Haber Detayı
22 Mayıs 2021 - Cumartesi 22:31 Bu haber 137 kez okundu
 
Papanın katlettirdiği kedilerin laneti
M.s. 5 yüzyıldan başlayan ve Fransız devrimine kadar süren ortaçağda papalar kedilere hiç iyi gözle bakmamışlar ve binlerce kedinin katledilmesini sağlamışlardı.Binlerce kedinin katli ise Avrupa'nın üzerine lanet olarak çöktü. Bu lanet binlerce kediye karşılık milyonlarca insanın canını aldı
Gizemli olaylar Haberi


M.s. 5 yüzyıldan başlayan ve Fransız devrimine kadar süren ortaçağda papalar kedilere hiç iyi gözle bakmamışlardı. Bir kısmı kedilerin şeytanımsı uğursuzluk getiren varlıklar olduğunu söylemişlerdi.
 
Eski Mısırlıların kedilere doğa üstü güçler, eski avrupa paganların ise asalet ve güzellik imgeleri vermeleri katolikliğe karşı yapılmış sapkın anlayış olduğuna inanılmasından dolayı kedilerin tamamen yok edilmesi amaçlanmıştı.
 
Kilisenin bu eski inanç tanımlamalarını tamamen başka türlü yorumlamaları sonucunda bir kısmı şeytanın kediye hulul ettiğine, bir kısmı ise siyah kedilerin şeytanın yardımcıları olduklarına inanmışlardı !!!
 
Hala günümüzde bile siyah kedinin uğursuzluk imgesi olduğuna inanılmasının altında 1233'de başlayan Vatikan fetvaları yatar.
 
Bu tarihlerde kilise, eski pagan yerel inanç ve ananevi olguları yok etmek için siyah kedilerin şeytanın hizmetkarları oldukları gibi söylentileri yaymaya başlamıştı.
 
Katolik ve ortodoksluktan ayrı mezhepler olan Khatar, Vaudois ve bogomil gibi mezhep inananlarının sapkınlar oldukları suçlamaları sonucunda, soykırımlarla yok edildikleri bir çağda, vatikanın paganizm olarak adlandırılan inanç ve anlayışların gözlerinin yaşına bakacağı düşünülemez bile.
 
Bu çağlarda sapkınlar çemberini iyice genişleten kilise, 12'ci yüzyılda baştan cadılarla mücadele ettiği iddiasindan sonra başlatılan cadı avında yüzde doksanı kadınların oluşturduğu yaklaşık 500 bin kişi diri diri yakılarak veya işkenceyle yok edilmişti.
 
Bu tür konu açıldığında İtalyan filozof Giordano Bruno gelir hep akla.
Katolik inancını eleştirmesinden dolayı sapkın suçlamasıyla Venedikte yargılanırken, konsile "itiraf edin siz benden daha çok korkuyorsunuz" sözünden gerçektende çok korkan konsil, Bruno'yu meydanda yakılmaya göndermeden önce dilini kestirmişti !!!
 
13'cü yüzyılda papaz ve evekler kedilerin tamamen cadılık ve sapkınlıkla eşdeğer olan hayvanlar olduklarını söylemeye başlıyorlar.
 
Bu söylemleri oanylayan papa VII İnnocent'in (1336-1415) kedilerin katledilmesi emriyle o dönem milyonlarca kedi katlediliyor.
 
Papa VIII İnnocent (1432-1492) dahada sertleşerek verdiği fetvanın vahşet boyutunu dahada yükseklere çekmişti.
 
Papa, hiristiyanlığın kesin emri olarak cadıların kedileriyle birlikte diri diri yakılmasını fetvasında emrediyordu.
 
Bu dönemde insanlar vatikan önderliğinde kedilere karşı vahşette sınır tanımıyor, horoz ve domuzlarda kediler kadar olmasada onlarda katliamdan nasiplerini alıyordular. Genellikle kadınlardan oluşan kurbanlar, kedileri geceleri şeytanımsı varlıklara dönüştürerek eski pagan inanç geleneklerini şeytanla beraber kutluyorlar gerekcesiyle, yüzbinlercesi ya boğularak veya kedileriyle birlikte odun üstünde yakılarak katledilmişti.
 
Bu dönemde siyah kediye sahip olan her insan diri diri yakılma tehlikesi taşıyordu.
 
Tanrı parmağının degmesinden oluştuğuna inanılan beyaz bir leke siyah kedinin üzerinde varsa, bu beyaz leke hem kediyi hemde sahibini kurtarabiliyordu.
 
Bu dönem ortaçağ avrupasında şeytanın kediye hulul ettiği ve cadılarla işbirliği yapmalarına inanılmasından dolayı kediler, mahkemelerde aynı bir insan gibi yargılanıyorlardı.
 
Bazende bir insanı suçlama ve idam edilme nedenide olabiliyordular !
T
empliye şövalyeleri yargılamaları buna örnektir.
Şöylekine; Templiyeler yargılanırken şeytana saygı gösteriyorlar suçlamalarına delil ise kedilere iyi davranarak seviyor olmalarıydı sadece !!! Asırlarca süren kedi katliamları Fransız devriminden sonra başlayan insancıllar hareketinin yükselişi sonrası devrimcilerin vatikan sapkınlıklarına karşı tavır almaları sonucu ancak son bulmuş, yasayla yasaklanmıştı.
 
PAPANIN KEDİ DÜŞMANLIĞI AVRUPA'DA VEBAYI TETİKLEDİ
İlk kez 1300'lü yıllarda Çin ve Orta Asya'da ortaya çıkan veba, oradaki nüfusun üçte birini yokedip, şehirden şehire dolaşan ticaret kervanları ile Hindistana, Orta Doğu'ya, Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlara dek yayılmıştı.
 
1346'de Kıpçak Ordusu, Ceneviz'lilerin Kırım'daki ticaret kolonisi olan Kefe (Caffa) şehrini kuşattığında, kayıtlara geçmiş ilk biyolojik savaş olarak, vebadan ölmüş insan cesetlerini mancınıklarla, surların üzerinden şehrin içine fırlattılar. Bu hastalıklı vücut parçalarının alelacele toplanıp yakılması çabalarına rağmen şehirde salgının başlaması engellenemedi. Şehrin düşmesini takiben Cenevizliler veba mikrobuyla enfekte farelerle dolu gemilerine binip Avrupa'ya döndüler ve Batı Dünyası veba ile tanıştı.
 
Hastalık ağrı, ateş, bulantı ile başlıyor; kollarda, dirseklerde, koltukaltlarında, kasıklarda, yumurta büyüklüğünde mor kabarıklıklar oluşuyor, kendiliğinden patlayan bu şişliklerden kötü kokulu, siyah bir cerahat fışkırıyor, bu sırada oluşan ferahlık hissini takiben hastalar 4-5 gün içinde ölüyorlardı.
 
Hastalığın tedavisi yoktu ve neyin sebep olduğu bulunamıyordu. Ölmeden önce, cilt altı kanamalarından dolayı hastaların rengi mor/siyah bir renk aldığından dolayı hastalık “kara ölüm” olarak anılıyordu.
 
1347 ile 1351 yılları arasında Italya'dan başlayan bu veba salgında Avrupa'nın yarıya yakınının ölmesinin yanısıra, uğursuz oldukları yaftası ile musevi, çingene, dilenci, yabancılar başta olmak üzere, azınlıklara zulmedilmesine yol açtı; başta Papa'lık olmak üzere Avrupa'da mevcut sosyal yapının temelden değişmesine yol açtı.
 
Zamanın yönetenleri salgını önlemenin yollarını aradılar; büyü yaptılar, büyü bozdular; tütsü yaptılar, kurban kestiler; hastaları, evleri, mahalleleri izole ettiler, ancak hastalık ortalığı kasıp kavurmaya devam etti.
 
Neredeyse hiçbir ülkede doktor kalmamıştı. Doktorlar baskı altında hastaları tedaviye zorlanıyor, hastalığın çaresinin olmadığının farkında olan bu insanlar hasta ile temastan kaçınırlarsa öldürülüyor, hasta bakımını üstlenirlerse kendileri ve aileleri vebadan ölüyorlardı. Doktorların hayatta kalmak için tek çaresi yerlerini yurtlarını terkederek izlerini kaybettirmekti.
 
Çaresiz kalınan her durumda olduğu gibi insanlar bir taraftan dine sarılırken diğer taraftan birbirlerini suçlayarak günah keçileri aramaya koyuldular.
 
Zamanla kilisenin etkisiyle kara ölüm'ün, Tanrı tarafından günahkar yaşamları yüzünden insanlara gönderilen bir ceza olduğuna inandılar. Bazı dindarlar, Tanrı'nın öfkesini kendi üstlerine çekip, diğer insanları kurtarmak uğruna kendilerini kırbaçladılar, kollarını bacaklarını budadılar. Özellikle Brüksel ve Strasburg'da bu musibetin, museviler yüzünden insanların başına bela olduğu dedikosu yayılmaya başladı. Birçok Avrupa kentinde ise salgının cadılar yüzünden çıktığı iddia edilerek suçsuz yere zavallı insanlar meydanlarda yakıldı, uçurumlardan atıldı.
 
En korkunç tedbirlerden biri ise geceleri parlayan gözleri ve ortalıkta çok dolaşmaları yüzünden cadıların yardımcısı oldukları düşünülen kedilere karşı alındı. Zaten eski Avrupa kavimlerinde kedi fuhuş ve serbestliğin sembolüydü, ve Papa III. İnnocent’in verdiği fetva ile kediler, bilhassa siyah renkli olanları şeytanın yardımcısı gözüyle görülüyor, uğursuzluk ve müsibet getirdiklerine inanılıyordu. Salgının sorumlusu sanılan bu zavallı hayvanlar yakalandıkları her yerde, nesli tüketilircesine çoğu dafa yakılarak yok edilmeye başlandı.
 
Ancak insanoğlu bir şeyin farkında değildi ve kedileri yok etmeye kalkışmakla, kendisine en büyük kötülüğü, yine kendisi yaptı.
 
Hastalığa sebep olan ve sonradan, 19. yüzyılda tanımlanarak “Yersinia Pestus” olarak isimlendirilecek olan veba mikrobu, farelerde yaşayan bitini konak olarak kullanıyordu ve ortaçağ Avrupa'sında her yer fare kaynıyordu.
 
Orta çağ Avrupası'nda hakim derebeylik sistemi zengin egemenler ile fakirler arasında büyük uçurumlar yaratmış, yoksulluk, cehalet ile birlikte yeterince beslenememe, berbat koşullarla dolu sefil bir yaşamı beraberinde getirmişti. İnsanlar temizliğin öneminin farkında değildiler, kanalizasyon yoktu, temiz su bulmak mümkün değildi, ve sadece sokaklar değil, evler de pislikten geçilmiyordu, her yer insan dışkısı, çöp ve ölü hayvanlarla doluydu.
 
Doğaları gereği fare avcıları olan kediler ortadan kaldırılınca, üzerinde veba mikrobu taşıyan pirelerle dolu fareler, inanılmaz sayıya ulaştı ve veba salgını tamamen kontrolsüz hale geldi. Avrupa'lılar gördükleri heryerde kedileri öldürmek suretiyle bir salgına karşı alınabilecek ilk ve en önemli savunma hatlarını farkında olmadan, kendi elleriyle ortadan kaldırmışlardı.
 
Kendi seyrine bırakılan vebanın, 500 milyon olan o zamanki Dünya nüfusundan 100 milyonunun ölümüne sebep olmuştur ve söz konusu veba salgını bu güne kadar insanlığın başına gelen en önemli felaketlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Papanın, katlettirdiği, kedilerin, laneti,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Alanyaspor
3
4
0
0
1
1
2
Adana Demirspor
3
3
0
0
1
1
3
Trabzonspor
3
2
0
0
1
1
4
Beşiktaş
3
1
0
0
1
1
5
Galatasaray
3
1
0
0
1
1
6
Sivasspor
1
1
0
1
0
1
7
Gaziantep FK
1
1
0
1
0
1
8
Fatih Karagümrük
0
2
1
0
0
1
9
Giresunspor
0
2
1
0
0
1
10
Kayserispor
0
0
1
0
0
1
11
Antalyaspor
0
0
1
0
0
1
12
Ümraniyespor
0
0
0
0
0
0
13
MKE Ankaragücü
0
0
0
0
0
0
14
Konyaspor
0
0
0
0
0
0
15
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
0
16
Hatayspor
0
0
0
0
0
0
17
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
0
18
Başakşehir FK
0
0
0
0
0
0
19
İstanbulspor
0
0
1
0
0
1
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1
Haber Yazılımı