin diri diri gömülerek öldürüldüğü kayıtlara geçmiştir. 


İran'da suçluları duvarlar arasına hapsederek onları açlıktan veya susuzluktan ölüme terk etme geleneği vardı. 

Gezgin MA Hume-Griffith 1900'den 1903'e kadar İran'da kaldı ve şunları yazdı: 

Bazen çölde görülen bir diğer üzücü manzara, talihsiz bir kurbanın diri diri örüldüğü tuğla sütunlardır... Kurban, yarısı hazır olan daya konur; o zaman cellat merhametliyse çabucak yüzüne yapışır ağzını ve burnunu kapatarak çabuk bir şekilde ölmesini sağlardı. Bazen de tuğlaların arasından az miktarda havanın geçmesine izin verilir ve idam mahkumu günler süren işkenceli bir ölümle hayatını kaybederdi. 

1630'dan 1668'e kadar bir mücevher tüccarı olarak İran'a gidip gelen Jean-Baptiste Tavernier , Hume-Griffith'in 250 yıl sonra kaydettiği geleneğin hemen hemen aynısını gözlemledi. 

Tavernier, esas olarak diri diri gömülmenin hırsızlar için bir ceza olduğunu ve hırsızlıktan tutuklananların sadece kafası açıkta kalacak şekilde gömüldüğünü belirtiyor.  Ona göre, bu kişilerin birçoğu yoldan geçenlerden başlarını kesmelerini, diri diri gömülmenin yasaklanmasını cezanın hafifletilmesini isterdi.

John Fryer ,1670'lerde İran'da seyahat ederken şunları yazmıştı.

Bu Ova'dan Lhor'a , hem karayollarında hem de yüksek dağlarda, diri diri gömülmüş hırsızların anıları sık sık anlatılıyordu. Yuvarlak bir taş mezara gömülen suçlunun kafası dışarıda bırakılarak etrafı sıvanıyordu. Kafaların dışarıda bırakılmasının nedenide, yırtıcı kuşların kafatasını parçalayarak onların acı içinde ölmelerini sağlamaktı.

1860-1863 yılları arasında İran'da diplomat olarak kalan EB Eastwick Sardar i Kull ve askeri yüksek komutan Aziz Khan ile tanıştı. Aziz Khan, Eastwick'e kısa süre önce ikisi baş aşağı olmak üzere 14 soyguncunun canlı canlı duvarlar arasına kapatma emri verdiğini söyledi.  Şiraz'da  4 yıl boyunca valilik yapan Firza Ahmed, çeşitli suçlardan ceza alan 700'den fazla mahkumun ellerini kestirmişti

Bu el kesme cezalarının yanı sıra birçok soyguncu ve suçlu diri diri gömülmeye ölüme mahkum edildi; Bu canlı mezarların kalıntıları Şiraz'daki Derwaze-i-kassah-khane ("Mezbaha Kapısı") dışında hala görülebilirken , küçük Abade kasabasına girerken başka bir diri diri gömülenlerin mezarıda dizi halinde yolu kaplıyordu..

Babür İmparatorluğu'ndan Kaçan Kraliyet ailesi 
1650'lerin sonlarında, Babür imparatoru Şah Jahan'ın  oğulları, babaları ölünce tahtı ele geçirmek için savaşa başladılar. Aurangzeb'in girdiği bütün savaşlardan galip çıkmayı başardı. Üvey kardeşlerinden Şah Shujah güçlü olduğunu kanıtlasada, 1661'de Aurangzeb onu yendi. Shah Shuja ve ailesi Arakan'a sığınarak kraldan kendilerini korumasını istedi. Arakan kralı bu isteğe olumlu cevap versede, sonunda Aurangzeb'in baskılarına boyun eğmek zorunda kaldı. Shah Shuja ve oğullarının kafaları kesildi, kızları ile ileri derecede hamile olan karısı bir odaya hapsedilerek kapı kısmı örüldü. Onlarda diri diri gömüldükleri odada açlıktan öldüler.


Moğol Cenazesi Imurement 
Imurement, çoğunlukla bir tür ceza olarak gerçekleştirilir, ancak başka amaçlar için, örneğin bir insan kurban etme biçimi olarak da kullanılırdı. Cenaze ritüelinin bir parçası olarak hizmetkarları veya köleleriyle birlikte gömülen seçkinlerin hikayelerine çeşitli antik kültürlerde rastlamak mümkün.Efendileri ile beraber gömülen insanların ahirete efendilerine eşlik edebilmeleri için kurban edildiğine inanılırdı 


Bazı durumlarda, kurbanlar gömülmeden önce öldürülürdü. Ancak bazıları bundan istisna tutularak diri diri gömülürdü. İkinci ölüm şeklini İbn Batuta seyahatnamesinde açıkça belirtmiş

İbn Battuta 14. yüzyıl Avrupa, Afrika ve Asya'nın çoğunu gezdi (Weetjesman /  CC BY-SA 4.0 )

Fas , Tanca kökenli İbn Battuta  14. yüzyıldan kalma bir  gezgindi . 1325 ile 1355 yılları arasında, toplam 120.000 km (75.000 mil) seyahat ederek, o dönemde var olan bütün Müslüman ülkeleri gezdi , hatta  doğuda Çin'e kadar gitti. O zamanlar Moğol Yuan Hanedanlığı tarafından yönetilen Çin'e yaptığı ziyarette, insan kurban etmek için immurment kullanımının uygulandığını seyahatnamesinde açıkça belirtmişti.

İbn Battuta'ya göre Han, çıkan bir isyan sırasında saray dışında öldürülmüştü. İbn Battuta, öldürülen Han'ın cenazesini seyahatnamesinde şöyle anlatıyor:

“Öldürülen Han'ın cenazesi, yüz kadar akrabasıyla birlikte getirildi ve onun için yerin altına büyük bir kabir kazıldı, içine çok güzel bir sedir yerleştirildi ve Han'ın, silahları sedirin üzerine serildi. Evindeki tüm altın ve gümüş kapları, dört kadın kölesi ve en sevdiği Memlüklerden altı tanesi  birkaç kap içkiyle birlikte yanına konuldu . Daha sonra kabrin üzeri kapatılarak diri diri gömülmeleri sağlandı. Ve kabrin üzerine büyük bir tepenin yüksekliğinde toprak yığıldı”

 

Yeni Asur intikamı 
Yeni Asur İmparatorluğu'nun acımasız imparatorları kadim tarihte düşmanlarına karşı uyguladıkları vahşetle anılırlar. 

Asur İmparatoru Ashurnasirpal II (. R 883-859 BC) düşmanlarına uyguladığı vahşeti şöyle anlatıyor:

Şehrin büyük kapısının önüne bir duvar ördüm. Yakaladığım düşman Şeflerinin önce derilerini yüzdüm  sonra duvarı onların derileriyle kapladım. Bazılarını duvarın içine diri gömdürdüm. Bazılarınıda duvar boyunca kazığa geçirdim. Yüz derilerini yüzdürdüklerimi ise, düşmanlarıma ibret olmaları için serbest bıraktım.

İmmured iskeletler 

Birçok yerde, binalarda ve harabelerde duvarlara gömülmüş iskeletler bulunmuştur. Bu buluntuların birçoğunun, bina inşa edelirken kurban edilen insanlara ait olduğu iddia edilsede, bunların çeşitli nedenlerden dolayı diri diri duvara gömülen insanlar olduğu savunuluyor.

Thornton Manastırı 

Thornton Manastırı Harabeleri
Thornton Manastırı kalıntılarında yapılan araştırmada duvarların arasına gizlenmiş bir odada bir iskelet, bir masa, bir kitap ve bir mum bulundu. Bu iskeletin aniden ortadan kaybolan ve izine bir daha rastlanmayan on dördüncü başrahipe ait olduğuna inanılıyor. Ama hangi suçtan dolayı odaya diri diri gömüldüğü ise bilinmiyor

Dublin'deki Kale 
1755 yılında Dorset Dükü'ne ait bir kalede , bir hizmetçi odasının duvarının arkasında çıplak bir adam iskeleti bulundu . İskeletin ayaklarında tahta takunya, yanında ise dini yazıtlı bir mühür vardı. Diri diri gömüldü anlaşılan bu kişinin bir devlet mahkumu olduğu düşüncesi yıllardır tartışılıyor.

Cesvaine Sarayı, Letonya 
1778'de Cesvaine Sarayı'nda yapılan restorasyonlar sırasında bir duvarın arkasında kadın elbiseli bir iskelet bulundu. İskeletin kime ait olduğu ve kim tarafından kadının oraya konulduğu ise sır olarak kaldı


Tiefburg, Handschuhsheim'daki hapsedilmiş şövalye 

1770 yılında , o zamanlar Handschuhsheim köyü olan Heidelberg'in ortaçağ kalesi Tiefburg'da  insan kalıntıları bulundu . 

Sarmal bir merdivenden aşağı inmeye çalışan kale sahibi bir duvarın boş geldiğini fark etti ve duvarı yıktırarak içeriyi incelemeye başladı İçinde tam zırhlı bir iskelet vardı; İskeletin kafasında bulunan kaskta birkaç kılıç darbesiyle birlikte yaldız izleri yer alıyordu. Bireyin bir kan davasında yenildiği ve uzak bir zamanda diri diri gömüldüğü sonucuna varıldı. Bu düşünce tarzı doğruda olmayabilirdi.

Malmö'deki keşiş 
1770'lerde, 1. Baronet Sir Nathaniel Wraxall, İsveç ve Danimarka gibi ülkeleri gezdi ve yolculukları hakkında bir anı yazdı. Malmö'ye yaptığı ziyaretten hiç memnun değildi ve ilgi çekici olan tek şeyin kilise duvarına gömülmüş bir keşişin iskeleti olduğunu söyledi. Geleneğe göre, keşiş zinadan suçlu bulunmuş ve küçük bir delikten yumurta ile besleyerek dokuz gün sağ kalması ve ızdırap çekmesi sağlanmıştı

Bebeklerin örülmüş tabutları 
1686'da Bremen'de 132 yıllık bir şehir kapısı yeniden inşa edildiğinde, içinde bir çocuğun iskelet kalıntılarının yer aldığı küçük bir tabut bulundu. Bir asır önce, 1589'da surlar yeniden inşa edilirken, böyle bir tabuta rastlanmamıştı. 200 yıldan fazla bir süre sonra, 1812'de, duvarlara gömülü yaklaşık 50 küçük meşe tabut daha keşfedildi. Ancak bunların içi boştu

1819'da Harburg surları yenilendiğinde tıpkı Bremen surlarında olduğu gibi bir dizi çocuk tabut bulundu. Ancak Harburg'da bulunan 50 meşe tabutunun aksine bu tabutların içi çocuk iskeletleriyle doluydu. 

Çocuklar öldükten sonramı, tabutlarıyla beraber surlara gömülmüşlerdi, yoksa tabutların içine sokularak diri diri mi surların içine gömülmüşlerdi, bunu bilmek mümkün değildi. Ama diri diri gömülmeleri en doğru olasılıktı.

 

Immurement ve Budizm
Kurban kesmenin bir tür gelenek olduğu durumlarda, kurbanların, kurban olup olmadıklarını isteyip istemedikleri tam olarak bilinmiyor. IBu dini intihar biçimi  Hinduizm ,  Jainizm ve  Budizm'de uygulanmıştır ve yazılı kaynaklarda örnekleri bulmak mümkün. Bununla birlikte, bunlardan en dikkat çekici olanı, bazı Budist rahiplerin kendi kendini mumyalamalarıdır, Bugün bu mumyalanmış kalıntılar hala görülüyor.


Kendi kendini mumyalamış Budist rahiplerin en iyi bilinen örnekleri, belki de Japonya'dan gelenlerdir ve  bunlara sokushinbutsu  ("bu bedende bir Buda" anlamına gelir) denir  . 2016'da yayınlanan bir makaleye göre  , Japonya'da bilinen 16  sokushinbutsu var , ancak keşfedilmeyi bekleyen daha pek çok sokushinbutsu olduğuna inanılıyor. 


Bu keşişlerin, Shingon Budizm okulunu kuran 8./9. yüzyıl Japon keşişi Kukai'yi taklit etmek amacıyla kendilerini mumyaladıkları düşünülmektedir. Kukai'nin MS 835'te öldüğü kaydedilmesine rağmen, efsaneler aksini söylüyor. 


Kukai (Ulusal Müzelerin Entegre Koleksiyonlar Veritabanı, Japonya /  CC BY 4.0 )

Efsaneye göre, keşiş ölmedi, nyujo adı verilen meditatif bir trans durumuna girdi  . Efsane, Kukai'nin "önceden belirlenmiş sayıda ruhu nirvanaya götüreceği" yaklaşık 5.67 milyon yıl içinde askıya alınan animasyonundan çıkmayı planladığını belirtir. 

Bununla birlikte, bir Japon keşişin kendi kendini mumyalamaya teşebbüs ettiğine dair kaydedilen ilk örnek 1081'dedir. Shojin adındaki bir keşiş, Kukai'nin izinden gitmeye çalıştı ve kendini diri diri gömdü. Ancak müritleri dışarı çıkarmaya geldiklerinde cesedinin çürümeye başladığını gördüler. Ne yazıkki Shojin çok istemesine rağmen sokushinbutsu olamamıştı

Japon keşişlerin kendilerini mumyalamanın mükemmel yolunu bulmaları için yıllarca deneme yanılmalar yapması gerekiyordu. Bu süreç en az üç yıl sürüyordü.  Bunun merkezinde ise 'ağaç yeme eğitimi' anlamına gelen  mokujikigyo vardı. Keşişler kendilerini açlıktan ölüme terk etmek yerine, dağda yiyecek bulabilecekleri şeylerle geçineceklerdi. Bin gün süren, bu zorve çileli yaşantının  ardından keşiş ruhsal olarak nyujo'ya girmeye hazır olacaktı  . 

Bununla birlikte, çoğu keşiş bin günlük bu süreci, iki bin güne, üç bin güne uzattıkları bilinmektedir. Biyolojik olarak konuşursak,  mokujikigyo  vücuttaki yağ, kas ve nemden kurtulmanın yanı sıra vücudun parazitlerinden ve bakterilerinden besinleri kesmeye hizmet eder. Her iki etki de bedeni ölümden sonra çürümekten korumaya yardımcı olacaktır.

Keşiş daha sonra tüm yiyecek alımını azaltacak ve sonraki yüz gün boyunca yalnızca sınırlı miktarda su içecektir. Keşişin son günlerinde, müritleri onu 3 m (10 ft) derinliğindeki bir çukurda bulunan kutuya indirirdi. Keşiş kutuya diri diri gömüldükten sonra, kutu sıkıca kapatılır, Kutunun tepesinden açılan bir delikten içeriye uzatılan bir bambu ile Keşişin hava alması sağlanırdı. Keşiş meditasyonunu sürdürüken sağ olduğunu göstermekiçinde kutunun içine konan küçük bir çıngırağı çalardı.Çıngırağın düzenli bir şekilde çalınması onun sağ olduğunu gösterirdi.


Kutsal bir sokushinbutsu olan Luang Pho Daeng'in kalıntıları (Andrew Yang /  CC BY-NC-SA 2.0 )

Zil sesi durduğunda, keşişin öğrencileri efendilerinin ölümünü doğrulamak için mezarı açar, bambu hava yolunu çıkarır ve keşişi yeniden gömerlerdi. Bin gün sonra, keşişin gerçekten bir sokushinbutsu olup olmadığı belirlenebilmek için  ceset tamamen çıkartılırdı. Ceset çürüyerek parçalara ayrılmaya başlamışsa keşişin sokushinbut olmadığı anlaşılırdı. Ama cesette  hiçbir çürüme belirtisi bulunmazsa, keşiş gerçek bir sokushinbutsu ilan edilerek kutsallaştırılırdı

Wu Mingren

Kaynaklar:Ancient-origins

Referanslar

Wikipedia

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Vahşetin, ismi, Immurement,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Alanyaspor
3
4
0
0
1
1
2
Adana Demirspor
3
3
0
0
1
1
3
Trabzonspor
3
2
0
0
1
1
4
Beşiktaş
3
1
0
0
1
1
5
Galatasaray
3
1
0
0
1
1
6
Sivasspor
1
1
0
1
0
1
7
Gaziantep FK
1
1
0
1
0
1
8
Fatih Karagümrük
0
2
1
0
0
1
9
Giresunspor
0
2
1
0
0
1
10
Kayserispor
0
0
1
0
0
1
11
Antalyaspor
0
0
1
0
0
1
12
Ümraniyespor
0
0
0
0
0
0
13
MKE Ankaragücü
0
0
0
0
0
0
14
Konyaspor
0
0
0
0
0
0
15
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
0
16
Hatayspor
0
0
0
0
0
0
17
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
0
18
Başakşehir FK
0
0
0
0
0
0
19
İstanbulspor
0
0
1
0
0
1
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1
Haber Yazılımı